<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Romalılardır. Bizanslılar &#8211; Ekogündem Gazetesi</title>
	<atom:link href="https://ekogundem.org/tag/romalilardir-bizanslilar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ekogundem.org</link>
	<description>Ekonominin Nabzı &#124; (0326) 613 04 64</description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 Feb 2019 17:39:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Antakya Lahdi Cumartesi açılıyor</title>
		<link>https://ekogundem.org/2019/02/27/antakya-lahdi-cumartesi-aciliyor/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2019/02/27/antakya-lahdi-cumartesi-aciliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ekogundem]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Feb 2019 17:35:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Antakya lahidi]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>
		<category><![CDATA[Roma İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Romalılardır. Bizanslılar]]></category>
		<category><![CDATA[turizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ekogundem.org/?p=26877</guid>

					<description><![CDATA[Antakya Lahdi, cumartesi günü saat 10.00&#8217;da açılıyor. Lahitler, Anadolu’da, her dönem özel bir öneme sahip olmuşlardır. Roma İmparatorluk dönemi heykeltraşlığı çok üst düzeydedir. Antik çağın bu değerli eserlerinden bir tanesi, (define avcılarının eline geçmeden müzeye gelmiş olduğundan) adeta bir tarih kitabı gibi okunabilmektedir… Türkiye’nin sayılı müzelerinden olan Antakya Arkeoloji Müzesi’ndeki ”Antakya Lahti” ziyaretçilerden büyük beğeni [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Antakya Lahdi, cumartesi günü saat 10.00&#8217;da açılıyor.<img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-26879" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2019/02/FB_IMG_1551284226162.jpg" alt="" width="500" height="331" srcset="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2019/02/FB_IMG_1551284226162.jpg 500w, https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2019/02/FB_IMG_1551284226162-300x199.jpg 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p>Lahitler, Anadolu’da, her dönem özel bir öneme sahip olmuşlardır. Roma İmparatorluk dönemi heykeltraşlığı çok üst düzeydedir. Antik çağın bu değerli eserlerinden bir tanesi, (define avcılarının eline geçmeden müzeye gelmiş olduğundan) adeta bir tarih kitabı gibi okunabilmektedir…</p>
<p style="text-align: left;"><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-26880" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2019/02/FB_IMG_1551284192488.jpg" alt="" width="720" height="364" srcset="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2019/02/FB_IMG_1551284192488.jpg 720w, https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2019/02/FB_IMG_1551284192488-300x152.jpg 300w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></p>
<p>Türkiye’nin sayılı müzelerinden olan Antakya Arkeoloji Müzesi’ndeki ”Antakya Lahti” ziyaretçilerden büyük beğeni topluyor. Bilindiği gibi lahitler, Anadolu’daki Roma İmparatorluk dönemi heykeltraşlığı içinde özel bir öneme sahiptirler.</p>
<p>Roma döneminde, M.S.3.yy’la tarihlendirilen Antakya Lahdi, “Sidemera” olarak bilinen lahit grubuna giriyor. Sidemera, Konya Ereğlisi yakınındaki Ambararası köyünün antik adıdır. İlk defa burada bulunan bir lahitten ötürü, bu tür lahitler arkeoloji literatüründe “Sidemera tipi lahitler” olarak adlandırılıyorlar.</p>
