<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Adil Kurs Merkezi &#8211; Ekogündem Gazetesi</title>
	<atom:link href="https://ekogundem.org/tag/adil-kurs-merkezi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ekogundem.org</link>
	<description>Ekonominin Nabzı &#124; (0326) 613 04 64</description>
	<lastBuildDate>Sun, 16 May 2021 10:39:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>ÜZGÜNÜZ! EĞİTİM BİTTİ</title>
		<link>https://ekogundem.org/2021/05/16/uzgunuz-egitim-bitti/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2021/05/16/uzgunuz-egitim-bitti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Subjektif Pencere]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 May 2021 10:39:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Esnaf DERGİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[Firma]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Adil Kurs Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir AYAZ Eğitimci-YAZAR Adil Kurs Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[kurs merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[LGS AYT ve TYT sınavları]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ekogundem.org/?p=59895</guid>

					<description><![CDATA[Pandemi dolayısıyla kapatılan yüzbinlerce eğitim kurumu bugün eğitimin açığını asla toparlayamayacaktır. Bunca eğitim açığının toparlanması maalesef mümkün değildir. Tam bir buçuk yıl boş geçti. Maarif kongresi toplanırken düşman Ankara Polatlı civarındaydı. Fakat savaş durumuna rağmen toprakların kaybedilmesi riskine ortadayken eğitime ara verilmemiş ve her şey devam etmişti. Uzaktan eğitimin faydalı olduğunu sanan insanlar varsa maalesef [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000080;"><strong>Pandemi dolayısıyla kapatılan yüzbinlerce eğitim kurumu bugün eğitimin açığını asla toparlayamayacaktır. Bunca eğitim açığının toparlanması maalesef mümkün değildir. Tam bir buçuk yıl boş geçti.</strong></span></p>
<div id="attachment_24020" style="width: 190px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-24020" class="size-full wp-image-24020" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/11/Bekir-Ayaz.jpg" alt="" width="180" height="277" /><p id="caption-attachment-24020" class="wp-caption-text">Bekir AYAZ Eğitimci-YAZAR Adil Kurs Merkezi</p></div>
<p><strong>Maarif kongresi toplanırken düşman Ankara Polatlı civarındaydı. Fakat savaş durumuna rağmen toprakların kaybedilmesi riskine ortadayken eğitime ara verilmemiş ve her şey devam etmişti. Uzaktan eğitimin faydalı olduğunu sanan insanlar varsa maalesef yanılıyorlar. Tüm akademisyenleri toplayın deney gurubu ve kontrol gurubu oluşturarak araştırma yapsınlar. Online eğitim ve yüz yüze eğitim yapan öğrencilerin başarı durumunu incelesinler görecekleri sonuçlar zaten ortadadır. Online eğitimin daha önceki yazımda da bahsettiğim gibi etkisi yüzde 10 bile değildir!</strong><br />
<strong>Bu söylediğim sözleri bu sene yapılacak LGS, AYT ve TYT sınavlarında birebir göreceksiniz. Başarı elde eden çocuklar özel dersler ile bir yere gelen çocuklar olacaktır. Yine iddia ediyorum bu sene LGS sınavında 90 soruda 90 yapan tek bir çocuk bile çıkmayacaktır. Tabi Milli Eğitim Bakanlığı soruları çok kolay hazırlayarak tüm sorulara doğru cevap verilmesini sağlamazsa. Online eğitimi başarılı olarak göstermeleri de ayrı bir senaryo olacaktır.</strong><br />
<strong>Binlerce kurs merkezi kira, vergi vb. giderlerinin hiçbirinden muaf tutulmamıştır. Ayakta duramayıp kapatan yüzlerce kurs merkezi vardır. Devletimiz karar alırken neden insanların tümünü düşünmez ki?</strong><br />
