<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>AKAD &#8211; Ekogündem Gazetesi</title>
	<atom:link href="https://ekogundem.org/tag/akad/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ekogundem.org</link>
	<description>Ekonominin Nabzı &#124; (0326) 613 04 64</description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Jul 2021 11:11:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>Gadir-i Hum Bayramı kutlu olsun!</title>
		<link>https://ekogundem.org/2021/07/26/gadir-i-hum-bayrami-kutlu-olsun-2/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2021/07/26/gadir-i-hum-bayrami-kutlu-olsun-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ekogundem]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jul 2021 09:50:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[AKAD]]></category>
		<category><![CDATA[Gadir-i Hum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ekogundem.org/?p=61580</guid>

					<description><![CDATA[AKAD olarak her yıl etkinliklerle kutladığımız Gadir-i Hum Bayramı’nı yaşanan pandemi nedeniyle halkımızın sağlığını tehlikeye atmamak adına bu yıl da (26 Temmuz 2021’de kutlanacak bu Büyük Baram)geçen iki yıl gibi halka açık bir etkinlikle kutlayamayacağımızdan, günün anlam ve önemini kamuoyuna basın bildirisiyle paylaşıyoruz. Zilhicce ayının 18’inci gününde vuku bulan Gadir-i Hum olayı; Hz. Muhammed’den (s.a.a.) [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>AKAD olarak her yıl etkinliklerle kutladığımız Gadir-i Hum Bayramı’nı yaşanan pandemi nedeniyle halkımızın sağlığını tehlikeye atmamak adına bu yıl da (26 Temmuz 2021’de kutlanacak bu Büyük Baram)geçen iki yıl gibi halka açık bir etkinlikle kutlayamayacağımızdan, günün anlam ve önemini kamuoyuna basın bildirisiyle paylaşıyoruz.</strong></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-61573" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2021/07/akad.jpg" alt="" width="952" height="761" srcset="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2021/07/akad.jpg 740w, https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2021/07/akad-300x240.jpg 300w" sizes="(max-width: 952px) 100vw, 952px" /><br />
Zilhicce ayının 18’inci gününde vuku bulan Gadir-i Hum olayı; Hz. Muhammed’den (s.a.a.) sonra kıyamete kadar peygamber gelmeyeceğinden Allah’ın isteği ve emriyle imamet/velayet/vasilik devrinin başlayacağını kesin bir dille belirttiği için Müslümanlar açısından çok önemli bir yere sahiptir ve bir dönüm noktası niteliğindedir. Her şeyden önce bir hususun altını çizmek gerekir ki Gadir-i Hum olayı, sadece Alevileri ilgilendiren bir husus değildir. Alevilerce kutlanan Gadir-i Hum Bayramı da, sadece Aleviler tarafından değil tüm Müslümanlar tarafından kutlanması gereken eşsiz bir bayramdır.<br />
Hz. Muhammed (s.a.a.) Hakk’a yürümeden önce Hicret’in onuncu yılında son haccını eda etmiş ve kendisine bu hacda 120 bin civarında kişi eşlik etmiştir.<br />
Hz. Muhammed (s.a.a.) hac dönüşü Gadir-i Hum denen yere Zilhicce’nin 18. gününde ulaştığında Hz. Cebrail (a.s.), Hz. Muhammed’e Maide suresinin 67. ayetini indirir:<br />
“Ey Peygamber, Rabbinden sana indirilen emri insanlara ilet. Eğer yapmazsan onun elçiliğini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur…”<br />
Bu ayet indikten sonra Hz. Muhammed (s.a.a.) önde olanların Gadir-i Hum mevkisine geri dönmelerini, geride kalanların da hızlanıp aynı yere yetişmelerini emreder. Hz. Muhammed (s.a.a.) yüksek sesle uzunca bir hutbe buyurur. “Ey insanlar! İşitiyor musunuz?” diye sorar. İnsanlar: “Evet, işitiyoruz ya Resulullah.” derler. Hz. Muhammed (s.a.a.) sözlerine devam eder: “Ben, sizden önce Kevser Havuzu’nun başına gideceğim, siz oraya benim yanıma geleceksiniz. …Benden sonra acaba “Sekaleyn” e nasıl davranacaksınız?”<br />
Halktan birisi: “Ya Resulullah, sekaleyn nedir?” diye sorar. Hz. Muhammed (s.a.a.) cevap verir: “Sekaleyn, iki ağır emanet demektir. Birincisi ve büyüğü Allah’ın kitabıdır ki bunun bir tarafı Allah’ta bir tarafı sizin elinizdedir. Ona sımsıkı sarılın, sapmayın. Değerli ikinci emanet ise Ehlibeytimdir. Yüce Allah bana bildirdi ki Kur’an ve Ehlibeytim, Havuz’un başında bana ulaşıncaya kadar birbirlerinden ayrılmayacaklardır. Bu ikisinin birbirlerinden ayrılmamalarını ben de Rabbimden istedim. Onlardan ne öne geçin ne de geride kalın aksi takdirde helak olursunuz.”<br />
