<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Subjektif Pencere &#8211; Ekogündem Gazetesi</title>
	<atom:link href="https://ekogundem.org/author/heracidan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ekogundem.org</link>
	<description>Ekonominin Nabzı &#124; (0326) 613 04 64</description>
	<lastBuildDate>Fri, 28 May 2021 09:50:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>ÖZEL HASTANELERİN TEKELLEŞMESİNİ İSTEMİYORUM!</title>
		<link>https://ekogundem.org/2021/05/26/ozel-hastanelerin-tekellesmesini-istemiyorum/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2021/05/26/ozel-hastanelerin-tekellesmesini-istemiyorum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Subjektif Pencere]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 May 2021 11:19:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[AYM Holding]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir AYAZ Eğitimci-YAZAR]]></category>
		<category><![CDATA[Gelişim Hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[iskenderun]]></category>
		<category><![CDATA[özel hastane]]></category>
		<category><![CDATA[Özel Palmiye Hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık sektörü]]></category>
		<category><![CDATA[SGK]]></category>
		<category><![CDATA[tekelleşme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ekogundem.org/?p=60192</guid>

					<description><![CDATA[Bekir AYAZ Eğitimci-YAZAR İskenderun’da özel hastaneler tekelleşiyor. Gelişim hastanesinin uyguladığı fiyat politikası tavanda iken Özel Palmiye Hastanesini satın almasıyla birlikte sağlık sektörü İskenderun ilçesi içerisinde tekelleşmeye başladı. Sırada tıp merkezleri var. AYM Holding İskenderun’da sağlık kuruluşlarının tümünü ele geçirmek için hareket etmeye başladı. Tüm sağlık kuruluşlarının tek bir elde toplanması rekabet piyasasını ortadan kaldıracak ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img decoding="async" class=" wp-image-24416 alignleft" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/11/Bekir-Ayaz-1.jpg" alt="" width="168" height="189" /></strong></p>
<p><strong>Bekir AYAZ</strong></p>
<p><strong>Eğitimci-YAZAR</strong></p>
<p><strong>İskenderun’da özel hastaneler tekelleşiyor. Gelişim hastanesinin uyguladığı fiyat politikası tavanda iken Özel Palmiye Hastanesini satın almasıyla birlikte sağlık sektörü İskenderun ilçesi içerisinde tekelleşmeye başladı.</strong></p>
<p>Sırada tıp merkezleri var. AYM Holding İskenderun’da sağlık kuruluşlarının tümünü ele geçirmek için hareket etmeye başladı. Tüm sağlık kuruluşlarının tek bir elde toplanması rekabet piyasasını ortadan kaldıracak ve fahiş fiyatlarla muayene ve diğer hizmetler gerçekleştirilecektir. Pandemi süresince devlet hastaneleri tam anlamıyla hizmet vermediğinden insanlar özel hastanelere yönlenmiştir. <strong>Sağlık sektörü</strong> devlete maddi anlamda çok ciddi zarar vermektedir. Sadece devletle kalmıyor insanların cebini de yakıyorlar. Gidilen özel hastanelerde gereksiz testler yapılarak insanların cebine zarar vermektedir. Bizzat bu olayı yaşadığım için bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bir sürü test yaptıktan sonra ise bazı doktorların sizleri ayakta konuşarak göndermeleri ise insan aklında yüzlerce şüphe uyandırmaktadır. Gereksiz testler, gereksiz hastaneye yatışlar vb. bir sürü durum<strong> SGK</strong> tarafından görevlendirilen uzman doktorlar tarafından özel hastanelerde tedbili kıyafet ile kontrol edilmelidir. Hastane yönetimin bu durumdan belki de haberi yoktur. Ama eğer hastane işletiliyor ve insanlara sağlık veriliyorsa hastane yönetiminin tüm çalışanlarından haberdar olmaları gerekmektedir. Şehir hastanesinin açılmasıyla birlikte tüm vatandaşlarımızı devletimizin güvenli ellere bırakmalarını temenni ediyorum. Eğer insanlar devletimizin şehir hastanelerine giderse en güzel hizmeti alacaklar ve özel sağlık sektörünün uyguladığı fahiş fiyat politikası sona erecektir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2021/05/26/ozel-hastanelerin-tekellesmesini-istemiyorum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÜZGÜNÜZ! EĞİTİM BİTTİ</title>
		<link>https://ekogundem.org/2021/05/16/uzgunuz-egitim-bitti/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2021/05/16/uzgunuz-egitim-bitti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Subjektif Pencere]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 May 2021 10:39:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Esnaf DERGİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[Firma]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Adil Kurs Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir AYAZ Eğitimci-YAZAR Adil Kurs Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[kurs merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[LGS AYT ve TYT sınavları]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ekogundem.org/?p=59895</guid>

					<description><![CDATA[Pandemi dolayısıyla kapatılan yüzbinlerce eğitim kurumu bugün eğitimin açığını asla toparlayamayacaktır. Bunca eğitim açığının toparlanması maalesef mümkün değildir. Tam bir buçuk yıl boş geçti. Maarif kongresi toplanırken düşman Ankara Polatlı civarındaydı. Fakat savaş durumuna rağmen toprakların kaybedilmesi riskine ortadayken eğitime ara verilmemiş ve her şey devam etmişti. Uzaktan eğitimin faydalı olduğunu sanan insanlar varsa maalesef [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000080;"><strong>Pandemi dolayısıyla kapatılan yüzbinlerce eğitim kurumu bugün eğitimin açığını asla toparlayamayacaktır. Bunca eğitim açığının toparlanması maalesef mümkün değildir. Tam bir buçuk yıl boş geçti.</strong></span></p>
