<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yaşam koçu &#8211; Ekogündem Gazetesi</title>
	<atom:link href="https://ekogundem.org/tag/yasam-kocu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ekogundem.org</link>
	<description>Ekonominin Nabzı &#124; (0326) 613 04 64</description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Jul 2017 14:43:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>&#8220;ALDATMAK BOŞLUK DOLDURMAK MI?&#8221;</title>
		<link>https://ekogundem.org/2017/07/21/aldatmak-bosluk-doldurmak-mi/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2017/07/21/aldatmak-bosluk-doldurmak-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oxy]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Jul 2017 14:43:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[aldatmak]]></category>
		<category><![CDATA[didem tınarlıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam koçu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ekogundem.org/?p=10622</guid>

					<description><![CDATA[Yaşam Koçu Didem Tınarlıoğlu “Aldatmak, kişinin hayatındaki boşlukları bazen fiziksel bazen de duygusal olarak doldurma ihtiyacının sonucudur.” Dedi. Didem Tınarlıoğlu’nun yazısı: &#8220;Aldatmak, kişinin hayatındaki boşlukları doldurma ihtiyacının sonucudur. &#160; Bu boşluklar bazen fiziksel bazen de duygusal olabilir. &#160; Aldatılana karşı yapılan haksızlık gerçeğini kabul ederek, aldatan da omuzlarında büyük bir yük taşır. &#160; Bu yük, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yaşam Koçu Didem Tınarlıoğlu</strong> “Aldatmak, kişinin hayatındaki boşlukları bazen fiziksel bazen de duygusal olarak doldurma ihtiyacının sonucudur.” Dedi.</p>
<p><strong><em>Didem Tınarlıoğlu’nun yazısı:</em></strong></p>
<p>&#8220;Aldatmak, kişinin hayatındaki boşlukları doldurma ihtiyacının sonucudur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu boşluklar bazen fiziksel bazen de duygusal olabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aldatılana karşı yapılan haksızlık gerçeğini kabul ederek, aldatan da omuzlarında büyük bir yük taşır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu yük, vicdanın, hayal kırıklıklarının ve geleceğe dair planlamalarının alt üst olmasının getirdiği sancılı bir acıyı aynı anda içinde barındırır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aldatmak konusu herkesin hayatından en az bir kere geçmiş bir durumdur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ya aldatılmış ya da aldatmış olmanın nasıl bir duygu olduğunu bilmeyen şanslı insan sayısının çok olmadığı bir dünyada yaşıyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>En iyi ihtimalle, hayatımızın bir yerlerinde aldatılmanın taraflarından biri olmaya tanık olmuşuzdur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>En sıklıkla olan tabii ki ikili ilişkilerdeki eşlerden birinin diğerini aldatmasıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dünyada hiçbir şey birdenbire gerçekleşmez. Kimse birdenbire alkolik olmaz, birden bire boşanmaz, birden bire iflas etmez ve birden bire de aldatmaya başlamaz. Çünkü tükenme aşamalı olur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Tıpkı alkol ya da iflas örneği nasıl ki yavaş yavaş ve ölçüsüz giden bir sürecin sonucu ise aldatma da aynen böyledir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu sürecin başladığının sinyalleri verilir genellikle. Bazen konuşmalardaki satır aralarında, bazen küçük sitemlerle bazen de yüksek sesle. Ama nedense karşı taraf bunu pek duymaz ya da çoğunlukla umursamaz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ses tonu çoğunlukla sakin, beklentiler ise rica veya tavsiye seviyesinde olur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sonra bu istekler talebe dönüşürken sesler yükselmeye başlamış tavırlar daha sertleşmiş olur.</p>
<p>Ve bakar ki bu sinyaller alıcıya ulaşmıyor, beklentilerini veya boşluklarını dolduracak bir potansiyel bulduğunda buradaki eksikliğini doldurmaya yenik düşer.</p>
<p>Anlamaya çalışmak yerine savunmaya geçilir ve karşı taarruz başlar. İşte burada “En iyi savunma hücumdur“ ilkesi işlemez. Ters teper:)</p>
