Öteden beri İskenderun Atatürk Anıt Alanı, konserleriyle ünlüdür. Bu Alandan kimler geldi kimler geçti… Leman Sam, Edip Akbayram, Soydan Soydaş, Selin Sümbültepe, Medeniyetler Korosu, Koray Avcı, Kıraç, Buray, Hadise, Zara, Yalın, Mustafa Ceceli, İbrahim Sadri, Oğuzhan Koç geçmiş yıllarda sahne almışlardı.
2026 Festival programında ise Elif Buse Doğan, Uğur Aslan, Çelik, Mahsun Kırmızıgül halk konserleri kapsamında Anıt Alanında halkla buluştu… Festival konserlerini izlemek için binlerce insan sahile akın etti. Açıda otak kaderi paylaşanlar bu kez de hep bir ağızdan şarkı söylemek ve dans emek için…
6 Şubat 2023’te yaşanan büyük depremler, Hatay başta olmak üzere on bir ili derinden sarstı. Yıkılan binalar, kaybedilen canlar ve geride kalan derin travma, bölge halkının hayatını altüst etti. O günlerde acil ihtiyaçlar öncelikliydi: sıcak tutacak bir battaniye, ayakları sudan koruyacak bir ayakkabı, başını sokacak bir çadır ve sıcak bir kap yemek. Türkiye’nin dört bir yanından belediyeler, sivil toplum kuruluşları ve gönüllüler adeta yarışırcasına yardıma koştu. Ancak zaman gösterdi ki yaşam, yalnızca fiziksel ihtiyaçlardan ibaret değildir. Depremin ardından ruhsal yaralar, çoğu zaman beton enkazdan daha derin ve uzun süreli bir iyileşme süreci gerektirir. İşte bu noktada, İskenderun Belediye Başkanı Mehmet Dönmez’in öncülüğünde hayata geçirilen 5 Temmuz Festivali ve ardından gelen anlamlı sahil yürüyüşü, kültürel etkinliklerin ve güvenli kamusal alanların toplumsal psikoloji üzerindeki iyileştirici gücünü gözler önüne seren çok boyutlu adımlar oldu.
Fiziksel Yardımdan Ruhsal İyileşmeye
Depremin hemen ardından bölgeye akın eden yardım malzemeleri, hayatta kalanların günlük mücadelesini sürdürebilmesi için yaşamsal önem taşıyordu. Ancak acil ihtiyaçlar karşılandıkça, insanların iç dünyalarındaki kırılmalar görünür hale geldi. Kaybedilen aile fertlerine duyulan özlem, yaşanan korku ve belirsizlik, gece uykularına giren sarsıntı anıları… Bütün bunlar, psikolojik desteğin ve sosyal bağların yeniden inşasını zorunlu kıldı. Psikiyatri uzmanları, afet sonrası dönemde normalleşme hissinin en önemli unsurlarından birinin, insanların bir araya gelerek ortak duygularını paylaşabileceği kültürel ve sosyal ortamlar olduğunu belirtmektedir. İskenderun Belediyesi, bu ihtiyaca yönelik olarak yalnızca bir konser organizasyonu değil, aynı zamanda kentin fiziksel mekânlarını yeniden yaşanabilir kılma vizyonunu da ortaya koymuştur.
5 Temmuz Festivali: Acıyı Paylaşmak, Neşeyi Çoğaltmak
5 Temmuz’da İskenderun Atatürk Anıtı ve sahil bandı, adeta bir umut meydanına dönüştü. Hatay’ın tüm ilçelerinden ve çevre illerden gelen binlerce kişi, depremin gölgesinde bir günlüğüne de olsa nefes almak için akın etti. Sahneye çıkan sevilen sanatçılar, söyledikleri şarkılarla ve danslarıyla kalabalığa enerji verdi. Birbirinden güzel ve sevilen isimlerin ardı ardına sahne alması, depremzedelerin yüzlerindeki tebessümü çoğalttı, coşkuyu katladı. Konser alanında oluşan bu dayanışma atmosferi, yaşanan büyük acının ardından insanların ne denli özlem duyduğu bir duygunun ifadesiydi: birlikte eğlenmenin, müziğin ritminde kenetlenmenin verdiği o eşsiz huzur.
