<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Köse Yazısı &#8211; Ekogündem Gazetesi</title>
	<atom:link href="https://ekogundem.org/tag/kose-yazisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ekogundem.org</link>
	<description>Ekonominin Nabzı &#124; (0326) 613 04 64</description>
	<lastBuildDate>Wed, 12 May 2021 07:48:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Eğitim ile ilgili merak edilen sorular?</title>
		<link>https://ekogundem.org/2020/05/26/egitim-ile-ilgili-merak-edilen-sorular/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2020/05/26/egitim-ile-ilgili-merak-edilen-sorular/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ekogundem]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2020 19:40:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir Ayaz]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitimci]]></category>
		<category><![CDATA[Köse Yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ekogundem.org/?p=48786</guid>

					<description><![CDATA[Bekir Ayaz Eğitimci Bugünlerde kaleme alınması gereken yazılardan biride hiç şüphesiz ki eğitim meselesidir. Korona günlerinde Eğitim ile ilgili merak edilen sorular nelerdir. Dünya tarihine bakıldığında insanoğlunun varoluşundan beri eğitim faaliyetleri kesintisiz devam etmiştir. İlk öğretmen Aristo, ikinci öğretmen olarak ise Farabi eğitim alanında ciddi çalışmalar yapmıştır. Eğitimin her alanında her şey değişmiştir. Sınıf içi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bekir Ayaz</strong></p>
<p><strong>Eğitimci</strong></p>
<p><strong>Bugünlerde kaleme alınması gereken yazılardan biride hiç şüphesiz ki eğitim meselesidir. Korona günlerinde Eğitim ile ilgili merak edilen sorular nelerdir.</strong></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-48787 alignright" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2020/05/IMG-20200522-WA0008.jpg" alt="" width="249" height="249" srcset="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2020/05/IMG-20200522-WA0008.jpg 775w, https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2020/05/IMG-20200522-WA0008-300x300.jpg 300w, https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2020/05/IMG-20200522-WA0008-150x150.jpg 150w, https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2020/05/IMG-20200522-WA0008-768x768.jpg 768w, https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2020/05/IMG-20200522-WA0008-144x144.jpg 144w" sizes="(max-width: 249px) 100vw, 249px" />Dünya tarihine bakıldığında insanoğlunun varoluşundan beri eğitim faaliyetleri kesintisiz devam etmiştir. İlk öğretmen Aristo, ikinci öğretmen olarak ise Farabi eğitim alanında ciddi çalışmalar yapmıştır. Eğitimin her alanında her şey değişmiştir. Sınıf içi kullanılan malzemelerden tutun ders kitapların içeriğine kadar. Fakat bu süreçte değişmeyen tek şey öğretmen olmuştur. Tarihin her döneminde öğretmenler eğitim için mücadele vermiştir. Kütahya- Eskişehir Savaşında düşman Ankara Polatlı yakınlarına kadar geldiğinde dahi Mustafa Kemal Paşa Maarif Kongresi’nin toplanmasını istemiştir. Çünkü asıl savaşın cehaletle olduğunu çok iyi bilen bir liderdi. Pandeminin yaşandığı şu günlerde sağlıkçılarımız çok ciddi çalışma içerisinde büyük bir özveriyle çalışmaktalar. Emekleri gerçekten ödenmez. Bu süreçte öğretmenlerin değerleri de anlaşıldı. Öğretmenlerimiz okulda çalıştıklarından daha fazla ev ortamında çalışmaya başladılar. Çünkü online derslerin hazırlığı zannedildiğinden daha zor. Online derslerin kontrolü de normal sınıfa göre daha fazla yorucu olduğu görülmektedir. Pandemi günlerinin yaşandığı dönemlerde en çok merak edilen sorulara cevap vermek gerekiyor.</p>
<p>Okullar ne zaman açılacak ve telafi eğitimi nasıl yapılacak?<br />
Okullar bakanlığın yaptığı açıklamaya göre bu sene açılmayacak. Bunun sebepleri arasında bir çok okulun fiziki şartlarının yaz ortamında ders vermeye müsait olmaması, yaz sıcaklarında öğrencilerin derslere yeterince adapte olamaması ve öğrencilerin yaz tatillerinin ellerinden alınmak istenmemesi gibi faktörler etkili olmuştur. Telafi eğitimi için ise henüz kesinleşmiş bir şey olmamasına rağmen ön görülerde bulunmak yanlış olmayacaktır. Bilindiği gibi 13 Mart tarihinde okullar kapatılmıştı. 3 aylık bir eksiklik oluştu. Bunlar online derslerde, EBA gibi kanallarda telafi edilmeye çalışıldıysa da eğitimin en doğru olanı yüz yüze yapılanıdır. Zannedilen aksine 3 aylık eğitimin akademik olarak telafisi 3 ay sürmez. Çünkü okulda gerçekleştirilen hem eğitim hem de öğretim faaliyetidir. Eğitim faaliyetinin telafi edilmesi mümkün olmayacaktır. Eğitim faaliyetlerinden kasıt ise öğrencilerin davranış kazanması için gerçekleştirilen faaliyetlerdir. Öğretim faaliyetleri ise akademik bilgilerin aktarıldığı süreçtir. 3 aylık öğretimin telafisi ise branşlarla konuşulduktan sonra belirlenebilecektir. Bu kararı bir kişinin alması mümkün değildir. Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı bu konuyu ilgili derslerin öğretmenleriyle görüştükten sonra karara bağlayacaktır. Bu konuda öngördüğüm süre 30 saat ve 60 saat arasında branşlara göre ayarlanacağıdır. Bu sürenin yetersiz olduğunu düşünebilirsiniz. Ama öğretim için yeterli bir süredir. Bu eksiklik hafta sonu ya da yeni yılın eğitim süreci başlamadan programa eklenecektir.<br />
Sınavlar nasıl uygulanacak?<br />
