DAMLA ÇAKIR’IN KALEMİNDEN!
Ben bugün yaptığımız Gaziler Derneği gezimizde; Kuzey Kıbrıs ve Kore’nin 1974’te savaştığını, bu Muharip Gaziler Derneğinde gaziliğin şimdiki nesilden sonraki nesillere aktarıldığını öğrendim. Yaşlılar ölse bile çocukları, torunları bu görevi sürdürebilecekler.
Yeni gelen kaymakam ve belediye başkanı, gaziler için özel bir mezarlık gibi bir yer yapmış. Bu sayede gazilerin yeri hep belli olacak. Gazilerin yerinin hep belli olmasını istiyor sevgili başkanımız.
Her yere bilgilendirme için de gidiyorlarmış; üniversiteye ayrı, ilkokul ve anaokuluna ayrı, askeriyeye ayrı. Öyle de söyledi sevgili başkanımız. Savaşın aynı zamanda bazı anlatılamayacak yönleri de vardır; savaşın her konusu anlatılmazmış.
Aynı zamanda Filistin ve Suriye’nin savaş olarak televizyonda gösterildiğini de anlattı. Çocukların da cin gibi olduklarını; akıllı ve meraklı olduklarını söyledi. Savaşın çok önemli bir şey olduğunun da aynı zamanda altını çizdi.
Savaş olmazsa eğer ülkemizin namusu, şerefi ve haysiyetini koruyamazmışız. Bundan dolayı savaş çok önemli bir durumdur; olmazsa olmazdır.
Aynı zamanda son olarak da vatan sevgisinden bahsetti. “Bizler kimsenin canını yakmayız fakat canımızı yakanlar olursa, canımızı yakanların gözünü çıkarırız, onlarla savaşırız.” dedi. Bu da konuşması boyunca bizler için çok önemli bir söylemdi.
Son konuşmasını da “Ne mutlu Türküm diyene!” diyerek bitirmiş oldu.
Başkanımızın anlattıkları gerçekten paha biçilemezdi. Çok keyifli bir gün orada geçirmiştim. Türkiye Muharip Gaziler Derneği Başkanımız Neşet Turhan ve Başkan Yardımcısı Şükrü Altay ve dernek üyelerine teşekkürler…
Ne Mutlu Türküm Diyene!