<p>Antakya Lahti, Afyon İşçehisar yakınlarındaki meşhur Dokimeion’da inşa edilmiş. Dokimeion, dünyadaki en büyük üç lahit üretim merkezinin en önemlilerinden birisi. Halen burada mermer çıkartılmaya devam <a href="http://www.milta.com/wp-content/uploads/2015/04/Tarihten_Antakya_Lahti_2.jpg"><img decoding="async" class="alignright size-medium wp-image-1721" title="Tarihten_Antakya_Lahti_2" src="http://www.milta.com/wp-content/uploads/2015/04/Tarihten_Antakya_Lahti_2-300x225.jpg" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" srcset="http://www.milta.com.tr/wp-content/uploads/2015/04/Tarihten_Antakya_Lahti_2-300x225.jpg 300w, http://www.milta.com.tr/wp-content/uploads/2015/04/Tarihten_Antakya_Lahti_2.jpg 800w" alt="Antakya Lahti" width="300" height="225" /></a>ediliyor. Hatta, giderek azalıyor olsa da antik dönem çalışmalarının izleri görülebiliyor. Strabon, Geographika’sında, Dokimia Köyü ve mermer ocağından bahseder: ” Synada (Frigya’da Şuhut) büyük bir kent değildir; fakat önünde, zeytin ağaçları ekili bir ova uzanmaktadır. Bunun ötesinde Dokimia Köyü ve keza “synnadik” mermer ocağı vardır (her ne kadar yerliler ona “Dokimete” veya “Dokimaion” derlerse de,) Romalılar ona bu adı vermişlerdir. Önceleri bu ocaktan küçük çapta taşlar çıkarıldı; fakat şimdi Romalıların aşırı istekleri üzerine büyük mononolit sütunlar çıkarılmaya başlanmıştır ve bunlar renklerinin çeşitliliği bakımından hemen hemen su mermerine yakındır. Gerçekten bu kadar ağır olan yükün denize taşınması güçtü, ölçüleri ve güzellikleri dikkati çeken bu sütun ve parçalar Roma’ya gönderilir..</p>
<p>Lahit, 1993 yılında, Harbiye’de yapılan bir temel kazısı sırasında tesadüfen bulunmuş. Bu değerli eser için müzede özel bir sergileme alanı hazırlanmış. Bir bölümde lahit, diğer küçük bölümlerde ise içinden çıkan kemikler ve objeler görülüyor.</p>
<p>Aristoktat bir aileye mensup, yetişkin bir kadın ve erkek ile genç bir kıza ait lahtin en büyük özelliğinden biri de, defineciler <a href="http://www.milta.com/wp-content/uploads/2015/04/Tarihten_Antakya_Lahti_3.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-medium wp-image-1723" title="Tarihten_Antakya_Lahti_3" src="http://www.milta.com/wp-content/uploads/2015/04/Tarihten_Antakya_Lahti_3-300x204.jpg" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" srcset="http://www.milta.com.tr/wp-content/uploads/2015/04/Tarihten_Antakya_Lahti_3-300x204.jpg 300w, http://www.milta.com.tr/wp-content/uploads/2015/04/Tarihten_Antakya_Lahti_3.jpg 800w" alt="Tarihten_Antakya_Lahti_3" width="300" height="204" /></a>tarafından içi soyulmadan önce müzeye alınmış olması. Lahit içindeki kişilere ait kemikler, takılar, hatta giysilerine ait altın tozları ve tekstil parçalarına varana kadar mevcut olan her şey, müzede sergilenmeye konulmuş.</p>
<p>Lahtin arsitokrat bir aileye ait olduğu, üzerindeki betimlemelerle net bir şekilde vurgulanmış. Sanduka kapağı ve sandukadan oluşan, iki bölmeli, iki dar iki geniş olmak üzere dört yüzlü bu lahit, üzerine işlenmiş figürlerle açıklanmak istendiğinde, ortaya şöyle bir hikaye çıkıyor;</p>
<p><strong>Ön dar yüz</strong> : Yer altı tanrısı Hades’e giden bir kapının önünde bir ateş altarı ve bir kurban bulunuyor. Kurbanın iki tarafında bir kadın ve bir erkek figürü var. Erkek figür, ateşi canlı tutmak için elindeki kaptan şarap yahut yağ döküyor.</p>
<p><strong>Birinci geniş yüz</strong> : Bir av sahnesi mevcut. Şaha kalkmış bir atın üstündeki süvari, aslana saldırıyor. Sağ ve solunda yardımcıları, her iki uçta da tanrı Zeus’un askerleri olarak bilinen Dioskorlar var. Bu sahnede, süvari dışındakilerin bakışları av sahnesine dönüktür. Kısa tünikleri, avlanma esnasında kendilerine daha rahat hareket olanağı sağlamaktadır.</p>