<em><strong>Önce Sağlık ama sonra Eğitim gelir. Maalesef eğitim şu an sıralamada bile yok. Hiçbir eğitim kademesi müfredatı bitirememiştir. Ne devlet ne de özel kurumlar! Bitirenler bile üstün körü geçmiş sadece anlatmak için anlatmıştır. Keşke önlem alsaydınız da eğitime ara vermeseydik. Eğitim hep devam etseydi. 2020-2021 eğitim durumu maalesef bugün yapılan açıklamayla bitmiştir. 2021-2022 sezonu da böyle geçerse gelecekte ülkemizi pek güzel senaryolar beklemiyor. Yine diyoruz.</strong></em><br />
<em><strong>ÜZGÜNÜZ! EĞİTİM BİTTİ.</strong></em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2021/05/16/uzgunuz-egitim-bitti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>365 GÜN ANNESİYLE OLANLARIN ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN</title>
		<link>https://ekogundem.org/2020/05/11/365-gun-annesiyle-olanlarin-anneler-gunu-kutlu-olsun/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2020/05/11/365-gun-annesiyle-olanlarin-anneler-gunu-kutlu-olsun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Subjektif Pencere]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 May 2020 05:14:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[365 GÜN ANNESİYLE OLANLARIN ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN]]></category>
		<category><![CDATA[Adil Kurs Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir Ayaz]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir AYAZ Eğitimci-YAZAR]]></category>
		<category><![CDATA[Köse Yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ekogundem.org/?p=48118</guid>

					<description><![CDATA[Adil Kurs Merkezi Yılda bir aklınıza geldi mi anneniz? Kapitalizmin size dayattığı günlerden birinde hatırladınız mı annenizi? Özveriyle sizi büyüttüğü, canınıza can olduğu, siz düşerken ilk sizi kaldıran anneniz olduğunuzu mu hatırladınız. Sözüm annelerini 365 gün sırtında başının üstünde taşıyanlara değil. Sözüm yılın bir günü ya da bir haftası ve yahut bir ayı annesini hatırlayanlara… [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_24020" style="width: 190px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-24020" class="size-full wp-image-24020" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/11/Bekir-Ayaz.jpg" alt="" width="180" height="277" /><p id="caption-attachment-24020" class="wp-caption-text"><strong>Bekir AYAZ</strong><br /><strong>Eğitimci-YAZAR</strong></p></div>
<h2>Adil Kurs Merkezi</h2>
<p>Yılda bir aklınıza geldi mi anneniz? Kapitalizmin size dayattığı günlerden birinde hatırladınız mı annenizi? Özveriyle sizi büyüttüğü, canınıza can olduğu, siz düşerken ilk sizi kaldıran anneniz olduğunuzu mu hatırladınız. Sözüm annelerini 365 gün sırtında başının üstünde taşıyanlara değil. Sözüm yılın bir günü ya da bir haftası ve yahut bir ayı annesini hatırlayanlara…</p>
<p>Diğerleri alınmasın üzerine. Birde annesi hasta olan çocuklar var. Onlar annelerini sırtlarında taşırlar. Nefesleri kesilse bile annelerine belli etmezler. Canları çıksa da belli etmezler. Asla of demezler! Annenin söylediği şey yanlış bile olsa tamam der gerekeni harfiyen yaparlar. Çünkü şunu çok iyi bilirler annelerin bir dediği iki edilmez. Bugün günlerden anneler günü böyle günlerde aklıma direk küçük bir kıssa gelir.</p>