Hz. Muhammed (s.a.a.) bu sözlerinden sonra Hz. Ali’nin elinden tutup şöyle buyurur: “Ey insanlar! Müminlere kendilerinden daha evla (öncelikli, yetki sahibi) kim vardır?”<br />
Halk cevap verir: “Bunu Allah ve Resulü daha iyi bilir.” Hz. Muhammed (s.a.a.) sözlerine devam eder: “Allah benim mevlamdır, ben de müminlerin mevlasıyım. Ben onlara kendilerinden daha evlayım (yetki sahibiyim) ve ben kimin mevlasıysam Ali de onun mevlasıdır. Ali bin Ebi Talib, benim kardeşimdir, vasimdir, halifemdir, benden sonra imamdır. Onun bendeki yeri Harun’un Musa’ya olan yakınlığı gibidir ancak benden sonra peygamber gelmeyecektir. O, Allah ve Resulünden sonra velinizdir.”<br />
Daha sonra Hz. Muhammed (s.a.a.) sözlerine şöyle devam eder: “Allah’ım! Onunla dost olana dost, ona düşman olana düşman ol. Onu seveni sev, ona buğz edene buğz et. Ona yardım edene yardım et, ona yardımını esirgeyene sen de yardımını esirge. O nereye dönerse hakkı onunla döndür. Biliniz ki bu sözleri hazır olanlar, hazır olmayanlara bildirmelidirler.”<br />
Hz. Muhammed’in (s.a.a.) bu sözlerinin hemen ardından ayet iner: “Bugün dininizi kemale erdirdim, nimetimi sizlere tamamladım ve size din olarak İslam’ı beğendim.” (Maide:3)<br />
Bunun üzerine Resulullah buyurur: “Allahu Ekber! Din kemale erdi, nimet tamamlandı, Allah benim risaletime ve benden sonra Ali’nin velayetine razı oldu.”<br />
İnsanlar Hz. Ali’yi tebrik ettiler. İlk üç halife, Hz. Ali’yi ilk kutlayanlardandır ve ikinci halife Ömer: “Ne mutlu sana, ne mutlu sana ey Ebu Talib’in oğlu! Sen bugün her mümin erkek ve kadının mevlası oldun.” demiştir.<br />
Gadir-i Hum olayı özetle bu şekildedir. İslam dininin kemale erdiği, nimetin tamamlandığı gün, elbette en büyük bayramdır ve gönül isterdi ki bu gün tüm Müslümanlarca coşkuyla kutlansın ve resmi tatil ilan edilsin.<br />
Tüm insanlara sağlık, huzur ve barışa vesile olması dileklerimizle Gadir-i Hum Bayramı’nı kutlarız. 26.2021<br />
Alevi Kültürünü Araştırma Derneği Yönetim Kurulu</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2021/07/26/gadir-i-hum-bayrami-kutlu-olsun-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hatay Tarihi Tarihçesi</title>
		<link>https://ekogundem.org/2017/12/19/hatay-tarihi-tarihcesi/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2017/12/19/hatay-tarihi-tarihcesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oxy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Dec 2017 10:08:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[AKAD]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük İskender]]></category>
		<category><![CDATA[Cüdeyde]]></category>
		<category><![CDATA[ekogündem gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[hitit]]></category>
		<category><![CDATA[İskenderun hatayhaberleri]]></category>
		<category><![CDATA[mısırlılar]]></category>
		<category><![CDATA[pers imparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Tel Atçana]]></category>
		<category><![CDATA[Tel Tainat Tel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ekogundem.org/?p=14122</guid>

					<description><![CDATA[Hatay Anadolu’nun en eski yerleşim merkezlerinden biridir. Yöredeki tarihi yaşam bulguları M.Ö. 100.000’lere kadar uzanır. Elde edilen buluntular; bölgenin orta paleolitik neolotik kalkolit dönemlerde ve tunç çağında yaygın bir yerleşim yeri olarak kullanıldığını göstermektedir. Amik Ovasında; Çatalhöyük Tel Tainat Tel Cüdeyde ve Tel Atçana’da ilk tunç çağı yerleşmeleri tespit edilmiş ve mimari kalıntılara rastlanmıştır. Kalıntılar; [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hatay Anadolu’nun en eski yerleşim merkezlerinden biridir. Yöredeki tarihi yaşam bulguları M.Ö. 100.000’lere kadar uzanır. Elde edilen buluntular; bölgenin orta paleolitik neolotik kalkolit dönemlerde ve tunç çağında yaygın bir yerleşim yeri olarak kullanıldığını göstermektedir.</strong></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone  wp-image-30859" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2019/06/hatay-turizm-1.jpg" alt="" width="1096" height="602" srcset="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2019/06/hatay-turizm-1.jpg 581w, https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2019/06/hatay-turizm-1-300x165.jpg 300w" sizes="(max-width: 1096px) 100vw, 1096px" /></p>