Sınavlar bakanlığın açıkladığı genelgeye göre uygulanacaktır. Fakat sınav içeriğine girmenin faydalı olacağını düşünüyorum. LGS sınavında öğrenciler 8.sınıfta 1.Dönem gördükleri konulardan sınava gireceklerdir. Daha önceden TEOG sınavı vardı. Bu sınavın uygulanış şekli birinci dönem ve ikinci dönem konularından olmak üzere iki ayrı sınavdı. Değişen sistemle birlikte öğrenciler yıl sonunda tek bir sınava girdiler. Sınav sorularında yeni nesil tip sorulara geçildi. TEOG gibi bilgiyi ölçme değil verilen bilgilerin kullanma becerilerini içeren sorular olacaktır. Peki bu durum öğrencilerin faydalarına mı olmuştur? Bu sorunun cevabı kesinlikle evettir. Çünkü bir yıl boyunca göreceği konulardan sınava giren öğrenciler sadece birinci dönem konularından girecekleri için konuları azaldı ayrıca evde oldukları için konu tekrarı ve konuyla ilgili çalışmaları yaptıkları için daha verimli bir sınav geçireceklerdir. Üniversite sınavları içinde 12.sınıf 13 Mart tarihine kadar işlenen konulardan sorumlu olacaklardır. Tabi onlar için bu durum çok etkili değil. Çünkü sınavda 9. 10 ve 11.sınıf konuları da dahil olacaktır. Genel olarak bu konuyla ilgili konuşmak gerekirse öğrenciler bu fırsatı güzelce değerlendirir ve sistematik bir şekilde çalışırlarsa eminim ki başarıya ulaşacaklardır. Bu konuyla ilgili öğrencilerimizin bilmesi gereken durum şudur. Sen ister, inanır ve çalışırsan hiçbir şey hayal değildir!<br />
Eğitim ile ilgili en çok merak edilen iki soru üzerinde durdum. Bir daha gördük ki ne olursa olsun eğitim faaliyetleri asla bitmiyor. Eğitim faaliyetlerinin bitmesi durumunda toplumda oluşacak sorunlar ile ilgili binlerce sayfalık kitaplar yazılabilir. Çünkü tüm mesleklerin, sağlık mesleğinin de özünde eğitim mevcuttur. Eğitim toplumların kalkınması için gerçekten önemlidir. Umarım bu süreçte velilerimiz öğretmenleri biraz olsun anlayabilmişlerdir. Eğitim işinin dışarıdan bakıldığı gibi kolay olmadığı uzun, uğraş gerektiren ve özveri isteyen bir süreç olduğunu anlamışlardır. Bu sürecin en kısa sürede bitmesi temennisiyle…</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2020/05/26/egitim-ile-ilgili-merak-edilen-sorular/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>365 GÜN ANNESİYLE OLANLARIN ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN</title>
		<link>https://ekogundem.org/2020/05/11/365-gun-annesiyle-olanlarin-anneler-gunu-kutlu-olsun/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2020/05/11/365-gun-annesiyle-olanlarin-anneler-gunu-kutlu-olsun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Subjektif Pencere]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 May 2020 05:14:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[365 GÜN ANNESİYLE OLANLARIN ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN]]></category>
		<category><![CDATA[Adil Kurs Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir Ayaz]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir AYAZ Eğitimci-YAZAR]]></category>
		<category><![CDATA[Köse Yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ekogundem.org/?p=48118</guid>

					<description><![CDATA[Adil Kurs Merkezi Yılda bir aklınıza geldi mi anneniz? Kapitalizmin size dayattığı günlerden birinde hatırladınız mı annenizi? Özveriyle sizi büyüttüğü, canınıza can olduğu, siz düşerken ilk sizi kaldıran anneniz olduğunuzu mu hatırladınız. Sözüm annelerini 365 gün sırtında başının üstünde taşıyanlara değil. Sözüm yılın bir günü ya da bir haftası ve yahut bir ayı annesini hatırlayanlara… [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_24020" style="width: 190px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-24020" class="size-full wp-image-24020" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/11/Bekir-Ayaz.jpg" alt="" width="180" height="277" /><p id="caption-attachment-24020" class="wp-caption-text"><strong>Bekir AYAZ</strong><br /><strong>Eğitimci-YAZAR</strong></p></div>
<h2>Adil Kurs Merkezi</h2>
<p>Yılda bir aklınıza geldi mi anneniz? Kapitalizmin size dayattığı günlerden birinde hatırladınız mı annenizi? Özveriyle sizi büyüttüğü, canınıza can olduğu, siz düşerken ilk sizi kaldıran anneniz olduğunuzu mu hatırladınız. Sözüm annelerini 365 gün sırtında başının üstünde taşıyanlara değil. Sözüm yılın bir günü ya da bir haftası ve yahut bir ayı annesini hatırlayanlara…</p>
<p>Diğerleri alınmasın üzerine. Birde annesi hasta olan çocuklar var. Onlar annelerini sırtlarında taşırlar. Nefesleri kesilse bile annelerine belli etmezler. Canları çıksa da belli etmezler. Asla of demezler! Annenin söylediği şey yanlış bile olsa tamam der gerekeni harfiyen yaparlar. Çünkü şunu çok iyi bilirler annelerin bir dediği iki edilmez. Bugün günlerden anneler günü böyle günlerde aklıma direk küçük bir kıssa gelir.</p>
<p>“Gecenin 2.30’unda anne telefonuyla oğlunu arar. Oğlum der. Sözü bitmeden oğlu of anne! bu saatte ne rahatsız ediyorsun, der.” Oğlum der bundan otuz yıl önce bu saatte senin sancılarınla uyanmıştım. “Doğum günün kutlu olsun” der.” Burada annelerin verdiği özveri ve işte bu sahnedeki evlatların yılda bir annelerini hatırladığı gün geliyor aklıma. Yine diyorum yılın 365 günü annesini hatırlayanlara tek sözüm yok. Ama bunu bir gün hatırlayıp diğer gün annelerine oflayanlara sitemim. Anneler günü gelince bencilce hareket eden bir sürü insan oluyor. Soğuk bir mezar taşına gidip annelerin anneler gününü kutlayacak insanları unutanlar var. Olur olmadık empati yapmadan paylaşım yaparak sosyal medyada ilgi çekmeye çalışanlar. Psikoloji sosyal medyanın insanların beğenilme egolarını tatmin eden yer olarak tarif ediyor. Hatta bu konuda halkoyu ile seçilmiş belediye başkanları bile konuyu dikkate almıyor. Doğumunda annesini kaybedenler, anne sevgisini tatmayan çocuklar, annesinin son nefesini gözünün önünde veren insanlar için aslında yapılan her bir paylaşım travma etkisi yaratıyor. Farkında değiliz. Saçma sapan ego tatmini için yapılan paylaşımlarımızla gündeme oturmak istiyoruz. Eğer bugün özelse ve bugün annelere aitse sadece annelerle geçireceğimiz özel anlar olmalı bizler için.</p>