<p>“Gecenin 2.30’unda anne telefonuyla oğlunu arar. Oğlum der. Sözü bitmeden oğlu of anne! bu saatte ne rahatsız ediyorsun, der.” Oğlum der bundan otuz yıl önce bu saatte senin sancılarınla uyanmıştım. “Doğum günün kutlu olsun” der.” Burada annelerin verdiği özveri ve işte bu sahnedeki evlatların yılda bir annelerini hatırladığı gün geliyor aklıma. Yine diyorum yılın 365 günü annesini hatırlayanlara tek sözüm yok. Ama bunu bir gün hatırlayıp diğer gün annelerine oflayanlara sitemim. Anneler günü gelince bencilce hareket eden bir sürü insan oluyor. Soğuk bir mezar taşına gidip annelerin anneler gününü kutlayacak insanları unutanlar var. Olur olmadık empati yapmadan paylaşım yaparak sosyal medyada ilgi çekmeye çalışanlar. Psikoloji sosyal medyanın insanların beğenilme egolarını tatmin eden yer olarak tarif ediyor. Hatta bu konuda halkoyu ile seçilmiş belediye başkanları bile konuyu dikkate almıyor. Doğumunda annesini kaybedenler, anne sevgisini tatmayan çocuklar, annesinin son nefesini gözünün önünde veren insanlar için aslında yapılan her bir paylaşım travma etkisi yaratıyor. Farkında değiliz. Saçma sapan ego tatmini için yapılan paylaşımlarımızla gündeme oturmak istiyoruz. Eğer bugün özelse ve bugün annelere aitse sadece annelerle geçireceğimiz özel anlar olmalı bizler için.</p>
<p>Bir gün İstanbul Kadıköy İskelesinden vapurla İstanbul turuna çıkmıştım. Elimde bir simit ve bir çay vardı. Çayın tadını hissediyor, simidin lezzetine varıyordum. Karşımda boğazın tüm güzelliği, Kız Kulesi, boğazın kokusu ve martıların güzel çırpınışları vardı. Tam yanımda bir bayan oturmuş elindeki telefonla bulunduğu yerin fotoğraflarını çekip duruyordu. Hatta o kadar çok fotoğraf çekiyordu ki kendini kaybetmiş gibiydi. Yolculuğun sonunda hanımefendi ile konuştum. Bu yolculukta yolculuğu ne kadar yaşayabildiniz dedim. Fotoğraf çektim dedi.</p>
<p>Anı yaşayabildiniz mi? Üzerinize gelen dalga damlacıklarını hissedebildiniz mi? Martıların sesindeki notayı? Boğazın kokusunu içine çekebildiniz mi? Soruların tümüne hayır cevabını almıştım. O anı yaşamayan bir insandan bahsediyoruz. Oysa telefonum cebimdeydi anın tadını çıkarttım ben. Hangi resim bana o anın hazzını verebilirdi ki? Bu sorunun cevabı “hiçbiri” olacak. Konumuz anneler günü hediyelerin, çiçeklerin alındığı annelere uğrandığı ve resim çekilerek sosyal medyada paylaşılan günden bahsediyoruz. Ne kadar empati yapabildik? Annesi olmayanları, annesini kaybedenleri, annesini hiç görmeyenleri neden hesaba katmıyoruz! Anne ve baba diğer günlere benzemez. Anne ve baba herkesin en derinden yaşadığı duyguların başında gelir.</p>
<p>Herkesin zaafı anne ve babasıdır. İstediği kadar sevmiyorum dese bile anne ve babasına aşıktır her çocuk. O yüzden empati yaptığınızda paylaşım yapmamanız gerektiğini anlarsınız. Şimdi size empati sorusunu veriyorum. “ Anne ve babanız yaşamıyor olsaydı. Hatta zorlaştıralım bu soruyu anne ve babanız gözünüzün önünde can vermiş olsaydı bugün bu paylaşımları yapar mıydınız?” Cevabını ben vereyim yapamaz bugünün geldiği için acı dolu yüklü olurdunuz.</p>
<p>Bazı konular çok hassastır. Sizin en özeliniz olmalıdır. Bugün annelerinizin anneler gününü en özel şekilde kutlayın. Kimselerin görmesine, duymasına gerek kalmadan!.. Sadece siz ve anneniz olsun.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2020/05/11/365-gun-annesiyle-olanlarin-anneler-gunu-kutlu-olsun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İyi Doktorlar İyi ki Varlar…</title>
		<link>https://ekogundem.org/2019/01/08/iyi-doktorlar-iyi-ki-varlar/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2019/01/08/iyi-doktorlar-iyi-ki-varlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Subjektif Pencere]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jan 2019 12:16:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Adil Kurs Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir Ayaz]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir AYAZ Eğitimci-YAZAR]]></category>
		<category><![CDATA[ekogundem]]></category>
		<category><![CDATA[Gelişim Hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Köse Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Op. Dr. Özkan Çeliker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ekogundem.org/?p=25484</guid>