<div id="attachment_24020" style="width: 190px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-24020" class="size-full wp-image-24020" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/11/Bekir-Ayaz.jpg" alt="" width="180" height="277" /><p id="caption-attachment-24020" class="wp-caption-text">Bekir AYAZ Eğitimci-YAZAR Adil Kurs Merkezi</p></div>
<p><strong>Maarif kongresi toplanırken düşman Ankara Polatlı civarındaydı. Fakat savaş durumuna rağmen toprakların kaybedilmesi riskine ortadayken eğitime ara verilmemiş ve her şey devam etmişti. Uzaktan eğitimin faydalı olduğunu sanan insanlar varsa maalesef yanılıyorlar. Tüm akademisyenleri toplayın deney gurubu ve kontrol gurubu oluşturarak araştırma yapsınlar. Online eğitim ve yüz yüze eğitim yapan öğrencilerin başarı durumunu incelesinler görecekleri sonuçlar zaten ortadadır. Online eğitimin daha önceki yazımda da bahsettiğim gibi etkisi yüzde 10 bile değildir!</strong><br />
<strong>Bu söylediğim sözleri bu sene yapılacak LGS, AYT ve TYT sınavlarında birebir göreceksiniz. Başarı elde eden çocuklar özel dersler ile bir yere gelen çocuklar olacaktır. Yine iddia ediyorum bu sene LGS sınavında 90 soruda 90 yapan tek bir çocuk bile çıkmayacaktır. Tabi Milli Eğitim Bakanlığı soruları çok kolay hazırlayarak tüm sorulara doğru cevap verilmesini sağlamazsa. Online eğitimi başarılı olarak göstermeleri de ayrı bir senaryo olacaktır.</strong><br />
<strong>Binlerce kurs merkezi kira, vergi vb. giderlerinin hiçbirinden muaf tutulmamıştır. Ayakta duramayıp kapatan yüzlerce kurs merkezi vardır. Devletimiz karar alırken neden insanların tümünü düşünmez ki?</strong><br />
<em><strong>Önce Sağlık ama sonra Eğitim gelir. Maalesef eğitim şu an sıralamada bile yok. Hiçbir eğitim kademesi müfredatı bitirememiştir. Ne devlet ne de özel kurumlar! Bitirenler bile üstün körü geçmiş sadece anlatmak için anlatmıştır. Keşke önlem alsaydınız da eğitime ara vermeseydik. Eğitim hep devam etseydi. 2020-2021 eğitim durumu maalesef bugün yapılan açıklamayla bitmiştir. 2021-2022 sezonu da böyle geçerse gelecekte ülkemizi pek güzel senaryolar beklemiyor. Yine diyoruz.</strong></em><br />
<em><strong>ÜZGÜNÜZ! EĞİTİM BİTTİ.</strong></em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2021/05/16/uzgunuz-egitim-bitti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CAHİL NESİL YETİŞİYOR!</title>
		<link>https://ekogundem.org/2021/05/02/cahil-nesil-yetisiyor/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2021/05/02/cahil-nesil-yetisiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Subjektif Pencere]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 May 2021 10:13:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir Ayaz]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[sınav maratonu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ekogundem.org/?p=59580</guid>

					<description><![CDATA[Bekir AYAZ Eğitimci-YAZAR Devletimizin bir yıldır aldığı kararlar var ve kararların sonuna kadar gittiklerini belirtiyorlar.Eğitim süreci tam anlamıyla bitti. Ülke de şu an ciddi anlamda cahillik var. Eğitimin maalesef telafisi mümkün değil. Bende bir özel eğitim kurumu sahibi olarak telafi yapabileceğimi beyan ediyorum. Fakat bu mümkün değil her yaş grubunun alacağı eğitim ve düzeyler bellidir. Eğer [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bekir AYAZ</strong></p>
<p><strong>Eğitimci-YAZAR</strong></p>
<h2><strong>Devletimizin bir yıldır aldığı kararlar var ve kararların sonuna kadar gittiklerini belirtiyorlar.Eğitim süreci tam anlamıyla bitti. Ülke de şu an ciddi anlamda cahillik var. Eğitimin maalesef telafisi mümkün değil. Bende bir özel eğitim kurumu sahibi olarak telafi yapabileceğimi beyan ediyorum. Fakat bu mümkün değil her yaş grubunun alacağı eğitim ve düzeyler bellidir.</strong></h2>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-48787 alignright" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2020/05/IMG-20200522-WA0008.jpg" alt="" width="608" height="608" srcset="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2020/05/IMG-20200522-WA0008.jpg 775w, https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2020/05/IMG-20200522-WA0008-300x300.jpg 300w, https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2020/05/IMG-20200522-WA0008-150x150.jpg 150w, https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2020/05/IMG-20200522-WA0008-768x768.jpg 768w, https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2020/05/IMG-20200522-WA0008-144x144.jpg 144w" sizes="(max-width: 608px) 100vw, 608px" /></p>
<p>Eğer maratona katılmak istiyorsak kaldığımız yerden devam etmeliyiz. Kaldığımız yerden devam etmez ve geriye dönersek asla rekabete ulaşamayız. Çünkü tüm öğrenciler <strong>sınav maratonu</strong> içerisindedir. Kaybolan bir buçuk yılın asla telafisini yapamaz. Online eğitimlerin yüzdesel olarak faydası yüzde 10 bile değildir. Zaten velilerimiz özel okullar hariç kurs merkezlerine asla online dersler için ödeme yapmamaktadır. Özel okullara ödeme sebepleri ise kayıt silinmesi mümkün olmadığı ve sınıf geçme nedeninden kaynaklanmaktadır.</p>
<p>Kurs merkezlerinde böyle bir sorumluluk olmadığı için kurs merkezlerine ödeme yapılmamaktadır. Bu yüzden Türkiye’ deki kurs merkezlerinin tümü online eğitime uzak durmaktadır. Eğitime devletin katkısı sıfırdır.</p>
<p>Kurs merkezlerinde çalışan öğretmenlerin çoğu ders saat ücretli gelmekte ve bu nedenle kısa çalışma ödeneğinden faydalanmamaktır. Söz konusu derdimiz kurs merkezleri değil! Söz konusu derdimiz bir buçuk yıllık eğitim açığının kapanamayacağıdır. Özel ders aldırabilen velilerin böyle bir sıkıntısı olmayacaktır. Zengini daha zengin yapan fakiri daha fakir yapan pandemi süreci ve devlet politikası maalesef cahil bir neslin yetişmesine vesile olmuştur.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2021/05/02/cahil-nesil-yetisiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>365 GÜN ANNESİYLE OLANLARIN ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN</title>