<p>Bir gün İstanbul Kadıköy İskelesinden vapurla İstanbul turuna çıkmıştım. Elimde bir simit ve bir çay vardı. Çayın tadını hissediyor, simidin lezzetine varıyordum. Karşımda boğazın tüm güzelliği, Kız Kulesi, boğazın kokusu ve martıların güzel çırpınışları vardı. Tam yanımda bir bayan oturmuş elindeki telefonla bulunduğu yerin fotoğraflarını çekip duruyordu. Hatta o kadar çok fotoğraf çekiyordu ki kendini kaybetmiş gibiydi. Yolculuğun sonunda hanımefendi ile konuştum. Bu yolculukta yolculuğu ne kadar yaşayabildiniz dedim. Fotoğraf çektim dedi.</p>
<p>Anı yaşayabildiniz mi? Üzerinize gelen dalga damlacıklarını hissedebildiniz mi? Martıların sesindeki notayı? Boğazın kokusunu içine çekebildiniz mi? Soruların tümüne hayır cevabını almıştım. O anı yaşamayan bir insandan bahsediyoruz. Oysa telefonum cebimdeydi anın tadını çıkarttım ben. Hangi resim bana o anın hazzını verebilirdi ki? Bu sorunun cevabı “hiçbiri” olacak. Konumuz anneler günü hediyelerin, çiçeklerin alındığı annelere uğrandığı ve resim çekilerek sosyal medyada paylaşılan günden bahsediyoruz. Ne kadar empati yapabildik? Annesi olmayanları, annesini kaybedenleri, annesini hiç görmeyenleri neden hesaba katmıyoruz! Anne ve baba diğer günlere benzemez. Anne ve baba herkesin en derinden yaşadığı duyguların başında gelir.</p>
<p>Herkesin zaafı anne ve babasıdır. İstediği kadar sevmiyorum dese bile anne ve babasına aşıktır her çocuk. O yüzden empati yaptığınızda paylaşım yapmamanız gerektiğini anlarsınız. Şimdi size empati sorusunu veriyorum. “ Anne ve babanız yaşamıyor olsaydı. Hatta zorlaştıralım bu soruyu anne ve babanız gözünüzün önünde can vermiş olsaydı bugün bu paylaşımları yapar mıydınız?” Cevabını ben vereyim yapamaz bugünün geldiği için acı dolu yüklü olurdunuz.</p>
<p>Bazı konular çok hassastır. Sizin en özeliniz olmalıdır. Bugün annelerinizin anneler gününü en özel şekilde kutlayın. Kimselerin görmesine, duymasına gerek kalmadan!.. Sadece siz ve anneniz olsun.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2020/05/11/365-gun-annesiyle-olanlarin-anneler-gunu-kutlu-olsun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SEN İSTERSEN HAYAL DEĞİLDİR</title>
		<link>https://ekogundem.org/2019/11/02/sen-istersen-hayal-degildir/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2019/11/02/sen-istersen-hayal-degildir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Subjektif Pencere]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Nov 2019 06:16:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir AYAZ Eğitimci-YAZAR]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ekogündem gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[hatay]]></category>
		<category><![CDATA[Köse Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[SEN İSTERSEN HAYAL DEĞİLDİR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ekogundem.org/?p=38989</guid>

					<description><![CDATA[Bekir AYAZ Eğitimci-YAZAR Adil Kurs Merkezi Hayallerinizden vazgeçmeyin. İnsan ne zaman ölür sorusuna verilebilecek en güzel cevaplardan biridir. “Hayallerinden vazgeçtiğiniz gün.” Aslında hayal kurmayan insan yoktur ama bazılarımız farkındalık oluşturmak ve dikkat çekmek için hayalleri olmadığını söylerler. Düşünsenize tüm orijinal eserler aslında koca bir hayal ürünüydü. Örnekleri sıralamak isterdim fakat o kadar çok örnek var [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="wrapper">
<div class="sol_blok">
<article class="HaberIcerik post-34870 post type-post status-publish format-standard has-post-thumbnail hentry category-gundem category-kose-yazilari tag-bekir-ayaz tag-suriyeliler">
<div id="post_content">
<div class="entry-content">
<p><strong>Bekir AYAZ</strong></p>
<p><strong>Eğitimci-YAZAR</strong></p>
<h2><strong>Adil Kurs Merkezi</strong></h2>
<p><strong>Hayallerinizden vazgeçmeyin. İnsan ne zaman ölür sorusuna verilebilecek en güzel cevaplardan biridir. “Hayallerinden vazgeçtiğiniz gün.” </strong><strong>Aslında hayal kurmayan insan yoktur ama bazılarımız farkındalık oluşturmak ve dikkat çekmek için hayalleri olmadığını söylerler. Düşünsenize tüm orijinal eserler aslında koca bir hayal ürünüydü. Örnekleri sıralamak isterdim fakat o kadar çok örnek var ki hiç birini sıralamayacağım. </strong></p>
</div>
</div>
</article>
</div>
</div>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-24416 alignleft" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/11/Bekir-Ayaz-1.jpg" alt="" width="187" height="211" /></p>
<p>Bazılarımız istemedikleri mesleklerde fikirlerini tüketirken bazılarımızda istediği mesleklerde yerlerinde değiller.  Bazılarımız nefeslerini boş yere tüketmekte…. Bazılarımız sözcükleri anlamsız yere kullanmakta. Düşünsenize şu anda karşımda bir bilgisayar ve klavye var. Ellerim klavye harflerine dokunarak istediğim metni bana ulaştırıyor. Bilgisayar mucitleri de bunu hayal ederek üretti. İnsan zihni yanlış eğitimler sonucu hayal gücünü kaybedilmektedir. Öğrencilerime gözlerinizi kapatıp şu konuyla ilgili hayal kurun dediğim zaman, gözünü kapatmayan, kuracak hayal bulamayan onlarca ses yükseliyor. Biz ne yapıyoruz! Hayal gücü olmasaydı. Telefon, internet, dosya saklama vb. daha bir sürü ürün üretilebilir miydi? Asla üretilemezdi. Edison lambayı hayal etti. Graham Bell sesini karşı tarafa göndermeyi, Mors yazıyı hayal etti. İnsanların hayalleri ucuz olmamalıdır. Para karşılığında satmamalıdır. Hayal gücü yüksek olan insanları hala hatırlıyoruz. Geri kalanları toprak, geri kalanları mezar oldu. İnsan ne zamana ölür sorusu ortaya çıkmaktadır. İnsan gömüldüğünde değil insan unutulduğunda ölür. İşte hayal gücü yüksek insanlar asla unutulmamaktadır.</p>