					<description><![CDATA[&#160; Bekir AYAZ Eğitimci-Yazar Adil Kurs Merkezi Çevre kirliliği azalsın diye toplu taşımalara yönlendiriliyoruz. Toplu taşıma vurguları sıkça yapılıyor. Peki İskenderun’ da toplu taşımalar ne kadar güvenli? Canımızı kimlere emanet ediyoruz? Canımızı emanet ettiğimiz insanlar ne kadar eğitimli? Bu konuyu başka bir yazıda ele almak ve detaylı incelemek daha yerinde olacaktır. 19 Ocak 2018 tarihinde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<h2><strong>Bekir AYAZ</strong></h2>
<h2><strong>Eğitimci-Yazar</strong></h2>
<h2><strong>Adil Kurs Merkezi</strong></h2>
<p>Çevre kirliliği azalsın diye toplu taşımalara yönlendiriliyoruz. Toplu taşıma vurguları sıkça yapılıyor. Peki İskenderun’ da toplu taşımalar ne kadar güvenli? Canımızı kimlere emanet ediyoruz? Canımızı emanet ettiğimiz insanlar ne kadar eğitimli?</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-24416 alignleft" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/11/Bekir-Ayaz-1.jpg" alt="" width="143" height="161" /></p>
<p>Bu konuyu başka bir yazıda ele almak ve detaylı incelemek daha yerinde olacaktır. 19 Ocak 2018 tarihinde meydana gelen bir toplu taşıma kazasında yaşanan ihmaller sonucunda yürüyemeyen ve omuriliği kırılan bir hastanın yaşadıklarını yazmak istiyorum.</p>
<p>“Bu hasta benim annem” Ambulans ile hastaneye sevk ediliyor. Acı sesleri hastanenin tüm koridorlarında yankılıyor. Rutin işlemler gerçekleştiriliyor. O ara hastasına koşan bir doktor, sedye ile oradan oraya taşınırken hasta ameliyata karar veriyor. Durumun kritikliğini belirtiyor. Birkaç saat önce yürüyerek hastaneye tahlillerini vermeye giden hasta birkaç saat sonra ambulans ile hastaneye getiriliyor. Toplu taşıma şoförünün bilinçsizliği, arabanın bakımsızlığı, yolların elverişsiz oluşu arabanın rampa aşağı direğe vurarak durmasına sebep oluyor. Toplu taşımalar apayrı bir konu olarak ele alacağım. Ama her şeye rağmen işini özveriyle yapan, tüm hastalarını bırakıp en acil hastasına koşan doktorumuzu ele almak istiyorum. Op. Dr. Özkan Çeliker Beyin ve sinir cerrahi uzmanı. Saatlerin değil saniyelerin hesabını yaparak acıyı dindirmek için elinden gelen her şeyi yapıyor. Diğerleri gibi değil doktor aramıyorsunuz. Doktor yanınızda, doktorunuz size bilgi veriyor. İmkansız bir ameliyatın hazırlıklarını yapıyor. Ayaklarında zerre his olmayan hasta ile ilgileniyor. Hastaya bakarken size verdiği güven anlatılamaz. Hasta da böbrek yetmezliği var. Böbrek yetmezliği olan hastanın normal şartlarda bu ameliyata girmesi risk arz ediyorken kendinden emin bir şekilde bu işi yapabileceğini gösteriyor. 2 saat gibi kısa bir sürede tüm hazırlıkları tamamlayarak ameliyata giriyor. 3 saat gibi bir sürede ameliyat sürüyor.</p>
<p>Elinden gelenin fazlasını yaptığına o kadar emin ki o söylemeden siz anlıyorsunuz. Durumun ciddiyetini anlatıyor ama umutlu konuşması size güven veriyor. Ameliyattan sonra yoğun bakım ve akabinde servise alınıyor. 3 gün sonra ayağında zerre kıpırdama ve his olmayan hasta ayağını hissedip kıpırdatabiliyor. Op. Dr. Özkan Çeliker’in bu durumu görünce yaşadığı mutluluk anlatılamaz. Sizden daha fazla duruma seviniyor.  İmkansız, dönüşü mümkün olmayan bir omurilik zedelenmesini muhteşem bir operasyonla düzenleyen doktorumuz ve doktorumuzun özverisinde çalışan tüm doktorlar iyi ki varlar. Her gün sabah akşam hastasını kontrol ediyor. Hangi şartlarda olursa olsun hastasını asla bırakmıyor. Şu sözlerini asla unutmuyorum. “ Siz beni bırakmayın ben hastamı asla bırakmam” Bu sözü o kadar gerçek ve o kadar doğru ki sizi nerde görürse görsün hastasının durumunu soruyor. Ameliyatı yaptığı sıralarda devlet hastanesinde olan doktorumuz şimdi</p>