		<link>https://ekogundem.org/2020/05/11/365-gun-annesiyle-olanlarin-anneler-gunu-kutlu-olsun/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2020/05/11/365-gun-annesiyle-olanlarin-anneler-gunu-kutlu-olsun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Subjektif Pencere]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 May 2020 05:14:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[365 GÜN ANNESİYLE OLANLARIN ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN]]></category>
		<category><![CDATA[Adil Kurs Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir Ayaz]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir AYAZ Eğitimci-YAZAR]]></category>
		<category><![CDATA[Köse Yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ekogundem.org/?p=48118</guid>

					<description><![CDATA[Adil Kurs Merkezi Yılda bir aklınıza geldi mi anneniz? Kapitalizmin size dayattığı günlerden birinde hatırladınız mı annenizi? Özveriyle sizi büyüttüğü, canınıza can olduğu, siz düşerken ilk sizi kaldıran anneniz olduğunuzu mu hatırladınız. Sözüm annelerini 365 gün sırtında başının üstünde taşıyanlara değil. Sözüm yılın bir günü ya da bir haftası ve yahut bir ayı annesini hatırlayanlara… [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_24020" style="width: 190px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-24020" class="size-full wp-image-24020" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/11/Bekir-Ayaz.jpg" alt="" width="180" height="277" /><p id="caption-attachment-24020" class="wp-caption-text"><strong>Bekir AYAZ</strong><br /><strong>Eğitimci-YAZAR</strong></p></div>
<h2>Adil Kurs Merkezi</h2>
<p>Yılda bir aklınıza geldi mi anneniz? Kapitalizmin size dayattığı günlerden birinde hatırladınız mı annenizi? Özveriyle sizi büyüttüğü, canınıza can olduğu, siz düşerken ilk sizi kaldıran anneniz olduğunuzu mu hatırladınız. Sözüm annelerini 365 gün sırtında başının üstünde taşıyanlara değil. Sözüm yılın bir günü ya da bir haftası ve yahut bir ayı annesini hatırlayanlara…</p>
<p>Diğerleri alınmasın üzerine. Birde annesi hasta olan çocuklar var. Onlar annelerini sırtlarında taşırlar. Nefesleri kesilse bile annelerine belli etmezler. Canları çıksa da belli etmezler. Asla of demezler! Annenin söylediği şey yanlış bile olsa tamam der gerekeni harfiyen yaparlar. Çünkü şunu çok iyi bilirler annelerin bir dediği iki edilmez. Bugün günlerden anneler günü böyle günlerde aklıma direk küçük bir kıssa gelir.</p>
<p>“Gecenin 2.30’unda anne telefonuyla oğlunu arar. Oğlum der. Sözü bitmeden oğlu of anne! bu saatte ne rahatsız ediyorsun, der.” Oğlum der bundan otuz yıl önce bu saatte senin sancılarınla uyanmıştım. “Doğum günün kutlu olsun” der.” Burada annelerin verdiği özveri ve işte bu sahnedeki evlatların yılda bir annelerini hatırladığı gün geliyor aklıma. Yine diyorum yılın 365 günü annesini hatırlayanlara tek sözüm yok. Ama bunu bir gün hatırlayıp diğer gün annelerine oflayanlara sitemim. Anneler günü gelince bencilce hareket eden bir sürü insan oluyor. Soğuk bir mezar taşına gidip annelerin anneler gününü kutlayacak insanları unutanlar var. Olur olmadık empati yapmadan paylaşım yaparak sosyal medyada ilgi çekmeye çalışanlar. Psikoloji sosyal medyanın insanların beğenilme egolarını tatmin eden yer olarak tarif ediyor. Hatta bu konuda halkoyu ile seçilmiş belediye başkanları bile konuyu dikkate almıyor. Doğumunda annesini kaybedenler, anne sevgisini tatmayan çocuklar, annesinin son nefesini gözünün önünde veren insanlar için aslında yapılan her bir paylaşım travma etkisi yaratıyor. Farkında değiliz. Saçma sapan ego tatmini için yapılan paylaşımlarımızla gündeme oturmak istiyoruz. Eğer bugün özelse ve bugün annelere aitse sadece annelerle geçireceğimiz özel anlar olmalı bizler için.</p>
<p>Bir gün İstanbul Kadıköy İskelesinden vapurla İstanbul turuna çıkmıştım. Elimde bir simit ve bir çay vardı. Çayın tadını hissediyor, simidin lezzetine varıyordum. Karşımda boğazın tüm güzelliği, Kız Kulesi, boğazın kokusu ve martıların güzel çırpınışları vardı. Tam yanımda bir bayan oturmuş elindeki telefonla bulunduğu yerin fotoğraflarını çekip duruyordu. Hatta o kadar çok fotoğraf çekiyordu ki kendini kaybetmiş gibiydi. Yolculuğun sonunda hanımefendi ile konuştum. Bu yolculukta yolculuğu ne kadar yaşayabildiniz dedim. Fotoğraf çektim dedi.</p>
<p>Anı yaşayabildiniz mi? Üzerinize gelen dalga damlacıklarını hissedebildiniz mi? Martıların sesindeki notayı? Boğazın kokusunu içine çekebildiniz mi? Soruların tümüne hayır cevabını almıştım. O anı yaşamayan bir insandan bahsediyoruz. Oysa telefonum cebimdeydi anın tadını çıkarttım ben. Hangi resim bana o anın hazzını verebilirdi ki? Bu sorunun cevabı “hiçbiri” olacak. Konumuz anneler günü hediyelerin, çiçeklerin alındığı annelere uğrandığı ve resim çekilerek sosyal medyada paylaşılan günden bahsediyoruz. Ne kadar empati yapabildik? Annesi olmayanları, annesini kaybedenleri, annesini hiç görmeyenleri neden hesaba katmıyoruz! Anne ve baba diğer günlere benzemez. Anne ve baba herkesin en derinden yaşadığı duyguların başında gelir.</p>
<p>Herkesin zaafı anne ve babasıdır. İstediği kadar sevmiyorum dese bile anne ve babasına aşıktır her çocuk. O yüzden empati yaptığınızda paylaşım yapmamanız gerektiğini anlarsınız. Şimdi size empati sorusunu veriyorum. “ Anne ve babanız yaşamıyor olsaydı. Hatta zorlaştıralım bu soruyu anne ve babanız gözünüzün önünde can vermiş olsaydı bugün bu paylaşımları yapar mıydınız?” Cevabını ben vereyim yapamaz bugünün geldiği için acı dolu yüklü olurdunuz.</p>