<p><strong>Arka dar yüz</strong> : Ailenin bilge ve aristokrat olduklarını işaret eden üç figür var. İk<a href="http://www.milta.com/wp-content/uploads/2015/04/Tarihten_Antakya_Lahti_5.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright size-medium wp-image-1725" title="Tarihten_Antakya_Lahti_5" src="http://www.milta.com/wp-content/uploads/2015/04/Tarihten_Antakya_Lahti_5-300x208.jpg" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" srcset="http://www.milta.com.tr/wp-content/uploads/2015/04/Tarihten_Antakya_Lahti_5-300x208.jpg 300w, http://www.milta.com.tr/wp-content/uploads/2015/04/Tarihten_Antakya_Lahti_5-189x131.jpg 189w, http://www.milta.com.tr/wp-content/uploads/2015/04/Tarihten_Antakya_Lahti_5.jpg 800w" alt="Tarihten_Antakya_Lahti_5" width="300" height="208" /></a>i parmağıyla yaptıkları işaret bunu belirtiyor. Fakat lahit üzerindeki figürlerin parmaklarında kırılmalar olmuş.</p>
<p><strong>İkinci geniş yüz</strong> : Bir veda tasviri sahnelenmiş. Figürler, gençliği, olgunluğu ve yaşlılığı temsil ediyorlar.</p>
<p>Lahtin kline şeklinde tanzim edilmiş kapağında, karı kocayı temsil eden iki figür ve aşk tanrısı Eroslar bulunuyor. O devirde bir gelenekti, eğer kişi vasiyet ettiyse, lahit kapağında bir heykelle tavsir ediliyorlardı. Eroslar, çiftin huzurlu bir evlilik yaşamış olduklarının işaretidir.</p>
<p>Antakya Lahti’ne ayrılmış olan özel bölümde, bu lahitten çıkartılan kemikler ve objeler de sergilenmeye konulmuşlar. Üç kişiye ait kemikler, yetişkin bir kadın ve erkek ile genç bir kıza ait bulunuyorlar. Muhtemelen anne-baba ve erişkin kızları yatıyordu bu lahitte. Bu aristokrat ailenin iskeletlerinden, Alpin ırkına ait oldukları belirlenmiş. İskeletlerin baş uçlarında bulunan küçük bir cam levha üzerinde, yine bu lahitten çıkmış olan altın tozları ve giysilerinden geriye kalmış küçük tekstil parçaları sergileniyor. Aile bireylerinin gömülürken üzerlerinde bulunduğu tahmin edilen temsili bir kıyafet de yine iskeletlerle birlikte sergilenmektedir.</p>
<p>Yine başka bir bölümde, lahit içinden çıkarılmış bir bilezik, altın kolye, düğmeler <a href="http://www.milta.com/wp-content/uploads/2015/04/Tarihten_Antakya_Lahti_4.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft size-medium wp-image-1724" title="Tarihten_Antakya_Lahti_4" src="http://www.milta.com/wp-content/uploads/2015/04/Tarihten_Antakya_Lahti_4-300x262.jpg" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" srcset="http://www.milta.com.tr/wp-content/uploads/2015/04/Tarihten_Antakya_Lahti_4-300x262.jpg 300w, http://www.milta.com.tr/wp-content/uploads/2015/04/Tarihten_Antakya_Lahti_4-109x96.jpg 109w, http://www.milta.com.tr/wp-content/uploads/2015/04/Tarihten_Antakya_Lahti_4.jpg 422w" alt="Tarihten_Antakya_Lahti_4" width="300" height="262" /></a>ve üç adet sikke bulunuyor. Üç sikkenin üzerinde, iki ayrı Roma İmparatoru ve bir Augusta resmedilmiş. Roma İmparatoru Gordianus III’e, (ölümü 244), Gallineus’a (ölümü 268) ve Gallineus’un karısı Augusta Cornellia Salonina’ya (ölümü 268) ait sikkelerden, lahtin Gordianus devrinde yani 244 yılından önce yapıldığını, daha sonra da sırasıyla diğer gömülerin gerçekleştiğini anlıyoruz. Antik çağda adet olduğu üzere, ölünün dili altına sikke konuluyordu. Bu da bize lahitlerin tam olarak ne zaman yapıldıkları konusunda önemli bilgiler vermektedir ama ne yazık ki genelde lahitler soyulduktan sonra müzelere alınıyorlar.</p>