<p>Evliliğin bir ön provası olmadığından, çiftler aynı çatı altına girdikten sonra bir bakarlar ki uğruna ölüp bittikleri, görüşmek için dakikaların sayıldığı kişi gitmiş yerine bambaşka biri gelmiş. Kendi de kendisini tanıyamaz. Neden bu duygu değişikliği içine girdiğini bir türlü anlayamaz. İlişki içerisinde hem kendini hem de karşısındakinin duygusallığın ölümüne sürüklendiğini fark edemez.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İlişkiyi de sevgiyi de diri tutan kaybetme duygusu ve özlemdir. Evlilik gerçekleştiğinde bu iki temel kaygı ortadan kalkar, davranışlar daha özensiz sevgi aktarımı daha klişe olmaya başlar. Üstelik iki kişi başlayan bu sevgi aslında altı kişi ile yani her iki tarafın ebeveynleri ile de olur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Oysaki siz bir kişiyi sevmiştiniz!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Keşke evlilik simülasyonu yapılabilse öyle değil mi? Bu sevgili nasıl bir anne, nasıl bir aile babası olur? Kaybetme duygusu olmadığında davranışları ne olur?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bireyler genellikle hayat yarışına eşit ya da yakın statülerde başlarlar. Ancak yaşam ilerledikçe hayatta var olma ve başarı hikayeleri aynı hızda ilerlemez. Eşlerden biri geride kalır, diğeri alıp yürür. Kopmalar önce burada başlar. İlişki çatırdamaya başlar sessizce. Konuşulan ortak konular, yaşanılan mekanlar, elde edilen tecrübeler farklılaştıkça sevgiye bakış açısı da farklılaşır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bütün mesele budur aslında. Önlem buralarda alınmalıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hiç kimse aldatma stratejisi ile bir ilişkiye başlamaz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İlişkilerde tıpkı şirketler gibi yapılandırılmalı gerektiğinde yatırım artırılmalıdır. Nasıl ki işletmenin başlangıçtaki ana sermayesi durum ve rakip pozisyonuna göre değişkenlik gösteriyorsa, aynı şey ilişkiler içinde geçerlidir. Şartlar ve yaşanmışlıklar arttıkça bireylerde ilişkideki rollerini ve ilişkiye katkılarını arttırmalı ve taze tutmalıdırlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aldatan haklıdır demiyorum asla! Ama aldatılanın da bazı zamanlarda haksız olduğu durumlar yok mudur acaba?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aldatan sadece karşısındakine değil, kendi içindeki duygulara da hesap vermez mi?</p>
<p>İnanışa göre eşini aldatmayan tek canlı yusufçuk böceğidir. Aksesuar olarak da kullanılan yusufçuk, sadakati sembolize eder. Kumrular ise eşleri öldüğünde başka bir kumru ile eşleşmezler. Kumruların ömrü bir yıldır ve bu bir yıl boyunca hep aynı kumru ile çiftleşirler. Bu yüzden birbirlerine aşık çiftlere “kumrular gibiler “denilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Eşleri öldüğünde bunalıma giren canlılara ne demeli? Deniz Atı, fil pelikan, angut kuşu, kuğu ve köpeklerden insanoğlunun öğrenecek çok şeyi yok mu sizce de?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Eşi ya da sevdiğini kaybedince insanoğlu çoğunlukla daha az yas yaşıyor. Hayatına kitap ayracı misali kaldığı yerden geç de olsa bir şekilde devam ediyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Aldatma haince bir davranış, bir kaçıştır. Pes etmenin farklı bir eylem şeklidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir zamanlar çok değer verilen kişiye, ilişkiyi öldürmemek adına zamanında daha çok şans verilmeli ilişkiyi kopma eşiğine getirmeden çözümcü olunmalıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gerçek şu ki; insanın yüreği üşüyorsa bedeni kiminle olursa olsun üşümeye devam edecektir. Bedeni farklı, ruhu başka yerde olarak ikiye bölünen arafta yaşamlar kişinin aynı zamanda kendisine de en büyük ihanetidir.&#8221;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2017/07/21/aldatmak-bosluk-doldurmak-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Her sorun yeni bir fırsata dönüşebilir” nasıl mı?</title>
		<link>https://ekogundem.org/2015/12/03/her-sorun-yeni-bir-firsata-donusebilir-nasil-mi/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2015/12/03/her-sorun-yeni-bir-firsata-donusebilir-nasil-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ekogundem]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2015 08:20:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Firma]]></category>
		<category><![CDATA[Gamze keleş]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam koçu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ekogundem.org/?p=1752</guid>