Başkan Mehmet Dönmez’in konser izlemeye gelenlere seslenirken sarf ettiği “Büyük acılar yaşayan insanlar, büyük mutlulukları da hak eder. Eğlenin, eğlenin, eğlenin!” sözleri, adeta bir manifesto niteliğindeydi. Bu çağrı, depremzedelerin sadece kurban olarak görülmemesi gerektiğini; onların da hayatı yeniden kucaklamaya, kahkahalara ve coşkuya hakkı olduğunu haykırıyordu. Belediye başkanının bu tutumu, siyasi bir söylemden öte, insani bir yaklaşımın tezahürüydü. Konsere katılımın yoğunluğu, insanların derin acıların ardından iyileşmeye ve sosyalleşmeye ne kadar ihtiyaç duyduğunu bir kez daha gösterdi.
Sahil Yürüyüşü: Güvenli Bir Yaşam Alanının İlanı
Festivalin ardından, haziran ayının ortalarında Başkan Mehmet Dönmez, eşi ve kızıyla birlikte İskenderun sahilinde bir yürüyüş gerçekleştirdi. Bu yürüyüş, sıradan bir gezi değildi; taşıdığı anlam itibarıyla kentin yeniden doğuşunun müjdesiydi. Bilindiği üzere, 6 Şubat depremlerinde İskenderun sahili yaklaşık 80 santimetre çökerek büyük hasar görmüş, halkın en gözde buluşma noktalarından biri adeta kullanılmaz hale gelmişti. Yeniden yapılanma sürecinin ardından sahil, modern ve güvenli bir kimlikle hayata döndü. Başkanın ailesiyle birlikte bu alanda yürümesi, verilmek istenen en net mesajdı: Artık İskenderun sahili, vatandaşların sevdikleriyle, aileleriyle, çocuklarıyla gönül rahatlığı içinde yürüyebilecekleri, nefes alabilecekleri, anılar biriktirebilecekleri yaşam alanlarından biri haline gelmiştir.
Bu sembolik adım, deprem sonrası kentte oluşan güvensizlik ve çaresizlik duygusunu kırmayı amaçlıyordu. Bir belediye başkanının eşi ve kızıyla birlikte sahilde yürümesi, o mekânın ne denli emin ve keyifli olduğunun en samimi göstergesiydi. Aynı zamanda, devletin ve yerel yönetimin depremzedelerin yanında olduğunu, sadece sözde değil, fiilen ve mekânsal olarak da bu desteği somutlaştırdığını ortaya koyuyordu. Sahil artık sadece bir gezi rotası değil, kentin yeniden canlanma iradesinin sembolüydü.
Kültürel Etkinliklerin ve Güvenli Mekânların Terapötik Boyutu
Psikolojik travma sonrası iyileşme sürecinde sanat, kültür ve güvenli kamusal alanların rolü, bilimsel çalışmalarla da desteklenmektedir. Müzik, duyguların ifade edilmesinde evrensel bir dil sunar; dans ve ritim, endorfin salgılanmasını tetikleyerek stresi azaltır. Toplu halde şarkı söylemek, izleyiciler arasında güçlü bir bağ ve aidiyet duygusu oluşturur. Festivalde sanatçıların sahne alması ve halkın coşkuyla eşlik etmesi, katılımcıların travmatik anılarından kısa bir süreliğine de olsa uzaklaşmasına ve anda kalmasına olanak sağladı.
Benzer şekilde, yeniden düzenlenmiş bir sahil şeridinde yürümek, doğayla temas etmek ve deniz manzarasına karşı nefes almak, deprem sonrası yaygın görülen anksiyete ve hipervijilans (aşırı tetikte olma) hâlini hafifletici bir etkiye sahiptir. Açık alanların, yeşil dokunun ve denizin insan psikolojisi üzerindeki sakinleştirici gücü uzun zamandır bilinmektedir. İskenderun sahili de bu anlamda bir terapi mekânına dönüşmüş; ailelerin çocuklarıyla oynadığı, gençlerin arkadaşlarıyla vakit geçirdiği, yaşlıların sessizce denizi seyrettiği bir buluşma noktası hâline gelmiştir.