<p>Amik Ovasında; Çatalhöyük Tel Tainat Tel Cüdeyde ve Tel Atçana’da ilk tunç çağı yerleşmeleri tespit edilmiş ve mimari kalıntılara rastlanmıştır. Kalıntılar; bu yerleşmelerde beylikler biçiminde yaşandığının ip uçlarını vermektedir.</p>
<p>İlk tunç çağından itibaren Amik Ovası’ndaki bu beylikler; sırasıyla Akadların Yamhad Krallığının Hititlerin ve Mısırlıların egemenliğine girmiş Hitit imparatoru I. Şuppiluliuma döneminde tekrar Hitit egemenliğine girerek bu durum M.Ö. 13. yüzyıla kadar devam etmiştir.<br />
Hitit İmparatorluğunun M.Ö. 1200 yıllarında parçalanmasından sonra Sami-Aramiler tarafından Hattena adıyla bir Geç Hitit Krallığı kurulmuştur. Hattena Krallığı M.Ö. 9. yy’da Asurluların daha sonra da Urartuların egemenliğinde kalmıştır.</p>
<p>Türkmen/Oğuzların ataları Sakalar M.Ö. 7. yüzyılın ortalarında hükümdarları Oğuz Han önderliğinde Batık Şehir adını verdikleri Antakya’yı zaptedmiş ve burada 18 yıl kaldıktan sonra M.Ö. 626’da Antakya’dan ayrılmıştır.</p>
<p>M.Ö. 6. yüzyılın ortalarından itibaren Hatay yöresi Pers İmparatorluğuna bağlı Kilikya Satraplığı’nın içinde yer almış ve Pers İmparatorluğu’na vergi ödemiştir.</p>
<p>M.Ö. 333 yılında Büyük İskender ile Pers İmparatoru III. Dareios’un orduları İssos kenti civarında savaştılar ve Büyük İskender Pers ordusunu ağır bir yenilgiye uğrattı. Myriandros’un (bugünkü İskenderun) adını değiştirerek Aleksadria adını vermiş ve bölge kısa bir süre Makedon hakimiyetine girmiştir.</p>
<p>Büyük İskender’in M.Ö. 323 yılında ölümünden sonra komutanlarından Seleucus I. Nicator iktidar mücadelesini kazanarak Seleukoslar dönemini başlatmış ve M.Ö. 300 yılında Seleucia Pieria ardından Antiacheia (Antakya) kentleri kurulmuştur.</p>
<p>M.Ö. 64 yılında Antakya serbest şehir statüsü ile Roma İmparatorluğuna katıldı ve imparatorluğun Suriye Eyaletinin başkenti oldu.<br />
M.S. 1. yüzyılın ilk yarısında ortaya çıkan Hıristiyanlık Kudüs dışında ilk defa Antakya’da yayıldı. Hz. İsa’ya inananlara ilk defa Antakya’da “Hıristiyan”adı verildi. M.S. II. yüzyılda Antakya; Roma ve İskenderiye’den sonra 200.000-300.000 nüfusu ile imparatorluğun üçüncü büyük metropolisi durumunda idi. Şehrin başlıca gelir ve zenginlik kaynağı ticaret ve ihracat idi. Şehir; saraylara köşklere heykellere Su yollarına hipodroma hamamlara ve hatta kanalizasyon sistemine sahipti.</p>
<p>395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye bölündü. Doğu Roma (Bizans) sınırları içinde kalan Antakya 638’de İslam orduları kumandanı Ebu Ubeyde İbn’ül Cerrah tarafından fethedildi. Emeviler döneminde (661-750) Antakya Halep’e bağlandı. Ardından Hatay bölgesi Abbasiler Tolunoğulları ve İkşitlerin eline geçti.</p>
<p>944 yılında Kuzey Suriye’de Antakya’yı da içine alan Hamdanoğulları Devleti kuruldu. 967-969 yıllarında Hamdanilerle Bizanslılar arasında şiddetli çatışmalar oldu. Sonunda Antakya Bizans kuşatmasına 969 yılına kadar dayanabildi. Antakya Bizans İmparatoru Nikephorus Phokas’ın kumandanlarından Mikhail Burtzes tarafından zaptedildi.</p>