					<description><![CDATA[Pozitif duyguya mı, güçlü bir motivasyona mı ihtiyaç duyuyorsunuz? Geleceği şekillendirmek için doğru ve yanlışları görmeyi, kendinizi yeniden şekillendirmeyi düşünüyorsanız bir yaşam koçuna ihtiyacınız olabilir. Günümüzün yükselen trendi olan mesleklerden birisi olan “Yaşam Koçluğu”  yaşamınızdaki her sorunu yeni bir fırsata dönüştürebiliyor… Yaşam koçluğu mesleği ile ilgili Işık Yaşam Koçluk adlı kendi işlettiği firmasında danışanlarının yaşamına [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Pozitif duyguya mı, güçlü bir motivasyona mı ihtiyaç duyuyorsunuz? Geleceği şekillendirmek için doğru ve yanlışları görmeyi, kendinizi yeniden şekillendirmeyi düşünüyorsanız bir yaşam koçuna ihtiyacınız olabilir. Günümüzün yükselen trendi olan mesleklerden birisi olan “Yaşam Koçluğu”  yaşamınızdaki her sorunu yeni bir fırsata dönüştürebiliyor… Yaşam koçluğu mesleği ile ilgili Işık Yaşam Koçluk adlı kendi işlettiği firmasında danışanlarının yaşamına ışık tutan Gamze Sayıcı Keleş, siz değerli okurlarımız ile düşüncelerini paylaştı. İşte Yaşam Koçu Gamze Sayıcı Keleş ile yaptığımız röportaj:</strong></p>
<p><strong>“Yaşam Koçluğu” nedir? Alanları var mıdır?</strong></p>
<p>Yaşam koçluğu; Kişi kendisini yetersiz, değersiz hissettiğinde, kendine güvende eksiklik olduğu hissedildiğinde kişilik bastırılıyor, kendine güven yok oluyor. Kişi kendini yetersiz ve yeteneklerinin farkında olmadan yaşamaya devam ediyor kişi. Küçükken yetiştirilirken  “yapma”, “etme”, “yapamazsın”, “edemezsin” “deme” gibi sözcükler, bilinçaltına yanlış kodlamalar yapılıyor.  Bilinçaltı “ecek”, “acak”, “me-ma”yı almıyor, düş yap et gibi kelimeleri bilinçaltı alıyor. Sözler çok önemli. Yaşanan olumsuz olaylar, Kişinin kendisinde eksiklik ve yetersizlik olduğunda kişinin kaygıları başlıyor. Acaba yapabilir miyim?, Başarabilir miyim?” gibi… Kişinin yeteneklerinin farkında olmadan yaşaması ve kişi nasıl yapabileceğini, nasıl başarabileceğini ve nasıl yol alabileceğini bilemediği durumda danışan bize geliyor. Kişinin toplumda geri planda kalması v.b. durumları aşmasına doğru sorularla, yargılamadan, kişi kendisini görerek kendi kendisini yönlendirmesini pozitife çeviriyoruz. Bunu yaparken de akıl vermiyoruz.</p>
<p><strong>Kimlere ve nasıl hizmet veriyorsunuz?</strong></p>
<p>Kkariyer, zaman yönetimi, stres yönetimi, öfke kontrolü, nefes teknikleri, hızlı okuma, öğrencilere hafıza teknikleri, test çözme teknikleri gibi konularda birçok alanda bir çok kişi ve kurumlar ve okullar yani 7’den 77’ye… Her alanda insanlara yardımcı oluyorum..</p>
<p><strong>Ne zamandan bu yana bu işi yapıyorsunuz?</strong></p>
<p>AÖF Felsefe Bölümü Lisans mezunuyum. İki Yıldan bu yana yaşam koçluğu yapıyorum. Gaziantep’de üniversiteden öğretim görevlisi olan Sayın Ayşe Yıldız Köroğlu’ndan  iyi yıl boyunda ders aldım. Kendi alanımla ilgili çok sayıda kitap okudum. Ayşe Hocam, “Ne zaman başlayacaksın?” diye sorduğunda “Kendimi ne zaman hazır hissedersem” demiştim. Ben kendimi iki yıl önce hazır hissedince yerimi açmaya karar verdim.</p>
<p><strong>NLP ‘yi son zamanlarda sık sık duyuyoruz bu harfleri açar mısınız?</strong></p>
<p>NLP, Nöro Linguistik Program kelimelerinin baş harfinden oluşuyor. İnsan davranışlarının şekillenmesi üzerine kurulan NLP’nin amacı, insanların etkili iletişim kurması ve kendini sürekli geliştirmesidir. İletişim ve gelişim üzerine kurulan NLP&#8217;yi etkili iletişim kurmak için iş yaşamında ve özel yaşamda insanlarla olumlu diyalog kurmaktır. Olumsuz işe yaramayan fikirleri alıp yerine olumlu düşünceleri onun yerine koymaktır.</p>
<p><strong>İyi bir yaşam için önerileriniz nelerdir?</strong></p>
<p>Herkesin kendine göre bir yol haritası vardır. Önerilerim değil de, kendim olarak iyi bir yaşam için değerlerimden örnek vereyim. Dürüst olmak, sevgi, saygı, güven, maneviyat. İşini aşkla yapıyorum. Kendimi tanımak, kendine güvenmek, başkalarının pohpohlamaları bir yere kadar. Kendi değerlerimin farkında olmak, önce kendisi için var olmak. Hayatın merkezinde kim var diye sorduğumda; “annem, kardeşim, kocam, kardeşim vs. Peki sen neredesin diye sorduğumda insan şaşırıyor. Hayatın merkezinde kişinin kendisi olması sonra çevresindeki insanları düşünmesi bencillik değildir. Anne kuşa baktığınızda önce kendisi yiyor sonra yavrusuna yiyecek getiriyor. “Can cana bakıyorsa tüm canlara bakar” diye güzel bir söz var. Canla bakmıyorsa kişi hangi cana bakabilir ki? Bu sözü çok seviyorum.</p>
<p><strong>Gelecekte hedefleriniz nelerdir?</strong></p>
<p>Hem maddi hem de manevi yönden çok iyi yerlere gelmek istiyorum. İşimi en güzel biçimde icra ederek insanların yaşamdaki başarı ve güveni getirerek onların da yaşamlarında güzellikleri işaret etmek istiyorum. Gelecekte bir kitap yazmak gibi bir hedefim var. Tabi onun da zamanı var.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2015/12/03/her-sorun-yeni-bir-firsata-donusebilir-nasil-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