<p>Lahitin ölçülerine gelince, 2.47 m.uzunluğunda, 1.22 m.genişliğinde, 1.20 m.yüksekliğindedir. Dokimeion’da, yani Afyon İşçehisar yakınlarında bulunan bu lahit yapım merkezinde, M.S.260 yılları civarında lahit yapımı işine son verilmiş. Bu tarihlerde buraları, Sasaniler ve Gotların şiddetli saldırılarıyla alt yapısını yitirmiş, yoksullaşmış bir haldedir. Burada çalışan mermer ustalarının da nereye gitmiş olabilecekleri konusunda henüz bir bilgiye ulaşılamamış. Ama bu becerikli ustaların yarattığı harika bir lahit, Antakya Arkeoloji Müzesi’nde, kendisine ayrılmış özel bir bölümde meraklılarını beklemektedir. Yüzlerce yıl toprak altında kalmasından dolayı, her şeyini korumuş olması da bu meraklılar için büyük bir şans yaratmaktadır.</p>
<p><strong>Bilsen</strong> <strong>GÜRER</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2019/02/27/antakya-lahdi-cumartesi-aciliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ARKEOLOG JOZEF NASEH&#8217;İN KALEMİNDEN ANTAKYA HAMAMLARI&#8230;</title>
		<link>https://ekogundem.org/2018/10/20/arkeolog-jozef-nasehin-kaleminden-antakya-hamamlari/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2018/10/20/arkeolog-jozef-nasehin-kaleminden-antakya-hamamlari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ekogundem]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Oct 2018 00:15:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[antakya]]></category>
		<category><![CDATA[Beyresi Hamamı]]></category>
		<category><![CDATA[Cindi Hamamı]]></category>
		<category><![CDATA[damat hamamı]]></category>
		<category><![CDATA[glein hamamı]]></category>
		<category><![CDATA[Helen]]></category>
		<category><![CDATA[Hıristiyanlık]]></category>
		<category><![CDATA[İnanç]]></category>
		<category><![CDATA[Jozef Naseh]]></category>
		<category><![CDATA[kız görme]]></category>
		<category><![CDATA[kurtuluş caddesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Hamamı]]></category>
		<category><![CDATA[Memluklu Baybars]]></category>
		<category><![CDATA[Mİkva]]></category>
		<category><![CDATA[Musevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Müslümanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlılar]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>
		<category><![CDATA[Romalılardır. Bizanslılar]]></category>
		<category><![CDATA[Saka Hamamı]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[Tevila]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Hamamı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ekogundem.org/?p=22769</guid>

					<description><![CDATA[Farklı kültürlerin özellikleriyle bezenen Hatay, tarihi yapıları, kültür varlıkları, sahip olduğu mutfağın zenginliği ile tarih boyunca dikkat çeken ender yerleşim birimlerimizden bir tanesi. Medeniyetlerin tarih boyunca kucaklaştığı bu topraklarda  ritüel ve seremoni de dikkat çekmiştir.  İşte ilimiz Hatay&#8217;ın önemli değerlerinden, sevilen sayılan bir isim: Arkeolog Josef Naseh. Naseh&#8217;in kaleme aldığı ve sosyal ağında takipçileri ile paylaştığı &#8220;Hatay&#8217;ın Hamamları&#8221; [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Farklı kültürlerin özellikleriyle bezenen Hatay, tarihi yapıları, kültür varlıkları, sahip olduğu mutfağın zenginliği ile tarih boyunca dikkat çeken ender yerleşim birimlerimizden bir tanesi. Medeniyetlerin tarih boyunca kucaklaştığı bu topraklarda  ritüel ve seremoni de dikkat çekmiştir. </strong></p>
<p><strong>İşte ilimiz Hatay&#8217;ın önemli değerlerinden, sevilen sayılan bir isim: Arkeolog Josef Naseh. Naseh&#8217;in kaleme aldığı ve sosyal ağında takipçileri ile paylaştığı &#8220;Hatay&#8217;ın Hamamları&#8221; adlı makaleyi siz değerli okurlarımızla paylaşıyoruz.</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-22781" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/10/Jozef-Naseh-tarihi-antakya-hamamı.jpg" alt="" width="960" height="635" srcset="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/10/Jozef-Naseh-tarihi-antakya-hamamı.jpg 960w, https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/10/Jozef-Naseh-tarihi-antakya-hamamı-300x198.jpg 300w, https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/10/Jozef-Naseh-tarihi-antakya-hamamı-768x508.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 960px) 100vw, 960px" /></p>