<p>9. ve 10. yüzyıllarda Antakya ve civarına çok sayıda Türk nüfusu gelerek yerleşmeye başladı. Bunda doğudaki Selçuklu varlığının büyük etkisi vardı. Sultan Melikşah döneminde (1072-1092) Kutalmışoğlu Süleyman Bey 1074 yılında önce Halep’i daha sonra Antakya’yı kuşattı. Vali İsaakios Komnenos 20.000 Altın karşılığında barış yaparak kuşatmayı kaldırttı. 1084 yılında Antakya Askeri Valisi Philaretes Urfa’ya gidince kötü yönetim ve baskıdan bıkan halk bunu fırsat bilip İznik’te bulunan Süleyman Bey’i kente davet etti. Bunun üzerine Kuzey Suriye’ye bir sefer düzenleyen Kutalmışoğlu Süleyman Bey 12 Aralık 1084’te Antakya’ya girdi. Süleyman Bey Filistin Selçuklu hükümdarı Sultan Melikşah’ın kardeşi Dımışk Meliki Sultan Tutuş arasında Halep yakınında yapılan savaşı kaybetti ve öldü. Antakya Selçuklu Meliki Sultan Tutuş’un hakimiyetine girdi. Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah Kuzey Suriye’de çıkan hakimiyet kavgasını çözmek için 1086 yılında önce Halep oradan Antakya’ya geldi. Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah Tutuş’u sadece Dımışk (Şam) Meliki olarak bırakıp Antakya’ya Yağısıyan’ ı Vali tayin ederek Antakya’yı doğrudan doğruya imparatorluğa bağladı.</p>
<p>1097 yılında Anadolu’dan Çukurova’ya gelerek İskenderun’u alan Haçlı orduları 21 Ekim 1097’de Antakya’yı kuşattı. Uzun süren bir kuşatma sonunda 1098’de Antakya Haçlılar tarafından zaptedildi. 1. ve 2. Haçlı seferleri sırasında Suriye Bizanslıların elinden çıktı bölgeyi mahalli Müslüman Beyliklerle Latinler paylaştı. Antakya’da Kudüs’e bağlı olan Dükalık (Antakya Prensliği veya Antakya Kontluğu) kuruldu.</p>
<p>1268 yılında yöreye gelen Baybars komutasındaki Memluk ordusu Antakya’yı kuşattı ve 18 Mayıs 1268 Günü yapılan hücumla şehre girildi. Memlukluların 1268’de gelişleri ile 171 yıl süren Antakya Haçlı Prensliği sona erdi. Baybars’ın hükümdarlığı zamanında bölgede Türkmenlerin göç ve yerleşimleri yoğun olarak gerçekleşti.</p>
<p>14. ve 15. yüzyıllarda Halep Antep ve Antakya bölgesine göç eden Türkmen boylarının başında Avşarlar ve Bayatlar geliyordu. Kuzey Suriye Avşarlarından olan Gündüzoğulları Amik Ovasında Köpekoğulları Antep’te ve Özeroğulları Dörtyol çevresinde yaşamaktaydı.<br />
Osmanlı toprakları genişleyip Memluk sınırlarına ulaşınca iki devlet arasında savaşlarda başladı. Ard arda yapılan savaşlar sonunda Memluk ordusu Osmanlı ordusunu Çukurova’dan çekmek zorunda bıraktı ve 1490 yılında barış Antlaşması yapıldı.</p>
<p>Antakya ve çevresi 1516 yılında Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi sırasında Osmanlı hakimiyetine girdi. Osmanlı yönetiminde Antakya Halep eyaletine bağlı bir sancak ve bu sancağın merkezi idi. Sancak beyi tarafından yönetiliyor idi. zaman içinde yapılan düzenleme ile Antakya kaza statüsüne getirilerek Şam Beylerbeyliğine bağlı olarak yönetildi.</p>
<p>Kanuni Sultan Süleyman Tebriz seferi dönüşü Aralık 1535’te Antakya-İskenderun üzerinden Adana’ya geçmiş daha sonraki yıllarda 1548-1549 kışını geçirdiği Halep’te iken yaptığı gezilerin birinde Antakya’ya tekrar uğramıştır. Kanuni Sultan Süleyman’ ın buyruğuyla Belen’de cami han hamam ve imaret yapıldı. Belen’ e 250 nefer derbentçi yerleştirdi. Daha sonraki yıllarda bölgeye 65 hane daha yerleştirilerek köy haline getirildi. Payas’ta eski kale yeniden yapıldı. Yine Payas’ta Sokullu Mehmet Paşa tarafından 1568 yılında yapımına başlanan cami han hamam imaret 1574 yılında tamamlandı. Ayrıca yapılan iskele ve tersaneyi korumak için 1577 yılında limanın üst tarafına bir kale (Cin Kulesi) inşa edildi. Derbençi olarak buraya 541 Aile yerleştirildi.</p>
<p>1832’de Mısır Valisi Mehmet Ali Paşanın oğlu İbrahim Paşa Suriye’ yi fethederek Osmanlı ordusu ile 28 Temmuz 1832 günü Belen Boğazında (Belen Geçidi) yaptığı savaşı kazanarak Adana’ya doğru ilerledi. 1839’da Osmanlılar bölgeyi Halep’e kadar geri aldılar. Tanzimat’ın ilanıyla Antakya ve çevresinde idari yapılanmada yeni düzenlemeler gerçekleştirildi. Antakya Sancağında Kaymakamlık ihdas edilerek çevresiyle birlikte (Şeyhülhadid Kuseyr Karamurt Süveydiye Altunözü Cebel-i Akra-namı diğer Ordu) Halep eyaletine Payas kazası Uzeyr ve Belen sancakları çevresiyle birlikte (Bakras nahiyesi İskenderun Nahiye-i Arsuz) Adana eyaletine bağlandı.</p>
<p>I. Dünya savaşında Osmanlı devletine karşı isyan eden Araplar İngilizler ve müttefikler ile iş birliği yaparak Osmanlı devleti aleyhine çalıştılar. İttifak devletleri daha 1916 yılında Sykes-Picot ve Sazanof arasında yapılan görüşmelerde Osmanlı devleti topraklarını paylaşmışlar; Güneydoğu Anadolu ve Suriye Fransa bunun güneyinde kalan bölgeyi ve Irak’ı İngilizler alacaktı.<br />