<p>nde tüm hastalarına elinden gelenin fazlasını yapıyor. Yaptığı başarıları anlık takip ediyorum. Mümkün olmayan tümör tedavilerini, omurilikte meydana gelen zedelenmeleri, bel fıtığını aynı gün tedavi edip göndermesini çok yakından takip ediyorum. İskenderun’un böyle doktorlarını asla kaybetmemesi gerekiyor.</p>
<p>İskenderun’un size bizimde size ihtiyacımız var.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2019/01/08/iyi-doktorlar-iyi-ki-varlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEKNOLOJİYE NE KADAR UZAK KALABİLİYORUZ?</title>
		<link>https://ekogundem.org/2018/12/25/teknolojiye-ne-kadar-uzak-kalabiliyoruz/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2018/12/25/teknolojiye-ne-kadar-uzak-kalabiliyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Subjektif Pencere]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Dec 2018 07:44:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Adil Kurs Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir Ayaz]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir AYAZ Eğitimci-YAZAR]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[Köse Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Teksas Üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ekogundem.org/?p=25036</guid>

					<description><![CDATA[Bekir AYAZ-Eğitimci Adil Kurs Merkezi  Teknoloji bağımlılığını kaleme alınması gereken önemli konulardan biri olarak görmekteyim. Bu işin çözümü için yetişkinlerden başlamak gerekse bile çocuklar üzerinde etkilerine değinmekte fayda var. Sorunun küçük yaşlardan itibaren çözülmesi kanaatindeyim. Teksas Üniversitesi’nin yapmış olduğu araştırma sonucuna göre akıllı telefon kullanımı insanları aptallaştırdığı ve günlük işlerinde başarısız olduklarını göstermişlerdir. Teknoloji bağımlılığı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Bekir AYAZ-Eğitimci</strong></h2>
<h3><strong>Adil Kurs Merkezi </strong></h3>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-24416 alignleft" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/11/Bekir-Ayaz-1.jpg" alt="" width="143" height="161" />Teknoloji bağımlılığını kaleme alınması gereken önemli konulardan biri olarak görmekteyim. Bu işin çözümü için yetişkinlerden başlamak gerekse bile çocuklar üzerinde etkilerine değinmekte fayda var. Sorunun küçük yaşlardan itibaren çözülmesi kanaatindeyim.</p>
<p>Teksas Üniversitesi’nin yapmış olduğu araştırma sonucuna göre akıllı telefon kullanımı insanları aptallaştırdığı ve günlük işlerinde başarısız olduklarını göstermişlerdir. Teknoloji bağımlılığı uyuşturucu, alkol, sigara bağımlılığıyla eşit derecede olduğunu düşünüyorum. Sadece ben değil yapılan araştırmaların tümü bunu gösteriyor. “3T” dediğimiz “telefon, tablet, televizyon” bunun yanına bilgisayar eklediğimizde kişinin yaşamı bu denklem arasında geçtiğini görmekteyiz. Çocukların ayna olduğu unutulmamalıdır. Yaptığınız davranışları kopyalar ve onları uygularlar. Sadece ailenin davranışları değil çevresi, öğretmenleri kendine favori olarak belirlediği herkesin davranışını yansıtarak öğrenme gerçekleştirirler. Bu yazıyı yazabilmek için elli üzerinde makale okudum. Yüzlerce bilgiyi buraya sığdıramayacağım için toparlamam gerektiğine kanaat getirdim. Sorunun temeli bebeklikten başlıyor. İlgi, sevgi ve oyun bekleyen bebekleri çizgi film, telefon ve tabletlerle susturuyoruz. Bebekken eline aldığı dikkatini çeken renkli nesneler bebeğin vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Bunlardan biri eksildiğinde temel ihtiyaç olarak algılandığından bebekte ağlama reaksiyonu meydana geliyor. Buna dayanamayan ebeveynler tekrardan bebeği teknoloji