<p>Bazı konular çok hassastır. Sizin en özeliniz olmalıdır. Bugün annelerinizin anneler gününü en özel şekilde kutlayın. Kimselerin görmesine, duymasına gerek kalmadan!.. Sadece siz ve anneniz olsun.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2020/05/11/365-gun-annesiyle-olanlarin-anneler-gunu-kutlu-olsun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SEN İSTERSEN HAYAL DEĞİLDİR</title>
		<link>https://ekogundem.org/2019/11/02/sen-istersen-hayal-degildir/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2019/11/02/sen-istersen-hayal-degildir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Subjektif Pencere]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Nov 2019 06:16:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir AYAZ Eğitimci-YAZAR]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[ekogündem gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[hatay]]></category>
		<category><![CDATA[Köse Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[SEN İSTERSEN HAYAL DEĞİLDİR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ekogundem.org/?p=38989</guid>

					<description><![CDATA[Bekir AYAZ Eğitimci-YAZAR Adil Kurs Merkezi Hayallerinizden vazgeçmeyin. İnsan ne zaman ölür sorusuna verilebilecek en güzel cevaplardan biridir. “Hayallerinden vazgeçtiğiniz gün.” Aslında hayal kurmayan insan yoktur ama bazılarımız farkındalık oluşturmak ve dikkat çekmek için hayalleri olmadığını söylerler. Düşünsenize tüm orijinal eserler aslında koca bir hayal ürünüydü. Örnekleri sıralamak isterdim fakat o kadar çok örnek var [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="wrapper">
<div class="sol_blok">
<article class="HaberIcerik post-34870 post type-post status-publish format-standard has-post-thumbnail hentry category-gundem category-kose-yazilari tag-bekir-ayaz tag-suriyeliler">
<div id="post_content">
<div class="entry-content">
<p><strong>Bekir AYAZ</strong></p>
<p><strong>Eğitimci-YAZAR</strong></p>
<h2><strong>Adil Kurs Merkezi</strong></h2>
<p><strong>Hayallerinizden vazgeçmeyin. İnsan ne zaman ölür sorusuna verilebilecek en güzel cevaplardan biridir. “Hayallerinden vazgeçtiğiniz gün.” </strong><strong>Aslında hayal kurmayan insan yoktur ama bazılarımız farkındalık oluşturmak ve dikkat çekmek için hayalleri olmadığını söylerler. Düşünsenize tüm orijinal eserler aslında koca bir hayal ürünüydü. Örnekleri sıralamak isterdim fakat o kadar çok örnek var ki hiç birini sıralamayacağım. </strong></p>
</div>
</div>
</article>
</div>
</div>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-24416 alignleft" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/11/Bekir-Ayaz-1.jpg" alt="" width="187" height="211" /></p>
<p>Bazılarımız istemedikleri mesleklerde fikirlerini tüketirken bazılarımızda istediği mesleklerde yerlerinde değiller.  Bazılarımız nefeslerini boş yere tüketmekte…. Bazılarımız sözcükleri anlamsız yere kullanmakta. Düşünsenize şu anda karşımda bir bilgisayar ve klavye var. Ellerim klavye harflerine dokunarak istediğim metni bana ulaştırıyor. Bilgisayar mucitleri de bunu hayal ederek üretti. İnsan zihni yanlış eğitimler sonucu hayal gücünü kaybedilmektedir. Öğrencilerime gözlerinizi kapatıp şu konuyla ilgili hayal kurun dediğim zaman, gözünü kapatmayan, kuracak hayal bulamayan onlarca ses yükseliyor. Biz ne yapıyoruz! Hayal gücü olmasaydı. Telefon, internet, dosya saklama vb. daha bir sürü ürün üretilebilir miydi? Asla üretilemezdi. Edison lambayı hayal etti. Graham Bell sesini karşı tarafa göndermeyi, Mors yazıyı hayal etti. İnsanların hayalleri ucuz olmamalıdır. Para karşılığında satmamalıdır. Hayal gücü yüksek olan insanları hala hatırlıyoruz. Geri kalanları toprak, geri kalanları mezar oldu. İnsan ne zamana ölür sorusu ortaya çıkmaktadır. İnsan gömüldüğünde değil insan unutulduğunda ölür. İşte hayal gücü yüksek insanlar asla unutulmamaktadır.</p>
<p>Hayallerimizi gerçekleştirmeye çalıştığımızda, bir sürü olumsuz ses yükseliyor. En fazla duyacağınız kelime “saçmalama”, “hiç böyle şey olur mu?”, “aklın yerinde mi?” buna benzer yüzlerce olumsuz söylemle karşılaşıyoruz.  Hayaller beraberinde riskleri getirir. Eğer hayallerinizin peşinden gideceksiniz. Riskleri almak zorundasınız. Risklerden korkmayın! Bizleri günlük hayatta milyonlarca risk beklemekte. Yolda yürürken bile başımıza bir sürü şey gelebilir. Sadece riskleri göz ardı ediyoruz bu durum hayallerimizi gerçekleştirmek isterken yapılmıyor. Bir araştırmaya göre insanın hayallerinden  vazgeçme sebeplerinin başında oluşan riskler yer alıyormuş. Günlük hayatta milyonlarca risk hesaba katılmazken hayaller kurulacağı zaman risklerin tümü hesaplanıyor. Siz siz olun hayallerinizden riskleri için vazgeçmeyin. Çünkü “siz ister, inanır ve çalışırsanız hiçbir şey hayal değildir”</p>
<p>Kısacası “SEN İSTERSEN HAYAL DEĞİLDİR.” O yüzden bugün sende hayallerini gerçekleştirmek için kulaklarını kapat ve kimseyi dinleme. Sadece inan ve yola çık. Yolun sonu çok güzel olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2019/11/02/sen-istersen-hayal-degildir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir İnsanlık Dramı! Suriyeli Göçmenler</title>
		<link>https://ekogundem.org/2019/08/27/bir-insanlik-drami-suriyeli-gocmenler/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2019/08/27/bir-insanlik-drami-suriyeli-gocmenler/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Subjektif Pencere]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Aug 2019 12:27:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir Ayaz]]></category>
		<category><![CDATA[suriyeliler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ekogundem.org/?p=34870</guid>