<p>Hayallerimizi gerçekleştirmeye çalıştığımızda, bir sürü olumsuz ses yükseliyor. En fazla duyacağınız kelime “saçmalama”, “hiç böyle şey olur mu?”, “aklın yerinde mi?” buna benzer yüzlerce olumsuz söylemle karşılaşıyoruz.  Hayaller beraberinde riskleri getirir. Eğer hayallerinizin peşinden gideceksiniz. Riskleri almak zorundasınız. Risklerden korkmayın! Bizleri günlük hayatta milyonlarca risk beklemekte. Yolda yürürken bile başımıza bir sürü şey gelebilir. Sadece riskleri göz ardı ediyoruz bu durum hayallerimizi gerçekleştirmek isterken yapılmıyor. Bir araştırmaya göre insanın hayallerinden  vazgeçme sebeplerinin başında oluşan riskler yer alıyormuş. Günlük hayatta milyonlarca risk hesaba katılmazken hayaller kurulacağı zaman risklerin tümü hesaplanıyor. Siz siz olun hayallerinizden riskleri için vazgeçmeyin. Çünkü “siz ister, inanır ve çalışırsanız hiçbir şey hayal değildir”</p>
<p>Kısacası “SEN İSTERSEN HAYAL DEĞİLDİR.” O yüzden bugün sende hayallerini gerçekleştirmek için kulaklarını kapat ve kimseyi dinleme. Sadece inan ve yola çık. Yolun sonu çok güzel olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2019/11/02/sen-istersen-hayal-degildir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurban Paylaşmaktır. Saklamak değil&#8230;</title>
		<link>https://ekogundem.org/2019/08/14/kurban-paylasmaktir-saklamak-degil/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2019/08/14/kurban-paylasmaktir-saklamak-degil/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Subjektif Pencere]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Aug 2019 09:04:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[ekogündem gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[hatay haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Köse Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[kurban bayramı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ekogundem.org/?p=33576</guid>

					<description><![CDATA[Bekir AYAZ -Eğitimci Klişe ama gerçekleşmeyen eylemlerden birinden bahsetmek istiyorum. Paylaşmak kelimesi çok sıkça duyduğumuz ve herkesin herkese sürekli yapması gerektiğini söylediği davranışlardan biridir. Hikmeti nedir pek bilmem ama çoğu insanda lafta kalır. Gördüğüm bir haberden sonra kaleme almak istedim bu yazıyı. Derin dondurucu satışları iki kart arttı. Temmuz ayı itibari ile derin dondurucu satışlarında iki [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bekir AYA</strong><strong>Z</strong><strong> -Eğitimci</strong></p>
<p>Klişe ama gerçekleşmeyen eylemlerden birinden bahsetmek istiyorum. Paylaşmak kelimesi çok sıkça duyduğumuz ve herkesin herkese sürekli yapması gerektiğini söylediği davranışlardan biridir. Hikmeti nedir pek bilmem ama çoğu insanda lafta kalır.<img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-24020 alignleft" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/11/Bekir-Ayaz.jpg" alt="" width="180" height="277" /></p>
<p>Gördüğüm bir haberden sonra kaleme almak istedim bu yazıyı. Derin dondurucu satışları iki kart arttı. Temmuz ayı itibari ile derin dondurucu satışlarında iki kat artış göründüğünü haber yapmışlar.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-33578 alignright" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2019/08/kurbann.jpg" alt="" width="380" height="224" srcset="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2019/08/kurbann.jpg 645w, https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2019/08/kurbann-300x177.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 380px) 100vw, 380px" /><br />
“ Kurban paylaşmak mı yoksa saklamak mı?” Saklamak olmasa gerek. Ya da eğer saklanmak için kesilecekse bu hayvanlar neden kurban beklenir ki ? İbadetin ruhuna ters davranışlar sergileniyor. Eti saklamak için Kurban Bayramı’nı beklemenize gerek yok değerli okurlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yılın her mevsimi, her günü, her saati kesebilirsiniz. Neden dağıtmıyorsunuz sorusunu sordum. Çevremde fakir yok dedi. Çevremde ihtiyaç sahibi yok dedi. Aynı kişiler oysa ülke fakirleşiyor diye bangır bangır bağıran insanlardı. Kurban Bayramı geldiğinde mi ülke zenginleşti. Fakir ruhlarımızı doyurmadan zengin ceplerimizi terbiye edemeyiz. Kurban ibadeti gizli yapılan ibadetlerden biri değildir. Göstere göstere yapabilirsiniz. Kesim yerlerinde gizlice kesilip araba bagajlarında gelen etleri derin donduruculara koyduğumuz bir bayramın daha sonuna geldik.</p>
<p>Elektrik dağıtım kurumunu yönetiyor olsaydım. Kurban Bayramı süresince elektriği vermeyerek etlerin saklanmasını değil de paylaşılmasını sağlayabilirdim. Tekrarlama gereksinimi duyuyorum. “Kurban paylaşmaktır. Saklamak değil.” Kestiği kurbanları paylaşanların Kurban Bayramını kutlar. Saklayanların ise “et bayramını” kutlarım. Esen kalın</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2019/08/14/kurban-paylasmaktir-saklamak-degil/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İyi Doktorlar İyi ki Varlar…</title>
		<link>https://ekogundem.org/2019/01/08/iyi-doktorlar-iyi-ki-varlar/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2019/01/08/iyi-doktorlar-iyi-ki-varlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Subjektif Pencere]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jan 2019 12:16:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Adil Kurs Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir Ayaz]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir AYAZ Eğitimci-YAZAR]]></category>
		<category><![CDATA[ekogundem]]></category>
		<category><![CDATA[Gelişim Hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Köse Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Op. Dr. Özkan Çeliker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ekogundem.org/?p=25484</guid>

					<description><![CDATA[&#160; Bekir AYAZ Eğitimci-Yazar Adil Kurs Merkezi Çevre kirliliği azalsın diye toplu taşımalara yönlendiriliyoruz. Toplu taşıma vurguları sıkça yapılıyor. Peki İskenderun’ da toplu taşımalar ne kadar güvenli? Canımızı kimlere emanet ediyoruz? Canımızı emanet ettiğimiz insanlar ne kadar eğitimli? Bu konuyu başka bir yazıda ele almak ve detaylı incelemek daha yerinde olacaktır. 19 Ocak 2018 tarihinde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<h2><strong>Bekir AYAZ</strong></h2>