ile buluşturuyor. Oysa bebeğin teknolojiye değil tamamen anne ve baba sevgisine, ilgisine ihtiyacı var. Yoğun çalışma temposunda olan aileler bunu çocukluk döneminde de yapıyor. Genelde ailelerin savunması ise çevresinde görüyor ve ısrarla istiyor demesi oluyor. Çevremiz bizi ne kadar ilgilendirebilir ki? Biz kendi çocuğumuzdan sorumlu değil miyiz? Teknoloji çocuklara nasıl zarar veriyor olabilir ki? Bu soruyu duyar gibiyim. Her şeyden önce çocuğun hayal dünyası kısıtlanıyor? Düşünemeyen, sorgulamayan, olduğu gibi her durumu kabullenen çocuklar oluşuyor. Teknolojinin yararları muhakkak var. Çocuklar teknolojiyi kullanamıyor, Teknoloji çocukları kullanıyor. Çocuk aklı dediğimiz tabirde çocukların bilinçli bir şekilde teknoloji kullanımı maalesef mümkün değildir. Bu olumsuzlukları engellemek için ebeveynler neler yapmalıdır?</p>
<p>-Öncelikle çocuğun, her gün teknolojiye ayırdığı zaman belirlenmelidir ve bu konuda bir anlaşma yapılmalıdır. Bu süre, okulöncesi çocuklarda bir saatten, ilköğretim dönemi çocuklarında ise iki saatten fazla olmamalıdır.</p>
<p>-Ebeveynler (anne-babalar); çocuklarını teknoloji dünyasında sağlıklı şekilde yönlendirmek ve onları denetleyebilmek için bilgisayar ile internet hakkında bilgi edinmelidir ve kullanmaktan çekinmemelidir.</p>
<p>-Aşırı kullanımı engellemenin en kolay yollarından birisi, teknolojiyi ortak çalışma odası gibi yetişkinlerin de takip edebilecekleri bir yere koymaktan geçecektir.<br />
-İlkokul, ortaokul ve lise dönemlerindeki çocukların, derslerine de katkı sağlayacak web üzerindeki interaktif eğitim programları veya DVD’leri faydalıdır. Özellikle, bir de yabancı dil de olursa, kelime hazinelerini ve yabancı dil bilgilerini geliştirirler.<br />
Unutmayın ki; yetişkinlerin doğru yönlendirme ve mantıklı sınırlandırmaları ile kullanılan bilgisayarın, çocukların gelişimi üzerinde pek çok olumlu etkisi de bulunmaktadır.</p>
<p>Bunlardan en önemlisi ise çocuğa sınırlama getirdiğinizde çocuk agresifleşecek, sizleri dinlememe, umursamama gibi davranışlar içerisine girecektir. Unutmayın eğer kaliteli zamanı çocuklarla geçirirseniz çocuklar teknolojiyi aramayacaklardır. Teknolojinin aşırı kullanılmasında çocuklarda; “şiddet, agresif tavırlar, yalan, içe kapanıklık, asosyallik, ders başarısında düşüş vb.” bir sürü olumsuzluklar yaşanmaktadır. Çocuklarla geçirilen kaliteli zaman çocuğun gelişiminde önemlidir. Çocuklarımız için elimizi taşın altına koymalı, onlarla güzel zamanlar geçirmeliyiz. İşe ise kendi bağımlılığımızı azaltarak başlamalıyız.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2018/12/25/teknolojiye-ne-kadar-uzak-kalabiliyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KALABALIKTAKİ YALNIZLIK</title>
		<link>https://ekogundem.org/2018/12/08/kalabaliktaki-yalnizlik/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2018/12/08/kalabaliktaki-yalnizlik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Subjektif Pencere]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Dec 2018 13:48:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Esnaf DERGİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Adil Kurs Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Adil Kurs Merkezi Bekir AYAZ-Eğitimci Bekir AYAZ-Eğitimci]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir Ayaz]]></category>
		<category><![CDATA[Köse Yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ekogundem.org/?p=24401</guid>