					<description><![CDATA[Bekir AYAZ Eğitimci-YAZAR Olaya hangi açıdan bakıyorsunuz bilemem. Politik, kültürel, entelektüel, vicdani ama hangi açıdan bakarsanız bakın olaylara insanı bakmayı unutmayın. Sosyal medyada dolaşırken Suriyeli gençlerin sahillerde nargile keyiflerinin yer aldığı videolara çok sık rastlıyorum. Belki de haklısınız burada keyif sürmelerindense ülkelerinde savaşmaları gerekiyor. Bu konuda köşe yazısı yazmaktansa roman yazmayı tercih ederdim. Köşe yazısı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bekir AYAZ</p>
<p>Eğitimci-YAZAR</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-24416 alignleft" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/11/Bekir-Ayaz-1.jpg" alt="" width="143" height="161" /></p>
<p>Olaya hangi açıdan bakıyorsunuz bilemem. Politik, kültürel, entelektüel, vicdani ama hangi açıdan bakarsanız bakın olaylara insanı bakmayı unutmayın. Sosyal medyada dolaşırken Suriyeli gençlerin sahillerde nargile keyiflerinin yer aldığı videolara çok sık rastlıyorum. Belki de haklısınız burada keyif sürmelerindense ülkelerinde savaşmaları gerekiyor. Bu konuda köşe yazısı yazmaktansa roman yazmayı tercih ederdim. Köşe yazısı ile anlatmak istediklerimi özet şeklinde anlatmaya çalışacağım. Lütfen ön yargılarınızdan arınarak bu yazıyı okuyun.</p>
<p>Suriye’de bir savaş var. Sonu gelmeyen ve bir türlü bitmeyen. Suriye’deki savaşta kimin kimle savaştığı belli değil. Yani herkes herkesin düşmanı olabilir. Bu bir iç savaş iç savaşlarda ortak düşman olmaz. Hele birde emperyalist devletler devreye girdiyse herkesi herkese kışkırtır. 2011 yılından beri bu şehirde karşılaştığım Suriyelilerle yaşadıklarımı anlatmak istiyorum. Bir gün yolda giderken yaşlıca teyze ve bir çocuk arabanın önüne atladı. Konuştuklarından tek anladığım şey İskenderun’da bulunan hastaneden bahsediyor olmalarıydı. Bir arkadaşın yardımıyla konuştuklarını tercüme ettiğimde ise “ 3 oğlunu iç savaşta vurularak öldüğü, eşinin ise ağır yaralı olarak hastanede yattığını öğrenebilmiştim.” Bunları duyunca yüreğimdeki kanlarda acı bir tat hissetmiştim. İnsan olarak kendimi onların yerine koyduğumda insan olarak canım yanmıştı. Elimden geleni yapmaya çalışmıştım. Benimde annem vardı. Beni ülkemde çıkan savaşta kaybetse kim bilir canı nasıl yanardı. Bu anne 3 oğlunu savaşta kaybetmişti. Evet haklısınız her yerdeler çok fazla Suriyeli var. Arabamın lastiği patladığında tamire gittiğimde Suriyeli ustayla karşılaşma olasılığınız bile çok yüksek. Arabamın lastiğini tamir etmişti. Bazen hani dolduruşa geliyoruz. “Neden ülkende kalıp savaşmadın dedim.” Oysa arabamın lastiğini tamir eden Suriyeli Usta Halep’te en büyük lastik şirketinin sahibiymiş. Binlerce lastiği deposuna indirdiği günlerden biri savaş patlak vermiş. Savaştım abi dedi. Savaştım ama kiminle ne için savaştığımızı bilmiyoruz dedi. Bana bombalanan , yıkılan evler ve dükkanlarının resimlerini videolarını gösterdi. Türkiye çok pahalı dedi. Kira , ekmek anca yetiyor. Savaş biter bitmez memleketimize döneceğiz dedi. Halep zenginlerinden biri lastik tamir ediyordu.</p>
<p>Bir başka konu ise vergi vermeden dükkan açmaları olsa gerek. Yok oda öyle değil dükkan sahipleri ile görüştüm. Zaten hukuken bu mümkün değil. Yani resmi olarak açılmamış dükkan ve işyerleri belirli bir süre sonra kapatılmaktadır. Fırsatçı vatandaşlarımız kendi adları ile dükkanların açılışını yaparak dünya paralar istemektedir. Onlarda bu miktarlara mecbur katlanmak zorundalar. O kadar çok örnek var ki bunları sıralamak için roman yazmak gerekiyor. Amacım Suriyelileri savunmak değil. Amacım kimseyi kötülemekte değil. Tek derdim olaylara vicdan ve merhametinizle yaklaşmanız. Her toplumun çok kötüsü ve çok iyisi vardır. Buyurun haberlere bir bakın bizim toplumla ilgilide neler olduğunu göreceksiniz. Her can ve her insan değerlidir. Dünyada gerçekte sınır yoktur. Sınırları ve tel örgüleri bulan insanlardır. İnsan olduğumuzu ve insan kalabilmek için elimizden gelenin fazlasını yapmaya çalışmaktan utanmayacağımızı hatırlamamız yeterlidir. Siyasi yorumlar yerine insanı yorumlar yapalım. Dediğim gibi dünyadaki sınırları oluşturan bizleriz. Çok sevdiğim bir filmde çok güzel bir söz vardı. Hayat senden olmayanlarla güzeldir. Beyaz en çok siyahta kendini belli eder. Siyah ise kendini en çok beyazda… Düşünsenize dünyadaki herkesin sizden olduğunuzu ve sizin gibi düşündüğünü ne kadar sıkıcı olurdu öyle değil mi? İnsani kalın dostlar&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2019/08/27/bir-insanlik-drami-suriyeli-gocmenler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurban Paylaşmaktır. Saklamak değil&#8230;</title>
		<link>https://ekogundem.org/2019/08/14/kurban-paylasmaktir-saklamak-degil/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2019/08/14/kurban-paylasmaktir-saklamak-degil/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Subjektif Pencere]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Aug 2019 09:04:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[ekogündem gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[hatay haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Köse Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[kurban bayramı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ekogundem.org/?p=33576</guid>

					<description><![CDATA[Bekir AYAZ -Eğitimci Klişe ama gerçekleşmeyen eylemlerden birinden bahsetmek istiyorum. Paylaşmak kelimesi çok sıkça duyduğumuz ve herkesin herkese sürekli yapması gerektiğini söylediği davranışlardan biridir. Hikmeti nedir pek bilmem ama çoğu insanda lafta kalır. Gördüğüm bir haberden sonra kaleme almak istedim bu yazıyı. Derin dondurucu satışları iki kart arttı. Temmuz ayı itibari ile derin dondurucu satışlarında iki [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bekir AYA</strong><strong>Z</strong><strong> -Eğitimci</strong></p>