<h2><strong>Eğitimci-Yazar</strong></h2>
<h2><strong>Adil Kurs Merkezi</strong></h2>
<p>Çevre kirliliği azalsın diye toplu taşımalara yönlendiriliyoruz. Toplu taşıma vurguları sıkça yapılıyor. Peki İskenderun’ da toplu taşımalar ne kadar güvenli? Canımızı kimlere emanet ediyoruz? Canımızı emanet ettiğimiz insanlar ne kadar eğitimli?</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-24416 alignleft" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/11/Bekir-Ayaz-1.jpg" alt="" width="143" height="161" /></p>
<p>Bu konuyu başka bir yazıda ele almak ve detaylı incelemek daha yerinde olacaktır. 19 Ocak 2018 tarihinde meydana gelen bir toplu taşıma kazasında yaşanan ihmaller sonucunda yürüyemeyen ve omuriliği kırılan bir hastanın yaşadıklarını yazmak istiyorum.</p>
<p>“Bu hasta benim annem” Ambulans ile hastaneye sevk ediliyor. Acı sesleri hastanenin tüm koridorlarında yankılıyor. Rutin işlemler gerçekleştiriliyor. O ara hastasına koşan bir doktor, sedye ile oradan oraya taşınırken hasta ameliyata karar veriyor. Durumun kritikliğini belirtiyor. Birkaç saat önce yürüyerek hastaneye tahlillerini vermeye giden hasta birkaç saat sonra ambulans ile hastaneye getiriliyor. Toplu taşıma şoförünün bilinçsizliği, arabanın bakımsızlığı, yolların elverişsiz oluşu arabanın rampa aşağı direğe vurarak durmasına sebep oluyor. Toplu taşımalar apayrı bir konu olarak ele alacağım. Ama her şeye rağmen işini özveriyle yapan, tüm hastalarını bırakıp en acil hastasına koşan doktorumuzu ele almak istiyorum. Op. Dr. Özkan Çeliker Beyin ve sinir cerrahi uzmanı. Saatlerin değil saniyelerin hesabını yaparak acıyı dindirmek için elinden gelen her şeyi yapıyor. Diğerleri gibi değil doktor aramıyorsunuz. Doktor yanınızda, doktorunuz size bilgi veriyor. İmkansız bir ameliyatın hazırlıklarını yapıyor. Ayaklarında zerre his olmayan hasta ile ilgileniyor. Hastaya bakarken size verdiği güven anlatılamaz. Hasta da böbrek yetmezliği var. Böbrek yetmezliği olan hastanın normal şartlarda bu ameliyata girmesi risk arz ediyorken kendinden emin bir şekilde bu işi yapabileceğini gösteriyor. 2 saat gibi kısa bir sürede tüm hazırlıkları tamamlayarak ameliyata giriyor. 3 saat gibi bir sürede ameliyat sürüyor.</p>
<p>Elinden gelenin fazlasını yaptığına o kadar emin ki o söylemeden siz anlıyorsunuz. Durumun ciddiyetini anlatıyor ama umutlu konuşması size güven veriyor. Ameliyattan sonra yoğun bakım ve akabinde servise alınıyor. 3 gün sonra ayağında zerre kıpırdama ve his olmayan hasta ayağını hissedip kıpırdatabiliyor. Op. Dr. Özkan Çeliker’in bu durumu görünce yaşadığı mutluluk anlatılamaz. Sizden daha fazla duruma seviniyor.  İmkansız, dönüşü mümkün olmayan bir omurilik zedelenmesini muhteşem bir operasyonla düzenleyen doktorumuz ve doktorumuzun özverisinde çalışan tüm doktorlar iyi ki varlar. Her gün sabah akşam hastasını kontrol ediyor. Hangi şartlarda olursa olsun hastasını asla bırakmıyor. Şu sözlerini asla unutmuyorum. “ Siz beni bırakmayın ben hastamı asla bırakmam” Bu sözü o kadar gerçek ve o kadar doğru ki sizi nerde görürse görsün hastasının durumunu soruyor. Ameliyatı yaptığı sıralarda devlet hastanesinde olan doktorumuz şimdi</p>
<p>nde tüm hastalarına elinden gelenin fazlasını yapıyor. Yaptığı başarıları anlık takip ediyorum. Mümkün olmayan tümör tedavilerini, omurilikte meydana gelen zedelenmeleri, bel fıtığını aynı gün tedavi edip göndermesini çok yakından takip ediyorum. İskenderun’un böyle doktorlarını asla kaybetmemesi gerekiyor.</p>
<p>İskenderun’un size bizimde size ihtiyacımız var.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2019/01/08/iyi-doktorlar-iyi-ki-varlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEKNOLOJİYE NE KADAR UZAK KALABİLİYORUZ?</title>
		<link>https://ekogundem.org/2018/12/25/teknolojiye-ne-kadar-uzak-kalabiliyoruz/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2018/12/25/teknolojiye-ne-kadar-uzak-kalabiliyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Subjektif Pencere]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Dec 2018 07:44:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Adil Kurs Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir Ayaz]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir AYAZ Eğitimci-YAZAR]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[Köse Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Teksas Üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ekogundem.org/?p=25036</guid>

					<description><![CDATA[Bekir AYAZ-Eğitimci Adil Kurs Merkezi  Teknoloji bağımlılığını kaleme alınması gereken önemli konulardan biri olarak görmekteyim. Bu işin çözümü için yetişkinlerden başlamak gerekse bile çocuklar üzerinde etkilerine değinmekte fayda var. Sorunun küçük yaşlardan itibaren çözülmesi kanaatindeyim. Teksas Üniversitesi’nin yapmış olduğu araştırma sonucuna göre akıllı telefon kullanımı insanları aptallaştırdığı ve günlük işlerinde başarısız olduklarını göstermişlerdir. Teknoloji bağımlılığı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Bekir AYAZ-Eğitimci</strong></h2>
<h3><strong>Adil Kurs Merkezi </strong></h3>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-24416 alignleft" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/11/Bekir-Ayaz-1.jpg" alt="" width="143" height="161" />Teknoloji bağımlılığını kaleme alınması gereken önemli konulardan biri olarak görmekteyim. Bu işin çözümü için yetişkinlerden başlamak gerekse bile çocuklar üzerinde etkilerine değinmekte fayda var. Sorunun küçük yaşlardan itibaren çözülmesi kanaatindeyim.</p>