Kentsel Dönüşüm ve Başkanın Vizyonu
Deprem sonrası İskenderun’un yapılması gereken pek çok hizmeti var ve halkın bu hizmetlere yönelik beklentileri oldukça yüksek. İskenderun Belediye Başkanı Mehmet Dönmez, kenti en modern, en çağdaş ve en yaşanabilir konuma getirmek için özverili çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Festival gibi kültürel organizasyonlar, sahil yenileme gibi fiziksel projeler, altyapı ve üstyapı yatırımları ile sosyal belediyecilik anlayışı, onun vizyonunun temel taşlarını oluşturuyor. Başkan, sadece kaybedilenleri anmakla kalmıyor; aynı zamanda geride kalanlara umut aşılıyor, onları geleceğe bağlayacak adımları atıyor.
Yerel yönetimlerin kriz sonrası psikososyal destek mekanizmalarında oynayabileceği aktif rol, bu süreçte net bir şekilde görüldü. İskenderun Belediyesi, fiziksel iyileştirmelerle birlikte ruhsal iyileştirmeyi de planlı bir şekilde yürüterek, depremin açtığı yaraların sarılmasına çok yönlü katkı sundu.
Toplumsal Dayanışma ve Dönüşüm
Festival boyunca sahilde oluşan kalabalık ve ardından gelen sahil yürüyüşleri, aynı zamanda dayanışmanın da bir yansımasıydı. Farklı ilçelerden, farklı sosyal kesimlerden gelen insanlar aynı melodiyle sallanırken, depremin yarattığı ayrıştırıcı etki bir nebze olsun hafifledi. 
Hatay, tarih boyunca farklı kültürlerin bir arada yaşadığı bir mozaik olmuştur. Bu festival ve sahil etkinlikleri, o mozaiğin yeniden parlamasına vesile oldu. İnsanlar yalnız olmadıklarını, ortak kederin yanı sıra ortak neşe potansiyelini de taşıdıklarını hissetti.
Belediyenin ve sivil toplum kuruluşlarının iş birliğiyle hayata geçirilen bu organizasyonlar, afet sonrası iyileşme stratejilerinin sadece inşa faaliyetleri ve maddi destekten ibaret olmadığını; manevi ve duygusal ihtiyaçların da en az fiziksel ihtiyaçlar kadar öncelikli olduğunu kanıtladı.
İskenderun 5 Temmuz Festivali ve başkanın ailesiyle gerçekleştirdiği sahil yürüyüşü, depremzedelerin yüreğine dokunmayı başaran, onları sadece yardıma muhtaç bireyler olmaktan çıkarıp birer umut taşıyıcısına dönüştüren nadir organizasyonlardan oldu. Başkan Mehmet Dönmez ve ekibinin bu girişimleri, yerel yönetimlerin kriz sonrası psikososyal ve mekânsal iyileştirme konusunda oynayabileceği aktif rolü göstermesi açısından da örnek oluşturdu.
Depremler derin fiziksel ve psikolojik yıkımlara yol açsa da, bireylerin ve toplumların uygun destek mekanizmalarıyla iyileşme kapasitesi oldukça yüksektir. Bu süreçte kültürel etkinlikler ve güvenli mekânlar; bireylerin psikolojik, sosyal ve duygusal iyi oluşunu destekleyen, aidiyet duygusunu güçlendiren, sosyal bağları yeniden inşa eden ve stresle başa çıkma becerilerini geliştiren temel unsurlar olarak öne çıkmaktadır. Müzik, dans, sanat, doğayla etkileşim ve toplumsal dayanışma gibi ortak deneyimler, yalnızca bireysel iyileşmeyi değil, aynı zamanda toplumsal uyumu ve kolektif dayanıklılığı da güçlendirmektedir. Bu nedenle, özellikle depremden etkilenen bölgelerde kültürel etkinliklerin yaygınlaştırılması ve herkes için erişilebilir, güvenli sosyal mekânların oluşturulması; ruh sağlığının korunması, yaşam kalitesinin artırılması ve sürdürülebilir toplumsal iyileşmenin sağlanması açısından stratejik bir gereklilik olarak değerlendirilmelidir. İşte bu noktada yerel yönetimlere büyük görevler düşüyor. İskenderun Belediye Başkanı Mehmet Dönmez’in koordinasyonunda 5 Temmuz Kültür ve Sanat Festivali, depremi büyük acılarla yaşayanlara moral ve motivasyon aşıladı…
