<p><strong>ANTAKYA HAMAMLARI</strong><br />
<strong><em>‘’ Ne güzel baş bağlar<br />
Antakya hanımları ‘’</em></strong></p>
<p>Yıkanma veya su ile arınma yalnızca insana özgü bir eylemdir. İnsan bu eylemini; yaşam ve inanç kültürünün; evrimsel gelişim süreci içinde, değişik yöntem ve gelenekleri kullanarak geliştirmiştir.</p>
<p>Söz gelimi; Hinduların Ganj nehrini kutsal saymaları ve nehir kenarına tapınaklarını kurmaları; nehirde yıkandıktan sonra ibadet ritüellerini gerçekleştirmeleri; Hititlerin; kurban kesiminden önce su ile yıkanmaları; <strong>Helenlerde ve Romalılarda</strong> hem arınma hem de eğence mekanı olarak kullanmaları; <strong>Hıristiyanlık</strong>taki su ile vaftiz ritüeli; <strong>Müslümanlık</strong>ta su ile alınan aptes geleneği ve buna benzer bir çok toplumların kullandıkları gelenek ve göreneklerde; su; yalnızca bir yıkanma ve temizlenme aracı olarak değil aynı zamanda inanç ritüellerinin önemli bir aracıdır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-22767" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/10/ANTAKYANIN-TARİHİ-HAMAMLARI-2.jpg" alt="" width="960" height="540" srcset="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/10/ANTAKYANIN-TARİHİ-HAMAMLARI-2.jpg 960w, https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/10/ANTAKYANIN-TARİHİ-HAMAMLARI-2-300x169.jpg 300w, https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/10/ANTAKYANIN-TARİHİ-HAMAMLARI-2-768x432.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 960px) 100vw, 960px" /><br />
Hamam mimarisi ve kültürünü, yerleşik düzende ilk uygulayanlar <strong>Romalılardır. Bizanslılar ve Osmanlılar </strong>bu kültürü, kendi gelenek ve göreneklerine uygulayarak geliştirmişler ve bu günkü <strong>“Türk Hamamı”</strong> kültürünü oluşturmuşlardır. Hamam kültürü; toplumsal bir hizmete yönelik olarak kurgulanmıştır. Bireyler, hamam da özel bir hizmet almalarına rağmen, kulanım açışından mekân olarak toplumun geneline açıktır. Herkes hamama gidebilir. Hamamı yıkanma ve arınma yeri olarak kullanabilir. Ayrıca hamamlar, kültürel ve siyasi düşüncelerin paylaşıldığı, konuşulduğu bir mekân olarak da kullanılmaktadır.</p>
<p>Günümüzde; evlerimizin banyolarında, duşa kabin ve jakuzi gibi kişiye özel mekanlarda, yeni bir yıkanma ve arınma kültürü edindik. Belki bu uygulama yaşam kolaylığı açısından çok olumlu bir süreç.! Ama geleneklerimizin kaybolması ve toplumsal iletişimimizin kopması açısından bunu olumsuz bir süreç olarak algılıyorum.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-22766 alignleft" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/10/ANTAKYANIN-TARİHİ-HAMAMLARI-1.jpg" alt="" width="252" height="380" srcset="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/10/ANTAKYANIN-TARİHİ-HAMAMLARI-1.jpg 636w, https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/10/ANTAKYANIN-TARİHİ-HAMAMLARI-1-199x300.jpg 199w" sizes="auto, (max-width: 252px) 100vw, 252px" /><br />
Gelin, hamam kültürümüz kaybolmadan ; Antakya hamamlarını birlikte gezelim.</p>
<p><strong>Antakya ‘da beş tarihi hamam vardır.</strong> Bunlardan en eskisi <strong>Saka Hamamı’dır</strong>. Saka Hamamı uzun çarşıdan; Anneplik Mahallesine geçiş veren sokağın orta yerindedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Beyresi Hamamı (Kurtuluş Hamamı); </strong>Kurtuluş Caddesi üzerinde, Habib-i Neccar Camii‘ne yakın bir mekandadır. Beyresi Hamamı, <strong>Memluklu Baybars</strong>’ın kız kardeşi Bi ‘seri tarafından Bizans kalıntıları üzerine yapılmıştır.</p>