<p>Teksas Üniversitesi’nin yapmış olduğu araştırma sonucuna göre akıllı telefon kullanımı insanları aptallaştırdığı ve günlük işlerinde başarısız olduklarını göstermişlerdir. Teknoloji bağımlılığı uyuşturucu, alkol, sigara bağımlılığıyla eşit derecede olduğunu düşünüyorum. Sadece ben değil yapılan araştırmaların tümü bunu gösteriyor. “3T” dediğimiz “telefon, tablet, televizyon” bunun yanına bilgisayar eklediğimizde kişinin yaşamı bu denklem arasında geçtiğini görmekteyiz. Çocukların ayna olduğu unutulmamalıdır. Yaptığınız davranışları kopyalar ve onları uygularlar. Sadece ailenin davranışları değil çevresi, öğretmenleri kendine favori olarak belirlediği herkesin davranışını yansıtarak öğrenme gerçekleştirirler. Bu yazıyı yazabilmek için elli üzerinde makale okudum. Yüzlerce bilgiyi buraya sığdıramayacağım için toparlamam gerektiğine kanaat getirdim. Sorunun temeli bebeklikten başlıyor. İlgi, sevgi ve oyun bekleyen bebekleri çizgi film, telefon ve tabletlerle susturuyoruz. Bebekken eline aldığı dikkatini çeken renkli nesneler bebeğin vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Bunlardan biri eksildiğinde temel ihtiyaç olarak algılandığından bebekte ağlama reaksiyonu meydana geliyor. Buna dayanamayan ebeveynler tekrardan bebeği teknoloji ile buluşturuyor. Oysa bebeğin teknolojiye değil tamamen anne ve baba sevgisine, ilgisine ihtiyacı var. Yoğun çalışma temposunda olan aileler bunu çocukluk döneminde de yapıyor. Genelde ailelerin savunması ise çevresinde görüyor ve ısrarla istiyor demesi oluyor. Çevremiz bizi ne kadar ilgilendirebilir ki? Biz kendi çocuğumuzdan sorumlu değil miyiz? Teknoloji çocuklara nasıl zarar veriyor olabilir ki? Bu soruyu duyar gibiyim. Her şeyden önce çocuğun hayal dünyası kısıtlanıyor? Düşünemeyen, sorgulamayan, olduğu gibi her durumu kabullenen çocuklar oluşuyor. Teknolojinin yararları muhakkak var. Çocuklar teknolojiyi kullanamıyor, Teknoloji çocukları kullanıyor. Çocuk aklı dediğimiz tabirde çocukların bilinçli bir şekilde teknoloji kullanımı maalesef mümkün değildir. Bu olumsuzlukları engellemek için ebeveynler neler yapmalıdır?</p>
<p>-Öncelikle çocuğun, her gün teknolojiye ayırdığı zaman belirlenmelidir ve bu konuda bir anlaşma yapılmalıdır. Bu süre, okulöncesi çocuklarda bir saatten, ilköğretim dönemi çocuklarında ise iki saatten fazla olmamalıdır.</p>
<p>-Ebeveynler (anne-babalar); çocuklarını teknoloji dünyasında sağlıklı şekilde yönlendirmek ve onları denetleyebilmek için bilgisayar ile internet hakkında bilgi edinmelidir ve kullanmaktan çekinmemelidir.</p>
<p>-Aşırı kullanımı engellemenin en kolay yollarından birisi, teknolojiyi ortak çalışma odası gibi yetişkinlerin de takip edebilecekleri bir yere koymaktan geçecektir.<br />
-İlkokul, ortaokul ve lise dönemlerindeki çocukların, derslerine de katkı sağlayacak web üzerindeki interaktif eğitim programları veya DVD’leri faydalıdır. Özellikle, bir de yabancı dil de olursa, kelime hazinelerini ve yabancı dil bilgilerini geliştirirler.<br />
Unutmayın ki; yetişkinlerin doğru yönlendirme ve mantıklı sınırlandırmaları ile kullanılan bilgisayarın, çocukların gelişimi üzerinde pek çok olumlu etkisi de bulunmaktadır.</p>
<p>Bunlardan en önemlisi ise çocuğa sınırlama getirdiğinizde çocuk agresifleşecek, sizleri dinlememe, umursamama gibi davranışlar içerisine girecektir. Unutmayın eğer kaliteli zamanı çocuklarla geçirirseniz çocuklar teknolojiyi aramayacaklardır. Teknolojinin aşırı kullanılmasında çocuklarda; “şiddet, agresif tavırlar, yalan, içe kapanıklık, asosyallik, ders başarısında düşüş vb.” bir sürü olumsuzluklar yaşanmaktadır. Çocuklarla geçirilen kaliteli zaman çocuğun gelişiminde önemlidir. Çocuklarımız için elimizi taşın altına koymalı, onlarla güzel zamanlar geçirmeliyiz. İşe ise kendi bağımlılığımızı azaltarak başlamalıyız.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2018/12/25/teknolojiye-ne-kadar-uzak-kalabiliyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KALABALIKTAKİ YALNIZLIK</title>
		<link>https://ekogundem.org/2018/12/08/kalabaliktaki-yalnizlik/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2018/12/08/kalabaliktaki-yalnizlik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Subjektif Pencere]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Dec 2018 13:48:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Esnaf DERGİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Adil Kurs Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Adil Kurs Merkezi Bekir AYAZ-Eğitimci Bekir AYAZ-Eğitimci]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir Ayaz]]></category>
		<category><![CDATA[Köse Yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ekogundem.org/?p=24401</guid>

					<description><![CDATA[Bekir AYAZ -Eğitimci Adil Kurs Merkezi  Son zamanlarda psikolog ve psikiyatriste gidenlerin sayısı epeyce arttı. Oysa büyüklerimizden hiç farklı şekillerde telaffuz edilen psikolojik hastalıklar duymamıştık. Evet, bilim ve teknoloji hızla ilerliyor. “Hastalıklar bilinmiyordu diyeceksiniz.” Bu konuda size katılmıyorum. İnsan doğadan uzaklaştıkça iç huzurunu kaybetti. Yükselen betonarme duvarlar insanın özgürlüğüne vurulmuş en büyük parmaklıklar olmaya devam ediyor. Evin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bekir AYA</strong><strong>Z</strong><strong> -Eğitimci</strong></p>
<p><strong>Adil Kurs Merkezi </strong></p>
<p>Son zamanlarda psikolog ve psikiyatriste gidenlerin sayısı epeyce arttı. Oysa büyüklerimizden hiç farklı şekillerde telaffuz edilen psikolojik hastalıklar duymamıştık. Evet, bilim ve teknoloji hızla ilerliyor. “Hastalıklar bilinmiyordu diyeceksiniz.”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-24020 alignleft" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/11/Bekir-Ayaz.jpg" alt="" width="180" height="277" /></p>