					<description><![CDATA[Bekir AYAZ -Eğitimci Adil Kurs Merkezi  Son zamanlarda psikolog ve psikiyatriste gidenlerin sayısı epeyce arttı. Oysa büyüklerimizden hiç farklı şekillerde telaffuz edilen psikolojik hastalıklar duymamıştık. Evet, bilim ve teknoloji hızla ilerliyor. “Hastalıklar bilinmiyordu diyeceksiniz.” Bu konuda size katılmıyorum. İnsan doğadan uzaklaştıkça iç huzurunu kaybetti. Yükselen betonarme duvarlar insanın özgürlüğüne vurulmuş en büyük parmaklıklar olmaya devam ediyor. Evin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bekir AYA</strong><strong>Z</strong><strong> -Eğitimci</strong></p>
<p><strong>Adil Kurs Merkezi </strong></p>
<p>Son zamanlarda psikolog ve psikiyatriste gidenlerin sayısı epeyce arttı. Oysa büyüklerimizden hiç farklı şekillerde telaffuz edilen psikolojik hastalıklar duymamıştık. Evet, bilim ve teknoloji hızla ilerliyor. “Hastalıklar bilinmiyordu diyeceksiniz.”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-24020 alignleft" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/11/Bekir-Ayaz.jpg" alt="" width="180" height="277" /></p>
<p>Bu konuda size katılmıyorum. İnsan doğadan uzaklaştıkça iç huzurunu kaybetti. Yükselen betonarme duvarlar insanın özgürlüğüne vurulmuş en büyük parmaklıklar olmaya devam ediyor. Evin tüm duvarları, indiğiniz basamaklar, yürüdüğünüz yollar, çalıştığınız iş yeri aklınıza gelebilecek her yer o kadar betonlaştı ki maalesef sadece bu saydıklarım değil yüreğimizde betonlaştı. Mutluluk, sevinç, neşe bizlerden uzaklaştıkça uzaklaştı. Kalabalıklaştıkça kalabalıklaştık fakat her bir fazlalıkta biraz daha yalnızlaştık. Samimi dostluklar yerini çıkar ve menfaat üzerine kurulu cemiyetlere bıraktı. Sonrası mı? Psikolojik hastalıkları sıkça duymaya başladık. Oysa doğa ile iç içe olan toplumlarda bu bahsettiğimiz durumlar neredeyse hiç görülmemekte, ayağı toprağa basan elini uzattığında ağacından meyvesini kopartan insanlar milyonluk binalardan daha fazla huzurlu kalmaya devam ediyor.</p>
<p>Siz hiç doğada dolaşan bir kuşun 20 katlı yuva yaptığını gördünüz mü? Siz hiç kendi denizinde ya da gölünde yüzen balığın duvarlarla evinin etrafını çevirdiğini gördünüz mü? Ben bu söylediklerime tanık olmadım. Eğer bu saydıklarımızı bu canlılarda yapsalardı. Bilin ki onlarda mutsuz olacaklardı. Aslında şimdiki insanların bunda pek bir suçu yok. Büyüklerimizin tasarladıkları sistemde dünyaya ayak uydurmaya çalışıyoruz. Onlar gibi büyük binalarda oturuyor, onlar gibi denizi gören yerlere daha fazla para veriyoruz. Onlar gibi ormanlık alanlara yapılmış sitelerden villalar almak için milyonlar veriyoruz. Onlar gibi borçlanıp, onlar gibi mutsuz olmaya devam ediyoruz. “Emekli olduktan sonra bağ, bahçe kurup yerleşeceğiz” diyoruz. Emekli olamadan dünya hayatına son noktayı koyuyor ya da emekli olduktan sonra kurduğumuz hayallerin tümünü unutarak tüm vakitlerimizi hastane odalarında geçiyoruz.<br />
O yüzden kalabalıklaştığımız her geçen gün daha fazla yalnızlaşıyoruz. Yalnızlaştıkça iç huzurumuzu kaybediyoruz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2018/12/08/kalabaliktaki-yalnizlik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİRİLERİ EĞİTİM Mİ DEDİ?</title>
		<link>https://ekogundem.org/2018/11/19/birileri-egitim-mi-dedi/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2018/11/19/birileri-egitim-mi-dedi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Subjektif Pencere]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Nov 2018 14:59:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Adil Kurs Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir AYAZ-Eğitimci]]></category>
		<category><![CDATA[Köse Yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ekogundem.org/?p=23755</guid>