30 Ekim 1918’de Osmanlı devleti ile ittifak devletleri arasında Mondros anlaşması imzalandı. Antlaşma imzalandığında Türk birlikleri Antakya Belen Dircemal Telrifat hattını korumuş Mustafa Kemal Paşa komutasındaki Türk birlikleri 25/26 Ekim 1918 gecesi Halep’i sokak çatışması yaparak terk edip kuzeye doğru çekilmişlerdir. 27 Ekim 1918 günü Antakya’da Faysal taraftarları hükümet konağındaki Türk bayrağını indirip Arap bayrağı diye bir bayrak asarak Arap hükümeti ilan etmişler fakat Belen’de bulunan 41. Fırkanın müdahalesi ile 3 Kasım 1918’de dağıtılmışlardır. Osmanlı Hükümetinin emri ile 41. Fırka 8 Kasım 1918’den itibaren Anadolu’ya çekilmeye başladı. Son birlik Belen’den 9 Kasım günü ayrıldı. Yörede Türk askerinin çekilmesi üzerine 9 Kasım günü bir İngiliz müfrezesi İskenderun’a çıktı ve oradan Dörtyol’a geçti. Ardından 12 Kasım 1918’de Fransızlar İskenderun’a Asker çıkardılar 15 Kasım 1918 günü de Belen’i işgal ettiler.<br />
27 Kasım 1918 tarihinde merkezi Beyrut’ta bulunan Fransız Yüksek Komiserliği bir kararname yayınlayarak merkezi İskenderun olmak üzere Antakya İskenderun ve Harim’i içine alan “İskenderun Sancağı” kuruldu. Sancak idaresi bir Vali tarafından yerine getirilecekti.<br />
7 Aralık 1918 günü Antakya 11 Aralık 1918 günü de 400 Ermeni’den oluşan bir Fransız taburu Dörtyol’u işgal etti.<br />
19 Aralık 1918 günü Dörtyol’a bağlı Karakese Köyünde Fransızlara karşı direnişte bulunulmuş ve müfreze köye giremeyerek 15 ölü bırakarak geri çekilmiştir. 19 Aralık 1918 tarihinde meydana gelen çatışma milli mücadele tarihimizdeki ilk kurşun’dur. Bu tarihten itibaren Kuvay-i Milliye’ye katılan çeteler ile bölgedeki işgal birlikleri arasında mücadele ve çatışmalar başladı.<br />
20 Ekim 1921 günü Türkiye ile Fransa arasında Ankara Antlaşması imzalandı ve buna göre Payas sınır olacak şekilde İskenderun sancağı sınırlarımız dışında kalıyordu. Fakat antlaşmaya göre; İskenderun mıntıkasında Türk ırkından olanların kültürlerini geliştirmek için her türlü kolaylık sağlanacak Türk dili resmi dil niteliğine sahip olacaktı.</p>
<p>Ankara Antlaşmasından sonra Türkiye ile Fransa arasındaki savaş hali sona erdi. Türkiye ile Suriye arasında sınır çizildi. Dörtyol (Payas dahil) ve Hassa Türkiye sınırları içerisinde kaldı.<br />
Fransızlar 15 Kasım’da Hassa’yı 8 Ocak 1922 de Erzin’i 9 Ocak 1922’de Dörtyol’u boşaltarak güneye çekildiler.<br />
Bu yeni dönemde Antakya İskenderun ve havalisi halkı Anayurttan ayrı yaşamaya alışamamışlar her fırsatta Türkiye’ye katılma ve kurtulma talebinde bulunmuşlardır. Nitekim Gazi Mustafa Kemal Paşa 15 Mart 1923’te Adana’ya geldiğinde Antakyalılar kendisini karşıladılar. Karşılayan kalabalığın önünde iki levha dört hanım ve bunların önünde bir kız vardı. Antakyalı kız (Ayşe Fıtnat Hanım) dokunaklı bir nutuk söyleyerek Ey Ulu Gazi bizi kurtar diye talepte bulundu. M. Kemal Paşa kıza “Kırk Asırlık Türk Yurdu Düşman elinde esir kalamaz! diyerek kurtuluş vaadinde bulundu.<br />
Bundan sonra 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan antlaşmasında Ankara Antlaşması ile çizilmiş olan sınır aynen kabul edildi. Ocak 1925 ve Mayıs 1926’da Gazi Mustafa Kemal Paşa Dörtyol’u ziyaret etti. Nisan 1934’te resmi görüşmeler için sancağa gelen Gaziantep Valisi Akif iyidoğan için muhteşem karşılama yapıldı halk sevinçten Valinin makam arabasını havaya kaldırdı.<br />
9 Eylül 1936 tarihinde Fransa Suriye ile antlaşma yaparak Suriye’ye bağımsızlık verilmesini kabul etti fakat özel statüye sahip İskenderun Sancağı’nın durumu göz ardı edildi. Bu durumda Türkiye 9 Ekim 1936’da Fransa’ya nota verdi. Konu; Türkiye ve Fransa arasında alınıp verilen notalar sonucunda varılan mutabakata göre Milletler Cemiyetine taşındı. Atatürk 1 Kasım 1936’da T.B.M.M’nin açılışında sancak konusunda devletin tavrını açıkça ortaya koydu. Ertesi Gün Atatürk sancağa “Hatay” adını verdi. Aralık 1936’da şeklini belirlediği Hatay Bayrağını Hataylılara armağan etti.</p>