<p>Bu konuda size katılmıyorum. İnsan doğadan uzaklaştıkça iç huzurunu kaybetti. Yükselen betonarme duvarlar insanın özgürlüğüne vurulmuş en büyük parmaklıklar olmaya devam ediyor. Evin tüm duvarları, indiğiniz basamaklar, yürüdüğünüz yollar, çalıştığınız iş yeri aklınıza gelebilecek her yer o kadar betonlaştı ki maalesef sadece bu saydıklarım değil yüreğimizde betonlaştı. Mutluluk, sevinç, neşe bizlerden uzaklaştıkça uzaklaştı. Kalabalıklaştıkça kalabalıklaştık fakat her bir fazlalıkta biraz daha yalnızlaştık. Samimi dostluklar yerini çıkar ve menfaat üzerine kurulu cemiyetlere bıraktı. Sonrası mı? Psikolojik hastalıkları sıkça duymaya başladık. Oysa doğa ile iç içe olan toplumlarda bu bahsettiğimiz durumlar neredeyse hiç görülmemekte, ayağı toprağa basan elini uzattığında ağacından meyvesini kopartan insanlar milyonluk binalardan daha fazla huzurlu kalmaya devam ediyor.</p>
<p>Siz hiç doğada dolaşan bir kuşun 20 katlı yuva yaptığını gördünüz mü? Siz hiç kendi denizinde ya da gölünde yüzen balığın duvarlarla evinin etrafını çevirdiğini gördünüz mü? Ben bu söylediklerime tanık olmadım. Eğer bu saydıklarımızı bu canlılarda yapsalardı. Bilin ki onlarda mutsuz olacaklardı. Aslında şimdiki insanların bunda pek bir suçu yok. Büyüklerimizin tasarladıkları sistemde dünyaya ayak uydurmaya çalışıyoruz. Onlar gibi büyük binalarda oturuyor, onlar gibi denizi gören yerlere daha fazla para veriyoruz. Onlar gibi ormanlık alanlara yapılmış sitelerden villalar almak için milyonlar veriyoruz. Onlar gibi borçlanıp, onlar gibi mutsuz olmaya devam ediyoruz. “Emekli olduktan sonra bağ, bahçe kurup yerleşeceğiz” diyoruz. Emekli olamadan dünya hayatına son noktayı koyuyor ya da emekli olduktan sonra kurduğumuz hayallerin tümünü unutarak tüm vakitlerimizi hastane odalarında geçiyoruz.<br />
O yüzden kalabalıklaştığımız her geçen gün daha fazla yalnızlaşıyoruz. Yalnızlaştıkça iç huzurumuzu kaybediyoruz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2018/12/08/kalabaliktaki-yalnizlik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİRİLERİ EĞİTİM Mİ DEDİ?</title>
		<link>https://ekogundem.org/2018/11/19/birileri-egitim-mi-dedi/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2018/11/19/birileri-egitim-mi-dedi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Subjektif Pencere]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Nov 2018 14:59:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Adil Kurs Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir AYAZ-Eğitimci]]></category>
		<category><![CDATA[Köse Yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ekogundem.org/?p=23755</guid>

					<description><![CDATA[BİRİLERİ EĞİTİM Mİ DEDİ? Bekir AYAZ-Eğitimci Adil Kurs Merkezi Eğitim ve öğretim çok sıkça duyduğumuz iki kelime ülkemizde milyonlarca insan her gün bu iki kelimeden bahsediyor. Peki “eğitim ve öğretim” nedir? Gerçekten bunu biliyor muyuz? Ya da biliyorsak ne kadar biliyoruz? Sorular soruları getirip duruyor. Eğitim ve öğretim camiasında bulunan ne kadar insan varsa duymuştur? [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BİRİLERİ EĞİTİM Mİ DEDİ?</strong></p>
<p><strong>Bekir AYAZ-Eğitimci</strong></p>
<h2 class="posttitle entry-title">Adil Kurs Merkezi</h2>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-24020 alignleft" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/11/Bekir-Ayaz.jpg" alt="" width="180" height="277" /></p>
<p>Eğitim ve öğretim çok sıkça duyduğumuz iki kelime ülkemizde milyonlarca insan her gün bu iki kelimeden bahsediyor. Peki “eğitim ve öğretim” nedir? Gerçekten bunu biliyor muyuz? Ya da biliyorsak ne kadar biliyoruz? Sorular soruları getirip duruyor. Eğitim ve öğretim camiasında bulunan ne kadar insan varsa duymuştur? “ Talim ve Terbiye Kurulu” bu kurul eğitim faaliyetleri için ülkemizde en önemli kararları alan mercidir.</p>
<p>Geçenlerde devlet okulunda çalışan bir öğretmene “Talim ve Terbiye” kelimelerinin anlamını sordum. Uzaydan getirdiğim iki kelime edasında yüzüme doğru baktı. Cevabını bilmiyordu. Belki sizde bilmiyorsunuzdur? Sizin bilmiyor olmanız normal derim. Ama bu kurulun kararını uygulayan öğretmenin bilmemesi sizce de anormal değil mi?</p>
<p>Cevabı çok basitti. Talim, öğretim terbiye ise eğitim demekti. Bu söylediğimizi her öğretmene vurgulamak kesinlikle doğru değil. Ama öğretmen isen bir şeyler öğreteceksen alanınla ilgili bilgilere sahip olman gerekmez mi? Düşünsenize doktora ilaç nedir diye sorduğunuzda cevabı alamazsanız bırakın doktorluğu tüm her şeyini sorgularsınız.<br />
Bilgi çağında olduğumuz bir zamandayız. İstediğiniz bilgiye anında ulaşma imkanımız var. Hatta o kadar çok bilgiye ulaşabilirsiniz ki bilgiler arası kafanız bile karışabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Öğrencilerin ihtiyaç duyduğu şey kesinlikle bilgi değil. Bilgi dediğimiz boyut tamamen öğretim aşamasında gerçekleşir. Eğitim ise bireyin davranışlarında istendik ve olumlu davranışlar oluşturmaktır. Öğretiyoruz veya öğretemiyoruz. Bunu sorgulamaktansa ne kadar eğitiyoruz diye sormak daha yerinde olacaktır. Bu sadece Türkiye’nin eğitim sisteminin sorunu değil. Tüm dünyanın ortak problemi bu noktada başlıyor. Bu durumu en iyi özetleyecek örnek ise II. Dünya Savaşı’dır.<br />
“ II. Dünya Savaşı’nda alanında uzman nice doktorlar, kimyagerler, mühendisler ve daha bir sürü meslek vardı. Hepsi alanında o kadar uzmandı ki mühendis muhteşem odalar tasarlayıp yaptı. Kimyagerler, hiç olmadık ilaçlar keşfetti. Doktorlar ise bu odalarda kimyagerlerin hazırladığı ilaçlarla bir sürü insanı katletti. Binlerce insan aynı anda öldürüldü. Binlerce insan katledildi.”<br />