<p>Klişe ama gerçekleşmeyen eylemlerden birinden bahsetmek istiyorum. Paylaşmak kelimesi çok sıkça duyduğumuz ve herkesin herkese sürekli yapması gerektiğini söylediği davranışlardan biridir. Hikmeti nedir pek bilmem ama çoğu insanda lafta kalır.<img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-24020 alignleft" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/11/Bekir-Ayaz.jpg" alt="" width="180" height="277" /></p>
<p>Gördüğüm bir haberden sonra kaleme almak istedim bu yazıyı. Derin dondurucu satışları iki kart arttı. Temmuz ayı itibari ile derin dondurucu satışlarında iki kat artış göründüğünü haber yapmışlar.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-33578 alignright" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2019/08/kurbann.jpg" alt="" width="380" height="224" srcset="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2019/08/kurbann.jpg 645w, https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2019/08/kurbann-300x177.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 380px) 100vw, 380px" /><br />
“ Kurban paylaşmak mı yoksa saklamak mı?” Saklamak olmasa gerek. Ya da eğer saklanmak için kesilecekse bu hayvanlar neden kurban beklenir ki ? İbadetin ruhuna ters davranışlar sergileniyor. Eti saklamak için Kurban Bayramı’nı beklemenize gerek yok değerli okurlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yılın her mevsimi, her günü, her saati kesebilirsiniz. Neden dağıtmıyorsunuz sorusunu sordum. Çevremde fakir yok dedi. Çevremde ihtiyaç sahibi yok dedi. Aynı kişiler oysa ülke fakirleşiyor diye bangır bangır bağıran insanlardı. Kurban Bayramı geldiğinde mi ülke zenginleşti. Fakir ruhlarımızı doyurmadan zengin ceplerimizi terbiye edemeyiz. Kurban ibadeti gizli yapılan ibadetlerden biri değildir. Göstere göstere yapabilirsiniz. Kesim yerlerinde gizlice kesilip araba bagajlarında gelen etleri derin donduruculara koyduğumuz bir bayramın daha sonuna geldik.</p>
<p>Elektrik dağıtım kurumunu yönetiyor olsaydım. Kurban Bayramı süresince elektriği vermeyerek etlerin saklanmasını değil de paylaşılmasını sağlayabilirdim. Tekrarlama gereksinimi duyuyorum. “Kurban paylaşmaktır. Saklamak değil.” Kestiği kurbanları paylaşanların Kurban Bayramını kutlar. Saklayanların ise “et bayramını” kutlarım. Esen kalın</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2019/08/14/kurban-paylasmaktir-saklamak-degil/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İyi Doktorlar İyi ki Varlar…</title>
		<link>https://ekogundem.org/2019/01/08/iyi-doktorlar-iyi-ki-varlar/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2019/01/08/iyi-doktorlar-iyi-ki-varlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Subjektif Pencere]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Jan 2019 12:16:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Adil Kurs Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir Ayaz]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir AYAZ Eğitimci-YAZAR]]></category>
		<category><![CDATA[ekogundem]]></category>
		<category><![CDATA[Gelişim Hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Köse Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Op. Dr. Özkan Çeliker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ekogundem.org/?p=25484</guid>

					<description><![CDATA[&#160; Bekir AYAZ Eğitimci-Yazar Adil Kurs Merkezi Çevre kirliliği azalsın diye toplu taşımalara yönlendiriliyoruz. Toplu taşıma vurguları sıkça yapılıyor. Peki İskenderun’ da toplu taşımalar ne kadar güvenli? Canımızı kimlere emanet ediyoruz? Canımızı emanet ettiğimiz insanlar ne kadar eğitimli? Bu konuyu başka bir yazıda ele almak ve detaylı incelemek daha yerinde olacaktır. 19 Ocak 2018 tarihinde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<h2><strong>Bekir AYAZ</strong></h2>
<h2><strong>Eğitimci-Yazar</strong></h2>
<h2><strong>Adil Kurs Merkezi</strong></h2>
<p>Çevre kirliliği azalsın diye toplu taşımalara yönlendiriliyoruz. Toplu taşıma vurguları sıkça yapılıyor. Peki İskenderun’ da toplu taşımalar ne kadar güvenli? Canımızı kimlere emanet ediyoruz? Canımızı emanet ettiğimiz insanlar ne kadar eğitimli?</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-24416 alignleft" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/11/Bekir-Ayaz-1.jpg" alt="" width="143" height="161" /></p>
<p>Bu konuyu başka bir yazıda ele almak ve detaylı incelemek daha yerinde olacaktır. 19 Ocak 2018 tarihinde meydana gelen bir toplu taşıma kazasında yaşanan ihmaller sonucunda yürüyemeyen ve omuriliği kırılan bir hastanın yaşadıklarını yazmak istiyorum.</p>
<p>“Bu hasta benim annem” Ambulans ile hastaneye sevk ediliyor. Acı sesleri hastanenin tüm koridorlarında yankılıyor. Rutin işlemler gerçekleştiriliyor. O ara hastasına koşan bir doktor, sedye ile oradan oraya taşınırken hasta ameliyata karar veriyor. Durumun kritikliğini belirtiyor. Birkaç saat önce yürüyerek hastaneye tahlillerini vermeye giden hasta birkaç saat sonra ambulans ile hastaneye getiriliyor. Toplu taşıma şoförünün bilinçsizliği, arabanın bakımsızlığı, yolların elverişsiz oluşu arabanın rampa aşağı direğe vurarak durmasına sebep oluyor. Toplu taşımalar apayrı bir konu olarak ele alacağım. Ama her şeye rağmen işini özveriyle yapan, tüm hastalarını bırakıp en acil hastasına koşan doktorumuzu ele almak istiyorum. Op. Dr. Özkan Çeliker Beyin ve sinir cerrahi uzmanı. Saatlerin değil saniyelerin hesabını yaparak acıyı dindirmek için elinden gelen her şeyi yapıyor. Diğerleri gibi değil doktor aramıyorsunuz. Doktor yanınızda, doktorunuz size bilgi veriyor. İmkansız bir ameliyatın hazırlıklarını yapıyor. Ayaklarında zerre his olmayan hasta ile ilgileniyor. Hastaya bakarken size verdiği güven anlatılamaz. Hasta da böbrek yetmezliği var. Böbrek yetmezliği olan hastanın normal şartlarda bu ameliyata girmesi risk arz ediyorken kendinden emin bir şekilde bu işi yapabileceğini gösteriyor. 2 saat gibi kısa bir sürede tüm hazırlıkları tamamlayarak ameliyata giriyor. 3 saat gibi bir sürede ameliyat sürüyor.</p>