<p>Milletler Cemiyeti 14-16 Aralık 1936 tarihinde yaptığı toplantıda sancağın oturumunu yeniden incelemek için 3 gözlemcinin Sancağa gönderilmesini kararlaştırdı. 1 Ocak 1937 günü Hatay’a gelen gözlemciler incelemelere başladılar. 12 Ocak 1937 günü gözlemcilerin kaldığı Turizm Oteli (şimdiki Özel Ata Lisesi) önünde 60.000 Türk’ün katıldığı muazzam bir miting ve yürüyüş yapıldı. Nihayet Milletler Cemiyeti Konseyi 27 Ocak 1937 toplantısında İskenderun Sancağı’na bağımsızlık verilmesini kabul etti. Sancak içişlerinde tam bağımsız dışişleri maliye ve gümrük konularında Suriye’ye bağlı olacaktı.</p>
<p>29 Kasım 1937 tarihinde Milletler Cemiyetine seçilen komitece hazırlanan Sancak Statü ve Anayasası yürürlüğe girdi. Bundan sonra Milletler Cemiyeti nezaretinde sancak nüfusunun cemaatlere göre belirlenip kaydedilmesi için nüfus tespitine gidildi. Milletler Cemiyetine göre seçimler; 28 Mart ve 12 Nisan 1938‘de yapılacaktı. Seçimlerden önce seçmenler cemaatlere göre belirlenecek bunun ardından milletvekillerini seçecek ikinci aşamada seçmenler seçilecek üçüncü aşamada milletvekilleri seçilecektir.</p>
<p>Halk arasında “Referandum” olarak bilinen seçim sırasında Sancak’ta tansiyon yükseldi cemaatlere göre nüfus tespitinde Milletler Cemiyetinde yapılan zorlu görüşmeler sonunda 21 Mart 1938’de kesinleşen karara istinaden Türk Tezi doğrultusunda her dileyen Hataylının dilediği cemaat listesinden yazılması kabul edildi.</p>
<p>Sancakta meydana gelen karışıklıklar ve idarenin Türkler aleyhine takındığı tavır yüzünden Milletler Cemiyetince belirlenen seçim takvimi zamanında tamamlanamadı.<br />
Başta Atatürk’ün takındığı kararlı tavır ve Türk Hükümetinin girişimleri sonucunda Sancak Umum Valiliğine Dr. Abdurrahman MELEK Delegeliğe de Kolonen COLLET getirildi. Atatürk 19 Mayıs 1938 günü Ankara’da törenleri izledikten sonra Ankara’dan Mersin’e hareket etti ve 20 Mayıs günü Mersin’de askeri birliklerin geçitlerini hasta olduğu halde ayakta izledi.<br />
Seçimin güvenli bir ortamda yapılabilmesi için Türkiye ile Fransa arasında antlaşmaya varılmış ve askeri antlaşma imzalanmıştır. Bu antlaşmanın uygulama esaslarını belirlemek üzere Orgeneral Asım GÜNDÜZ Başkanlığındaki askeri heyet 12 Haziran 1938 günü Antakya’ya geldi. 13 Haziran – 3 Temmuz 1938 tarihleri arasında Fransa’nın Suriye Orduları Komutanı Orgeneral Huntzinger başkanlığındaki Fransız heyeti ile yapılan görüşmeler sonucunda antlaşma imzalandı. Varılan antlaşmaya göre Hatay’da güvenlik 6.000 kişilik bir güçle sağlanacak bunun 2.500’er kişisi Fransız ve Türk Kuvvetlerinden 1.000’er kişisi de Hatay’dan karşılanacaktır.<br />
Antlaşma gereği Kurmay Albay Şükrü Kanatlı Komutasındaki Türk Kuvvetleri 5 Temmuz 1938 günü Hassa ve Payas’tan iki koldan Hatay’a girdi.<br />
Türk askerinin Hatay’a girmesinden sonra yeni bir seçim komisyonu kuruldu ve seçim çalışmalar 22 Temmuz 1938’de başladı. Cemaatlere göre tescil işleri 1 Ağustos’ta sona erdi. İkinci seçmen kayıtları 8 Ağustos’ta bitti. 19 Ağustos’ta adayların isimleri ve sayıları belirlenecekti. Sürenin bitiminde her cemaatten aday sayısını seçilecek milletvekili sayısına denk olduğu görüldüğünden seçim yapılmadan adaylar milletvekili oldular. Böylece; 31’i Türk (9’u Alevi) 2’si Arap 5’i Ermeni 2’si Ortodoks 40 mebus seçilmiş oldu.</p>
<p>2 Eylül 1938 günü Hatay Devleti kuruldu. Hatay Devleti Meclisi o gün şimdiki Gündüz Sinemasında toplandı. Meclis Başkanlığına Abdulgani türkmen Devlet Başkanlığına Tayfur Sökmen seçildi. Devletin adı Hatay olarak kabul edildi.</p>
<p>Hatay Devlet Meclisi’nin 5 Eylül tarihli oturumunda Devlet Reisi Tayfur Sökmen Dr. Abdurrahman melek’i Baş Vekil olarak Hükümet Kabinesini kurması için görevlendirdi. Kurulan hükümet Meclisin 6 Eylül 1938 tarihli oturumunda güven oyu aldı. Sancak Anayasası Hatay Anayasası olarak kabul edildi. Devletin adı da Hatay Devleti olarak değişti. Bundan sonraki Hatay Meclisinin düzenleme ve çalışmalarıyla Hatay Devleti Türkiye ile münasebetlerini arttırdı. Sonuçta; Fransa ile Türkiye arasında 23 Haziran 1939’da Hatay Mıntıkasının Türkiye’ye iadesine Dair Hatay Antlaşması imzalandı.</p>