<p><strong>Cindi Hamamı</strong>; köprü başına yakın, Ulu cami civarındadır. Cindi Hamamı Memluklar tarafından Roma dönemi kalıntıları üzerinde yeniden inşa edilerek yapılmıştır. Meydan Hamamı, eski sebze ve meyve halinin arka giriş tarafında; eski Tahıl Pazarının arasındadır.</p>
<p><strong>Yeni hamam</strong> ise <strong>Kurtuluş Caddesinden </strong>uzun çarşıya giriş sağlayan, ara sokağında yer alır. Son zamanlarda Armutlu Mahallesinde yeni bir hamam hizmete açılmıştır. Hamam’ın ekonomik getirisi yeterli olmadığından kısa bir süre önce hizmete kapatılmıştır.</p>
<p>Dönemin ; nüfus oranına göre , Antakya da bu kadar çok hamamın olması; sosyal ve kültürel olarak yaşam düzeyinin çok yüksek olduğunu gösterir. Sosyal ve kültürel düzeyinin yüksek olması; hamam kültürünün zenginleşmesine neden olur. Bu zengin kültürün içinde ; ‘’kız görme’’ hamamı, gelin hamamı,<br />
<strong>Damat hamamı,</strong> Musevi hanımlarının evlenmeden önce yaptıkları ‘’ Mİkva” dedikleri evlik öncesi arınma ritüeli gibi bir çok gelenek bulunur…</p>
<p>Hamam geleneklerinin hepsi bir biriden önemli ve anlamlıdır. Törensel olarak bir birine benzemelerine rağmen içerik anlamları bakımından bir birlerinden farklılıklar gösterirler.</p>
<p>“ Kız görme” hamam geleneği; Antakya’da bulunan farklı inanç kültürlerin hemen hemen tümü tarafından ortak kullanılır. Törensel olarak çok az farklılıklar olmasına karşın içerik ve anlam bakımından bir birine benzeştir.</p>
<p>Kız görme kültüründe; Erkek tarafı beğendikleri bir kızın fiziksel özelliklerini görmek için; hataba’yı (nişanlayıcı, aracı, iletişim kuran ) devreye sokarlar. Hataba kızın ailesiyle bu konu ile ilgili olarak diyalog kurar erkek tarafının isteğini dillendirir. Kızın ailesi bu ilişkiyi uygun bulursa, hamam davetini kabul etiklerini hatabaya bildirirler; ona gün verirler. Kız ailesinin rızasını alan hataba erkek ailesine durumu bildirir. Verilen gün üzerinde sözleşilir. Hamam günü geldiğinde kızın; varsa kız kardeşleri, halaları, teyzeleri, arkadaşları; yakın hanım akrabaları ile birlikte söz verilen zamanda hamama giderler. Kız tarafının; soyunma ve peştamal giyinme işlerini tamamlandıktan sonra hamamın giriş bölümünde erkek tarafının gelmesini beklemeye başlarlar. Hataba, kız ailesinin hazırlıklarının denetimini yaptıktan sonra hamamın dışında erkek tarafının gelmesini beklemeye başlar.</p>
<p style="text-align: left;">Erkek tarafının hanımları, ellerinde darbuka ve teflerle maniler söyleyerek hamama giriş yaparlar. Her iki ailenin manicileri ayrı ayrıdır. ilk maniyi erkek tarafı söyler.<br />
“Hahaaa ..Hahaaa… Sultanımızı görmeye geldik, yollarına gül dökmeye geldik ‘’<br />
Buna yanıt doğaçlama olarak kız tarafından gelir.<br />
“Hahaaa…. Haha4aaaa… Ağaçta kestane, dökülür tane tane; bizim sultanımız dünyada bir tane..!”<br />
Karşılıklı manileşmeden sonra; gelin adayı ; süzülerek, çipikler (alkışlar) eşliğinde her iki ailenin arasına girer; raks etmeye başlar; vücut kıvraklığı ile maharetini gösterir.</p>
<p style="text-align: left;">İlk sınavdan olur alan gelin; darbukalardan çıkan <strong>“Bağdadın hamamları”</strong> türküsüne eşlik etmeye başlar…<br />
<strong>Aman Aman Bağdat’lı</strong><br />
<strong>Yanağı baldan tatlı</strong><br />
<strong>Kış günü yar yanımda</strong><br />
<strong>Yaz günü sahra tatlı</strong><br />
<strong>***</strong><br />
<strong>Aman meleğim Nasıl edeyim</strong><br />
<strong>Seko seko seko gel yanıma</strong><br />
<strong>***</strong><br />