<p>Elinden gelenin fazlasını yaptığına o kadar emin ki o söylemeden siz anlıyorsunuz. Durumun ciddiyetini anlatıyor ama umutlu konuşması size güven veriyor. Ameliyattan sonra yoğun bakım ve akabinde servise alınıyor. 3 gün sonra ayağında zerre kıpırdama ve his olmayan hasta ayağını hissedip kıpırdatabiliyor. Op. Dr. Özkan Çeliker’in bu durumu görünce yaşadığı mutluluk anlatılamaz. Sizden daha fazla duruma seviniyor.  İmkansız, dönüşü mümkün olmayan bir omurilik zedelenmesini muhteşem bir operasyonla düzenleyen doktorumuz ve doktorumuzun özverisinde çalışan tüm doktorlar iyi ki varlar. Her gün sabah akşam hastasını kontrol ediyor. Hangi şartlarda olursa olsun hastasını asla bırakmıyor. Şu sözlerini asla unutmuyorum. “ Siz beni bırakmayın ben hastamı asla bırakmam” Bu sözü o kadar gerçek ve o kadar doğru ki sizi nerde görürse görsün hastasının durumunu soruyor. Ameliyatı yaptığı sıralarda devlet hastanesinde olan doktorumuz şimdi</p>
<p>nde tüm hastalarına elinden gelenin fazlasını yapıyor. Yaptığı başarıları anlık takip ediyorum. Mümkün olmayan tümör tedavilerini, omurilikte meydana gelen zedelenmeleri, bel fıtığını aynı gün tedavi edip göndermesini çok yakından takip ediyorum. İskenderun’un böyle doktorlarını asla kaybetmemesi gerekiyor.</p>
<p>İskenderun’un size bizimde size ihtiyacımız var.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2019/01/08/iyi-doktorlar-iyi-ki-varlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEKNOLOJİYE NE KADAR UZAK KALABİLİYORUZ?</title>
		<link>https://ekogundem.org/2018/12/25/teknolojiye-ne-kadar-uzak-kalabiliyoruz/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2018/12/25/teknolojiye-ne-kadar-uzak-kalabiliyoruz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Subjektif Pencere]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Dec 2018 07:44:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Adil Kurs Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir Ayaz]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir AYAZ Eğitimci-YAZAR]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[Köse Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Teksas Üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ekogundem.org/?p=25036</guid>

					<description><![CDATA[Bekir AYAZ-Eğitimci Adil Kurs Merkezi  Teknoloji bağımlılığını kaleme alınması gereken önemli konulardan biri olarak görmekteyim. Bu işin çözümü için yetişkinlerden başlamak gerekse bile çocuklar üzerinde etkilerine değinmekte fayda var. Sorunun küçük yaşlardan itibaren çözülmesi kanaatindeyim. Teksas Üniversitesi’nin yapmış olduğu araştırma sonucuna göre akıllı telefon kullanımı insanları aptallaştırdığı ve günlük işlerinde başarısız olduklarını göstermişlerdir. Teknoloji bağımlılığı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Bekir AYAZ-Eğitimci</strong></h2>
<h3><strong>Adil Kurs Merkezi </strong></h3>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-24416 alignleft" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/11/Bekir-Ayaz-1.jpg" alt="" width="143" height="161" />Teknoloji bağımlılığını kaleme alınması gereken önemli konulardan biri olarak görmekteyim. Bu işin çözümü için yetişkinlerden başlamak gerekse bile çocuklar üzerinde etkilerine değinmekte fayda var. Sorunun küçük yaşlardan itibaren çözülmesi kanaatindeyim.</p>
<p>Teksas Üniversitesi’nin yapmış olduğu araştırma sonucuna göre akıllı telefon kullanımı insanları aptallaştırdığı ve günlük işlerinde başarısız olduklarını göstermişlerdir. Teknoloji bağımlılığı uyuşturucu, alkol, sigara bağımlılığıyla eşit derecede olduğunu düşünüyorum. Sadece ben değil yapılan araştırmaların tümü bunu gösteriyor. “3T” dediğimiz “telefon, tablet, televizyon” bunun yanına bilgisayar eklediğimizde kişinin yaşamı bu denklem arasında geçtiğini görmekteyiz. Çocukların ayna olduğu unutulmamalıdır. Yaptığınız davranışları kopyalar ve onları uygularlar. Sadece ailenin davranışları değil çevresi, öğretmenleri kendine favori olarak belirlediği herkesin davranışını yansıtarak öğrenme gerçekleştirirler. Bu yazıyı yazabilmek için elli üzerinde makale okudum. Yüzlerce bilgiyi buraya sığdıramayacağım için toparlamam gerektiğine kanaat getirdim. Sorunun temeli bebeklikten başlıyor. İlgi, sevgi ve oyun bekleyen bebekleri çizgi film, telefon ve tabletlerle susturuyoruz. Bebekken eline aldığı dikkatini çeken renkli nesneler bebeğin vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Bunlardan biri eksildiğinde temel ihtiyaç olarak algılandığından bebekte ağlama reaksiyonu meydana geliyor. Buna dayanamayan ebeveynler tekrardan bebeği teknoloji ile buluşturuyor. Oysa bebeğin teknolojiye değil tamamen anne ve baba sevgisine, ilgisine ihtiyacı var. Yoğun çalışma temposunda olan aileler bunu çocukluk döneminde de yapıyor. Genelde ailelerin savunması ise çevresinde görüyor ve ısrarla istiyor demesi oluyor. Çevremiz bizi ne kadar ilgilendirebilir ki? Biz kendi çocuğumuzdan sorumlu değil miyiz? Teknoloji çocuklara nasıl zarar veriyor olabilir ki? Bu soruyu duyar gibiyim. Her şeyden önce çocuğun hayal dünyası kısıtlanıyor? Düşünemeyen, sorgulamayan, olduğu gibi her durumu kabullenen çocuklar oluşuyor. Teknolojinin yararları muhakkak var. Çocuklar teknolojiyi kullanamıyor, Teknoloji çocukları kullanıyor. Çocuk aklı dediğimiz tabirde çocukların bilinçli bir şekilde teknoloji kullanımı maalesef mümkün değildir. Bu olumsuzlukları engellemek için ebeveynler neler yapmalıdır?</p>