					<description><![CDATA[BİRİLERİ EĞİTİM Mİ DEDİ? Bekir AYAZ-Eğitimci Adil Kurs Merkezi Eğitim ve öğretim çok sıkça duyduğumuz iki kelime ülkemizde milyonlarca insan her gün bu iki kelimeden bahsediyor. Peki “eğitim ve öğretim” nedir? Gerçekten bunu biliyor muyuz? Ya da biliyorsak ne kadar biliyoruz? Sorular soruları getirip duruyor. Eğitim ve öğretim camiasında bulunan ne kadar insan varsa duymuştur? [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BİRİLERİ EĞİTİM Mİ DEDİ?</strong></p>
<p><strong>Bekir AYAZ-Eğitimci</strong></p>
<h2 class="posttitle entry-title">Adil Kurs Merkezi</h2>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-24020 alignleft" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/11/Bekir-Ayaz.jpg" alt="" width="180" height="277" /></p>
<p>Eğitim ve öğretim çok sıkça duyduğumuz iki kelime ülkemizde milyonlarca insan her gün bu iki kelimeden bahsediyor. Peki “eğitim ve öğretim” nedir? Gerçekten bunu biliyor muyuz? Ya da biliyorsak ne kadar biliyoruz? Sorular soruları getirip duruyor. Eğitim ve öğretim camiasında bulunan ne kadar insan varsa duymuştur? “ Talim ve Terbiye Kurulu” bu kurul eğitim faaliyetleri için ülkemizde en önemli kararları alan mercidir.</p>
<p>Geçenlerde devlet okulunda çalışan bir öğretmene “Talim ve Terbiye” kelimelerinin anlamını sordum. Uzaydan getirdiğim iki kelime edasında yüzüme doğru baktı. Cevabını bilmiyordu. Belki sizde bilmiyorsunuzdur? Sizin bilmiyor olmanız normal derim. Ama bu kurulun kararını uygulayan öğretmenin bilmemesi sizce de anormal değil mi?</p>
<p>Cevabı çok basitti. Talim, öğretim terbiye ise eğitim demekti. Bu söylediğimizi her öğretmene vurgulamak kesinlikle doğru değil. Ama öğretmen isen bir şeyler öğreteceksen alanınla ilgili bilgilere sahip olman gerekmez mi? Düşünsenize doktora ilaç nedir diye sorduğunuzda cevabı alamazsanız bırakın doktorluğu tüm her şeyini sorgularsınız.<br />
Bilgi çağında olduğumuz bir zamandayız. İstediğiniz bilgiye anında ulaşma imkanımız var. Hatta o kadar çok bilgiye ulaşabilirsiniz ki bilgiler arası kafanız bile karışabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Öğrencilerin ihtiyaç duyduğu şey kesinlikle bilgi değil. Bilgi dediğimiz boyut tamamen öğretim aşamasında gerçekleşir. Eğitim ise bireyin davranışlarında istendik ve olumlu davranışlar oluşturmaktır. Öğretiyoruz veya öğretemiyoruz. Bunu sorgulamaktansa ne kadar eğitiyoruz diye sormak daha yerinde olacaktır. Bu sadece Türkiye’nin eğitim sisteminin sorunu değil. Tüm dünyanın ortak problemi bu noktada başlıyor. Bu durumu en iyi özetleyecek örnek ise II. Dünya Savaşı’dır.<br />
“ II. Dünya Savaşı’nda alanında uzman nice doktorlar, kimyagerler, mühendisler ve daha bir sürü meslek vardı. Hepsi alanında o kadar uzmandı ki mühendis muhteşem odalar tasarlayıp yaptı. Kimyagerler, hiç olmadık ilaçlar keşfetti. Doktorlar ise bu odalarda kimyagerlerin hazırladığı ilaçlarla bir sürü insanı katletti. Binlerce insan aynı anda öldürüldü. Binlerce insan katledildi.”<br />
Verdiğim örneğe baktığınızda hepsi öğretimde alanında en başarılı insanlardı. Peki ya eğitimde? Vicdan, merhamet ve insani duygular, bunlar çocukken öğretmenleri tarafından aktarıldı mı? Herkesin Hayır dediğini duyar gibiyim. Yıllar geçti fakat biz insanlar hala eğitimi düzeltemedik. Çocuklarda istendik davranışlar oluşturmadık. Dersi dinliyorsa, “pekiyi” dinlemiyor ise “kötü” dedik. Karnede davranışlara bakmak yerine akademik başarısına baktık. Dünyanın tek yaptığı davranış; “bilgili canavarlar” yetiştirmek.<br />
Bu konu o kadar derin ki yazılsa binlerce kitap yazılabilir. Çizilse binlerce resim çizilir. Fakat dünya hala “bilgili canavarlar” yetiştirmekte.<br />
Biri eğitim dediyse o eğitim çok az verilmekte ama eğer biri öğretim dediyse tüm hızıyla devam ediyor!</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2018/11/19/birileri-egitim-mi-dedi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