<strong>Bağdadın hamamları ,</strong><br />
<strong>Yanıyor külhanları</strong><br />
<strong>Ne acayip baş bağlar </strong><br />
<strong>Antakya hanımları.”</strong><br />
Uzunca süren bir, çalgılı eğlenceden sonra; gelin adayı; erkek tarafının hanımları tarafından yıkanma yerine götürülür.. yıkamaya başlarlar&#8230; Bu süreç içinde her hangi bir fiziksel eksikliği olup olmadığı kontrol edilir… Eğer yoksa. “Erkek tarafının manicisi” “Hahaaa hahaaa, Antakya köşe köşe, içinde yanar bellur şişe, gelinimize göz dikenlerin inşallah gözü şişe” Manisini söyleyerek yıkanma odasından çıkarlar. Hep beraber çalgılar eşlinde giyinme yerine giderler. Burada da çalgılar eşiğinde eğlenmeye devam ederler. Bu arada ailenin ekonomik yapısına göre bazen yemekler hazırlanır. Genelde hamam sofrasında ağılıklı olarak Sarama içi (kısır), börek, hamam çöreği, peynir, zeytin, domates ve buna benzer yiyecekler konur. Eğlence kültürüne; içki katmak isteyen bazı aileler sofraya; rakı, şarap veya bira gibi içki çeşitlerini eklerler.<br />
Damat ve Gelin hamamları da buna benzer törenlerle yapılır. Damat hamamında, damat, ailenin , kız tarafının erkeklerini ve yakın erkek arkadaşlarını evlenmeden bir gün veya iki gün önce hamama davet eder. Ritüel olarak yıkanma yapıldıktan sonra; temiz iç çamaşırlarını davetlilerin huzurunda kendi giyer veya davetliler tarafından giydirilir. Bu ritüel sırasında maniler söylenir, Antakya şarkıları dillendirilir.</p>
<p>Tören eğlencenin doruk noktasına ulaştıktan sonra; düğün törenine geçilir. Gelin hamamları, hemen hemen aynı ritüel izleyerek yapılır.</p>
<p>Musevi kardeşlerimizin hamam kültüründe arınma töreni <strong>&#8220;Mikve veya Tevila</strong>‘’ diye adlandırılan; özel bir dinsel törenle yapılır.<br />
Mikve Tevrat ‘a göre; kirlenmiş bir bedenin veya ruhun ritüellik saflığını tekrar elde edebilmesi için bütün bedenin; doğal bir su birikintisi içinde (çeşme suyu olmaz” tamamen batması gerekmektedir. Mike törenine tabi olanlar; doğum yapmış veya adet kanaması bitmiş olan kadınlar; yeni gelin adayları, Ritüellik saflığı kazanmak isteyen erkekler; Yahudiliği kabul etmek isteyen diğer din mensupları ise Tevila yapmak zorundalar.</p>
<p>Antik çağda; Mikve töreni yapılacak havuzda toplanan sular doğal yollardan elde edilen yağmur sularıdır. Bu uygulamalar antik çağda böyle uygulanırdı. Hamam kültürünün gelişmesiyle birlikte; Musevi kardeşlerimizin bu gereksinmelerini karşılamak için hamamlara mikve havuzu yapılmaya başlandı.<br />
Antakyalı Musevi kardeşlerimiz, bu törenlerini, içinde mikve veya tevila törenlerin de kullanılan, insan boyu ölçülerinde, özel bir havuzu olan Cindi hamamı veya Be’seri hamamında yaparlardı. Antakyalı Musevi kardeşlerimizin sayıları çok azaldığı için artık bu törenler yapılamaz oldu.</p>
<p><strong>Antakya hamamları ve hamam kültürü, sosyal ve kültürel yaşamımızın önemli bir parçasıdır. Hamam mimarisini ve kültürünü geleceğe aktarabilmek için; yapmamız gereken tek şey onlara yeni bir yaşam olanağı sağlamaktır. Bu da ancak toplumsal ve ortak kültürel bir bilinçle olur. O halde bu mekânları kullanma alışkanlıklarımızı sıklaştırmamız gerekir.</strong><br />
<strong>Haydi bakalım hep beraber hamama girip terleyelim..!</strong></p>
<p><strong>Bakalım kimlerin hatıraları ile karşılaşacağız..!</strong></p>
<p><strong>Jozef NASEH<br />
Arkeolog</strong><br />
<strong>Not:</strong> Antakya hamamları ile ilgili fotoğraflarını kullanma iznini veren Sayın <strong>Celal YAHYAOĞLU</strong>’na sonsuz teşekkürlerimi sunarım.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2018/10/20/arkeolog-jozef-nasehin-kaleminden-antakya-hamamlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