<p>Hatay Millet Meclisi 29 Haziran 1939 tarihinde olağanüstü toplanarak Hatay’ın Anavatana kavuştuğunun bir kararla tespitini isteyen 39 imzalı önerge üzerine Hatay Millet Meclisinin dağıtılması teklifi oybirliği ile kabul etti.19</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2017/12/19/hatay-tarihi-tarihcesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AKAD&#8217;dan dayanışma gecesi</title>
		<link>https://ekogundem.org/2017/11/26/akaddan-dayanisma-gecesi/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2017/11/26/akaddan-dayanisma-gecesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oxy]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Nov 2017 18:52:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[AKAD]]></category>
		<category><![CDATA[Arsuz Belediye Başkanı Nazım Culha]]></category>
		<category><![CDATA[Beyaz Saray Restoran]]></category>
		<category><![CDATA[Palmiye Hastanesi Başhekimi Dr. Yılmaz Şahutoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ekogundem.org/?p=13363</guid>

					<description><![CDATA[AKAD, Beyaz Saray Restoranda düzenlediği gecede birlik ve beraberlik örneği sergiledi. Arsuz Belediye Başkanı Nazım Culha, iş, siyaset, STK temsilcileri, muhtarlar ve kalabalık davetli grubunun katıldığı gecede AKAD Başkanı Nihat Yenmiş, 25 Kasım Kadına şiddete karşı mücadele gününe de vurgu yaptığı konuşmasında “Başta kadına olmak üzere her türlü şiddeti huzurunuzda lanetliyorum. Demokrasiyi savunacaksak, STK’ların da ayakta kalması [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>AKAD, Beyaz Saray Restoranda düzenlediği gecede birlik ve beraberlik örneği sergiledi. Arsuz Belediye Başkanı Nazım Culha, iş, siyaset, STK temsilcileri, muhtarlar ve kalabalık davetli grubunun katıldığı gecede AKAD Başkanı Nihat Yenmiş, 25 Kasım Kadına şiddete karşı mücadele gününe de vurgu yaptığı konuşmasında “Başta kadına olmak üzere her türlü şiddeti huzurunuzda lanetliyorum. Demokrasiyi savunacaksak, STK’ların da ayakta kalması için onlara destek vermemiz gerekmektedir. Biz zorluk içerisindeyiz, AKAD Kültür Merkezini halen bitiremedik. İnşallah bundan sonra duyarlı arkadaşlarımızın girişimiyle bir neticeye varacağımıza inanıyorum” dedi. Yenmiş, Sivil Toplum Kuruluşlarının demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından olduğunu belirtti.</p>
<p>STK’larda görev yapmanın gönüllülük esasına dayandığını belirten Arsuz Belediye Başkanı Nazım Culha ise “Hakikaten zor bir görev, bu topluma bu yapıya hizmet etmek adına yola çıkmış arkadaşlarımızın çırpınışlarını ben çok iyi biliyorum. Geçmişte bununla alakalı bir gece düzenledi, orada çok hayırsever iş adamımız, gönüllümüz destek vaadi verdi, ancak bugüne kadar tamamlanamadı. Hedefimiz bir sonraki buluşmamızda binamızı hizmete almayı umut ediyoruz” dedi.</p>
<p>Gecenin ilerleyen saatlerinde doğum günü olan Palmiye Hastanesi Başhekimi Dr. Yılmaz Şahutoğlu’na da doğum günü pastası sürprizi  yapıldı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2017/11/26/akaddan-dayanisma-gecesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ATSİAD, iftarda toplumun katmanlarını buluşturdu</title>
		<link>https://ekogundem.org/2016/06/15/atsiad-iftarda-oplumun-katmanlarini-bulusturdu/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2016/06/15/atsiad-iftarda-oplumun-katmanlarini-bulusturdu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ekogundem]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Jun 2016 06:14:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[AKAD]]></category>
		<category><![CDATA[ariad]]></category>
		<category><![CDATA[ATSİAD’ın iftar yemeğinde; Arsuz Belediye Başkanı Nazım Culha]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Haklk Partisi v Adalet ve Kalkınma Partisi İskenderun ve Arsuz yöneticileri]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz Sanayici ve İş Adamları Fedarasyon Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[Down Sendromlu çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[Down Sendromlu Çocuklara Yardım Derneği Başkanı Feray Dingil]]></category>
		<category><![CDATA[Ermen]]></category>
		<category><![CDATA[GÜÇSİAD]]></category>