<p>-Öncelikle çocuğun, her gün teknolojiye ayırdığı zaman belirlenmelidir ve bu konuda bir anlaşma yapılmalıdır. Bu süre, okulöncesi çocuklarda bir saatten, ilköğretim dönemi çocuklarında ise iki saatten fazla olmamalıdır.</p>
<p>-Ebeveynler (anne-babalar); çocuklarını teknoloji dünyasında sağlıklı şekilde yönlendirmek ve onları denetleyebilmek için bilgisayar ile internet hakkında bilgi edinmelidir ve kullanmaktan çekinmemelidir.</p>
<p>-Aşırı kullanımı engellemenin en kolay yollarından birisi, teknolojiyi ortak çalışma odası gibi yetişkinlerin de takip edebilecekleri bir yere koymaktan geçecektir.<br />
-İlkokul, ortaokul ve lise dönemlerindeki çocukların, derslerine de katkı sağlayacak web üzerindeki interaktif eğitim programları veya DVD’leri faydalıdır. Özellikle, bir de yabancı dil de olursa, kelime hazinelerini ve yabancı dil bilgilerini geliştirirler.<br />
Unutmayın ki; yetişkinlerin doğru yönlendirme ve mantıklı sınırlandırmaları ile kullanılan bilgisayarın, çocukların gelişimi üzerinde pek çok olumlu etkisi de bulunmaktadır.</p>
<p>Bunlardan en önemlisi ise çocuğa sınırlama getirdiğinizde çocuk agresifleşecek, sizleri dinlememe, umursamama gibi davranışlar içerisine girecektir. Unutmayın eğer kaliteli zamanı çocuklarla geçirirseniz çocuklar teknolojiyi aramayacaklardır. Teknolojinin aşırı kullanılmasında çocuklarda; “şiddet, agresif tavırlar, yalan, içe kapanıklık, asosyallik, ders başarısında düşüş vb.” bir sürü olumsuzluklar yaşanmaktadır. Çocuklarla geçirilen kaliteli zaman çocuğun gelişiminde önemlidir. Çocuklarımız için elimizi taşın altına koymalı, onlarla güzel zamanlar geçirmeliyiz. İşe ise kendi bağımlılığımızı azaltarak başlamalıyız.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2018/12/25/teknolojiye-ne-kadar-uzak-kalabiliyoruz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KALABALIKTAKİ YALNIZLIK</title>
		<link>https://ekogundem.org/2018/12/08/kalabaliktaki-yalnizlik/</link>
					<comments>https://ekogundem.org/2018/12/08/kalabaliktaki-yalnizlik/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Subjektif Pencere]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Dec 2018 13:48:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Esnaf DERGİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Adil Kurs Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Adil Kurs Merkezi Bekir AYAZ-Eğitimci Bekir AYAZ-Eğitimci]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir Ayaz]]></category>
		<category><![CDATA[Köse Yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://ekogundem.org/?p=24401</guid>

					<description><![CDATA[Bekir AYAZ -Eğitimci Adil Kurs Merkezi  Son zamanlarda psikolog ve psikiyatriste gidenlerin sayısı epeyce arttı. Oysa büyüklerimizden hiç farklı şekillerde telaffuz edilen psikolojik hastalıklar duymamıştık. Evet, bilim ve teknoloji hızla ilerliyor. “Hastalıklar bilinmiyordu diyeceksiniz.” Bu konuda size katılmıyorum. İnsan doğadan uzaklaştıkça iç huzurunu kaybetti. Yükselen betonarme duvarlar insanın özgürlüğüne vurulmuş en büyük parmaklıklar olmaya devam ediyor. Evin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bekir AYA</strong><strong>Z</strong><strong> -Eğitimci</strong></p>
<p><strong>Adil Kurs Merkezi </strong></p>
<p>Son zamanlarda psikolog ve psikiyatriste gidenlerin sayısı epeyce arttı. Oysa büyüklerimizden hiç farklı şekillerde telaffuz edilen psikolojik hastalıklar duymamıştık. Evet, bilim ve teknoloji hızla ilerliyor. “Hastalıklar bilinmiyordu diyeceksiniz.”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-24020 alignleft" src="https://ekogundem.org/wp-content/uploads/2018/11/Bekir-Ayaz.jpg" alt="" width="180" height="277" /></p>
<p>Bu konuda size katılmıyorum. İnsan doğadan uzaklaştıkça iç huzurunu kaybetti. Yükselen betonarme duvarlar insanın özgürlüğüne vurulmuş en büyük parmaklıklar olmaya devam ediyor. Evin tüm duvarları, indiğiniz basamaklar, yürüdüğünüz yollar, çalıştığınız iş yeri aklınıza gelebilecek her yer o kadar betonlaştı ki maalesef sadece bu saydıklarım değil yüreğimizde betonlaştı. Mutluluk, sevinç, neşe bizlerden uzaklaştıkça uzaklaştı. Kalabalıklaştıkça kalabalıklaştık fakat her bir fazlalıkta biraz daha yalnızlaştık. Samimi dostluklar yerini çıkar ve menfaat üzerine kurulu cemiyetlere bıraktı. Sonrası mı? Psikolojik hastalıkları sıkça duymaya başladık. Oysa doğa ile iç içe olan toplumlarda bu bahsettiğimiz durumlar neredeyse hiç görülmemekte, ayağı toprağa basan elini uzattığında ağacından meyvesini kopartan insanlar milyonluk binalardan daha fazla huzurlu kalmaya devam ediyor.</p>
<p>Siz hiç doğada dolaşan bir kuşun 20 katlı yuva yaptığını gördünüz mü? Siz hiç kendi denizinde ya da gölünde yüzen balığın duvarlarla evinin etrafını çevirdiğini gördünüz mü? Ben bu söylediklerime tanık olmadım. Eğer bu saydıklarımızı bu canlılarda yapsalardı. Bilin ki onlarda mutsuz olacaklardı. Aslında şimdiki insanların bunda pek bir suçu yok. Büyüklerimizin tasarladıkları sistemde dünyaya ayak uydurmaya çalışıyoruz. Onlar gibi büyük binalarda oturuyor, onlar gibi denizi gören yerlere daha fazla para veriyoruz. Onlar gibi ormanlık alanlara yapılmış sitelerden villalar almak için milyonlar veriyoruz. Onlar gibi borçlanıp, onlar gibi mutsuz olmaya devam ediyoruz. “Emekli olduktan sonra bağ, bahçe kurup yerleşeceğiz” diyoruz. Emekli olamadan dünya hayatına son noktayı koyuyor ya da emekli olduktan sonra kurduğumuz hayallerin tümünü unutarak tüm vakitlerimizi hastane odalarında geçiyoruz.<br />
O yüzden kalabalıklaştığımız her geçen gün daha fazla yalnızlaşıyoruz. Yalnızlaştıkça iç huzurumuzu kaybediyoruz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ekogundem.org/2018/12/08/kalabaliktaki-yalnizlik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