Verdiğim örneğe baktığınızda hepsi öğretimde alanında en başarılı insanlardı. Peki ya eğitimde? Vicdan, merhamet ve insani duygular, bunlar çocukken öğretmenleri tarafından aktarıldı mı? Herkesin Hayır dediğini duyar gibiyim. Yıllar geçti fakat biz insanlar hala eğitimi düzeltemedik. Çocuklarda istendik davranışlar oluşturmadık. Dersi dinliyorsa, “pekiyi” dinlemiyor ise “kötü” dedik. Karnede davranışlara bakmak yerine akademik başarısına baktık. Dünyanın tek yaptığı davranış; “bilgili canavarlar” yetiştirmek.<br />
Bu konu o kadar derin ki yazılsa binlerce kitap yazılabilir. Çizilse binlerce resim çizilir. Fakat dünya hala “bilgili canavarlar” yetiştirmekte.<br />
Biri eğitim dediyse o eğitim çok az verilmekte ama eğer biri öğretim dediyse tüm hızıyla devam ediyor!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2018/11/19/birileri-egitim-mi-dedi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kültürümüzde Ekmek kutsaldır.  Alın teri de…</title>
		<link>https://ekogundem.org/2018/03/15/kulturumuzde-ekmek-kutsaldir-alin-teri-de-2/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2018/03/15/kulturumuzde-ekmek-kutsaldir-alin-teri-de-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Serpil Korkmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Mar 2018 12:04:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Basın Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Ekmek]]></category>
		<category><![CDATA[Ekmek Aslanın Ağzında]]></category>
		<category><![CDATA[esnaf dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[İskenderun Kaymakamı Recep Soytürk]]></category>
		<category><![CDATA[Köse Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[mısır]]></category>
		<category><![CDATA[Refik Kireççi]]></category>
		<category><![CDATA[serpil korkmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Seval Kirmit Yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ekogundem.org/?p=16751</guid>

					<description><![CDATA[Yerde gördüğümüzde eğilip alıp, öpüp alnımıza götürdüğümüz sonra da bir kenara bıraktığımız ekmek, soframızın baş tacıdır. Ekmek kültürümüzde öylesine geniş yer alıyor ki; atasözleri deyimlerimizde hatırı sayılır ölçüde yer almıştır. Ta eski çağlarda İlkel topluluklar, topladığı hububatı ufalar, aksi takdirde ne çiğneyebilir ne de yumuşatmaksızın sindirebilirdi. Tarihi sekiz bin yıl öncesine dayanan ekmeğin günümüze yolculuğu, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-16753 alignleft" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/03/serpil_korkmaz-271x300.jpg" alt="" width="231" height="256" srcset="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/03/serpil_korkmaz-271x300.jpg 271w, https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/03/serpil_korkmaz-768x852.jpg 768w, https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/03/serpil_korkmaz-924x1024.jpg 924w" sizes="auto, (max-width: 231px) 100vw, 231px" />Yerde gördüğümüzde eğilip alıp, öpüp alnımıza götürdüğümüz sonra da bir kenara bıraktığımız ekmek, soframızın baş tacıdır.</p>
<p>Ekmek kültürümüzde öylesine geniş yer alıyor ki; atasözleri deyimlerimizde hatırı sayılır ölçüde yer almıştır. Ta eski çağlarda İlkel topluluklar, topladığı hububatı ufalar, aksi takdirde ne çiğneyebilir ne de yumuşatmaksızın sindirebilirdi.</p>
<p>Tarihi sekiz bin yıl öncesine dayanan ekmeğin günümüze yolculuğu, insanlığın hububatı; taşlar arasında kırılıp ufalandığı, daha sonra su katıp elde edilen hamuru yassı bir kaya üzerine yayarak ateşte pişirdiği günlere kadar uzanır. Bu da ekmekçiliği ve fırıncılığı ilk geliştiren insanların, bir dizi deneme yanılma sürecinden geçtiğinin göstergesi olmuştur.</p>
<p>Mısırlılarda ekmek, yaşamlarının simgelerinden biriydi. Ve onlar, ekmekçilikten keyif alırdı. Hatta eski Mısırlılar, ölülerini mezara koyarken bir parça da ekmek koyarlardı. Maaşları ekmek üzerinden hesaplanır, hatta maddi durumu sahip olduğu ekmekle ölçülürdü. Mısır Piramitlerinin inşasında çalışan işçilere, emekleri karşılığında ekmek verilirdi.</p>
<p>Emek ve alın terinin kutsallığını ekmeğimize katmış yaşam kavgamızda para kazanmanın güçlüğünü <em><strong>“Ekmek aslanın ağzında”</strong></em> diyerek anlatmışız. Verimin bol olmasını, gerecin bol olmasına bağlamış <em><strong>“Ekmeğin büyüğü, hamurun çoğundan olur”</strong> </em>demişiz.</p>
<p>İşin uzmanına işi vermek ise <em><strong>“Ekmeği ekmekçiye ver, bir ek de üste ver”</strong></em> diyerek<em><strong> “Biz Ekmeğimizi Taştan Çıkarırız”</strong></em> mantığıyla hareket ederek enerjimizi, sevgimizi işimize katarak elinizdeki dergimizin ikinci sayısını sizlere ulaştırdık.</p>
<p>İlk sayısı beğeni ile karşılanan <strong>ESNAF DERGİSİ</strong>&#8216;nin kapağını süsleyen küçük küçük metal paralar, esnafın küçük küçük kazancını, üst üste biriktirdikçe yatırıma dönüşmesi, üst üste konulmayan birikimlerin yerlerde dağınık kalacağını simgelemesinin yanı sıra yatırıma dönüşen “İ” nin ise kentimizde ekonominin yükselişini ise İskenderun&#8217;un İ&#8217;sini, oluşturması şeklinde anlam yüklenirken, Körfezin maviliğini simgeleyen mavi renk tonu ise aynı zamanda ufku ve güzel umutları da çağrıştırması ile dikkat çekti.</p>
<p>İlk sayıyı hazırlarken heyecanımız bu sayıda da sürdürdü, önemli konuklarımızı da ağırlamanın onurunu yaşadık. <em><strong>İskenderun Kaymakamı Sayın Recep SOYTÜRK&#8217;</strong></em>ün, A<strong><em>nadolu Basın Birliğinin</em></strong> Hatay Temsilcisi duayenimiz Gazeteci &#8211; Yazar ağabeyimiz Sayın <em><strong>Refik KİREÇCİ</strong></em>, kalemi de yüreği kadar güzel arkadaşımız <em><strong>Seval KİRMİT YAZAR</strong></em>&#8216;ın edebiyat dünyasına adım attığı “<em><strong>YAŞAM PARODİSİ</strong></em>” adlı kitabın heyecanı, heyecanımıza heyecan kattı…</p>
<p>Emeğimiz yoğun, soframız zengin, ekmeğimiz bereketli olsun…</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2018/03/15/kulturumuzde-ekmek-kutsaldir-alin-teri-de-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