		<category><![CDATA[HASİAD]]></category>
		<category><![CDATA[İGEV ve CEM EVİ - İSSAD Ortadoks]]></category>
		<category><![CDATA[İskenderun Engelliler Spor Kulübü]]></category>
		<category><![CDATA[İskenderun Korunmaya Muhtaç Çocuklara Yardım Derneği Başkanı Zeynep Çakmaklı]]></category>
		<category><![CDATA[İSSİAD]]></category>
		<category><![CDATA[Katolik Kiliseleri ve Vakıf Başkanları]]></category>
		<category><![CDATA[müsiad]]></category>
		<category><![CDATA[Şehit ve Gazi Aileleri Dernek Başkan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ekogundem.org/?p=4330</guid>

					<description><![CDATA[Akdeniz Tüccar ve Sanayici İş Adamları Derneği, iftarda toplumun her kesimini buluşturdu. ATSİAD’ın iftar yemeğinde; Arsuz Belediye Başkanı Nazım Culha, Down Sendromlu Çocuklara Yardım Derneği Başkanı Feray Dingil,  Doğu Akdeniz Sanayici ve İş Adamları Fedarasyon Başkanı, Cumhuriyet Haklk Partisi v Adalet ve Kalkınma Partisi İskenderun ve Arsuz yöneticileri, HASİAD, MÜSİAD, İSSİAD, ARİAD, GÜÇSİAD, AKAD, İGEV [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Akdeniz Tüccar ve Sanayici İş Adamları Derneği, iftarda toplumun her kesimini buluşturdu.</p>
<p><strong>ATSİAD’ın iftar yemeğinde; Arsuz Belediye Başkanı Nazım Culha, Down Sendromlu Çocuklara Yardım Derneği Başkanı Feray Dingil,  Doğu Akdeniz Sanayici ve İş Adamları Fedarasyon Başkanı, Cumhuriyet Haklk Partisi v Adalet ve Kalkınma Partisi İskenderun ve Arsuz yöneticileri, HASİAD, MÜSİAD, İSSİAD, ARİAD, GÜÇSİAD, AKAD, İGEV ve CEM EVİ &#8211; İSSAD Ortadoks, Ermen, Katolik Kiliseleri ve Vakıf Başkanları, Down Sendromlu çocuklar, İskenderun Engelliler Spor Kulübü, İskenderun Korunmaya Muhtaç Çocuklara Yardım Derneği Başkanı Zeynep Çakmaklı,  Şehit ve Gazi Aileleri Dernek Başkanları ve üyeleri, buluştu.</strong> Dualar ve Kuran-ı Kerim eşliğinde açılan iftarların ardından, ATSİAD Başkanı Şekip Abacı, yaptığı konuşmada; 5 Temmuz İlk Öğretim Okulu öğrencilerinin Osmaniye’den gezi dönüşü yaşanan trafik kazasında hayatlarını kaybeden çocuklar ve ailelerine ve  öğretmenlerimize Allahtan rahmet kederli ailelerine de sabırlar diledi. Abacı ayrıca  vatan uğruna hayatlarını yitiren güvenlik güçlerimize  ve terör olaylarında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza  Allahtan  rahmet diledi.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-4332" src="http://www.ekogundem.org/wp-content/uploads/2016/06/atsiad-iftar-11-300x225.jpg" alt="atsiad iftar (11)" width="531" height="398" /></p>
<p>ATSİAD’ın kuruluş temelinde, sosyal ve ekonomik dayanışma ile birlikte, birlik, beraberlik , kardeşlik , ve toplumsal konulara duyarlılık olduğunu dile getiren Başkan Abacı, konuşmasında; “Derneğimiz ve Hatay’da bulunan diğer sivil toplum kuruluşlarıyla, özellikle DASİFED’in (DOĞU AKDENİZ SANAYİCİ VE İŞ ADAMLARI FEDARASYONU) önderliğinde bir araya gelerek çözümler üretiyoruz . Ayrıca; Hatay iş dünyası çözüm buluşması adı altında, ticaret odalarıyla çalışmalarımızda çok iyi sonuçlar elde ettik ve bir sonuç bildirgesi ile hükümetimiz yetkilerine sunmak üzere hazırladık. Bu bildirgede, Suriye krizinden etkilenen, illerin, başta ilimiz olmak üzere teşviklerin artırılması, İlimizin 4.bölge’den 6.bölge teşvik kapsamına alınması. İhracat ve nakliye sektörlerine destek sağlanması, özellikle deniz yolu ile yapılan nakliye navlunlarının desteklenmesi. Turizmin etkilenmemesi için Hatay’da savaş var algısının giderilmesi ve finansman erişiminin desteklenmesi gibi konular işlenmiş ve çözüm önerileri olarak sunulmuştur.” Dedi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-4333" src="http://www.ekogundem.org/wp-content/uploads/2016/06/atsiad-iftar-18-300x200.jpg" alt="atsiad iftar (18)" width="300" height="200" /></p>
<p>İskenderun Engelliler Spor Kulübü, Arsuz Belediye Başkanı Nazım Culha aracılı ile iftar yemeği sonrasında ATSİAD Başkanı Şekip Abacı’ya teşekkür plaketi sundu.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2016/06/15/atsiad-iftarda-oplumun-katmanlarini-bulusturdu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
