Nergiz Çiçeği Aşk ve güzellik çiçeği olarak da anılıyor…

Published on:  /   Yorum yapılmamış

Nergiz Çiçeği Aşk ve güzellik çiçeği olarak da anılıyor…

Nergiz çiçeği, Ekho ve Narkissos’un aşk hikayesi

Yunan mitolojisinden günümüze gelen yakışıklı bir o kadarda kendini beğenmiş Narcissos’un adını taşıyan  Hatay’ın  Arsuz ilçesi Nergizlik mahallesi, Nergiz çiçekleriyle ünlü ve aynı zamanda ünlü mitolojik öyküyü de yaşatıyor…

Nergizlik Yaylasında Nergiz zamanı yaşanıyor şimdi…

Nergizlik, Nergiz zamanını yaşıyor…

Yaşamda saygı duyulan insanlara sunulur Nergiz çiçeği kim bilir belki de Narkissos’un sadece kendini sevmesi, bencilliğidir nergiz çiçeğine saygı anlamı yüklemesi…

Çiçeklerin içerisinde en güzel kokuya sahip olan ve en hassas çiçeklerden Nergis çiçeği, oldukça çabuk solan, çiçekleri ve sapları çok narin, soğuğa dayanıklı  olan bu çiçek,  halk dilinde fulya bazı yerlerde de aşk çiçeği olarak biliniyor.

 

Güzel kokusu ve görüntüsüyle baharın müjdecisi Nergiz Çiçeği, saygı duyma anlamını taşıyor.

Hayatta değer verilen bireylere verilecek bir çiçek türüdür. Nergis çiçeğinin değişik çeşitleri bulunsa da genel olarak hepsinin anlamı aynıdır. Bu çiçek; aşk ve güzellik çiçeği olarak da nitelendirilmektedir.

Yunan mitolojisinde Nergis Çiçeğinin Mitolojik bir öyküsü vardır.. Ovidipus ‘un aktardığı.

(İÖ 43- İS 17-18): Latincenin en ünlü şairlerinden olan Ovidipus,  bir sure avukatlık yaptı. Kendini sadece şiir yazmaya verdi. İmparator Augustus’un sağ kolu olan Messalla’nın koruyuculuğu yapıtlarının geniş kitlelerce tanınmasını sağlayan Publius Ovidius Naso (Ovide), İÖ 1-2 yıllarında kaleme aldığı Ars Amatoria (Aşk Sanatı) adlı şiiriyle Romalı genç erkeklere ve genç kızlara aşk öğretmenliği yaptı.

İS. 8 yılında Augustus tarafından Karadeniz kıyısında Tomis’e sürgün edildi. Ars Amatoria’nın ahlaka aykırı olduğu gerekçesiyle sürgüne gönderildiği iddia edilmişse de, Tristia (Hüzün Şiirleri) ve Epistulae ex Ponto (Karadeniz’den Mektuplar) adlı şiirlerindeki ipuçlarından bu cezanın, tanık olduğu, görmemesi ve konuşmaması gereken bir olay hakkındaki boşboğazlığından kaynaklandığı anlaşılır.

İşte iÖ 43- İS 17-18 yılları arsında yaşayan Ovidius’un Yunan mitolojisinde yer alan  Nergis Çiçeğinin Mitolojik bir öyküsü:

“Narcissos bir peri ile insanın kendini beğenmiş oğludur.

Dağ perilerinden Ekho ona aşık olur, fakat aşkını ifade etmesine imkan yoktur.
İşte böylesine umutsuz bir aşka tutulur.

Ekho hiçbir zaman kendi konuşamamakta ; ancak, uzaktan, kendisi gözükmeden söylenenlerin son kelime veya hecesini tekrarlayabilmektedir.

Narkissos arkadaşlarını ararken, “biri var mı burada” diye sorunca, Ekho da “burada”diye cevap verir. Bunun üzerine Narkissos da “gel” diye yanıtlar. Zavallı Ekho, umut ve sevgi içinde “gel” diyerek ortaya çıkar; fakat kendini beğenmiş Narcissos her halde Ekho’yu beğenmemiş olacak ki, pek yüz vermez ve çekip gider…
Ekho kırgın, üzgün, umutsuz bir halde dağlardaki mağaralara sığınır ve şöyle der:
“Dilerim oda sevsin benim gibi ve sevdiğine kavuşamasın.”
Acılar Ekho ‘yu yer bitirir, sonunda taşa dönüşür. Sadece sesi kalır.
Ekho ‘nun dileğinin gerçekleşmesi Narcissos için uzak görünmektedir. nergis çiçeğinin mitolojik hikayesi Çünkü kendini beğenmişin başka birini gerçekten sevmesi olanaksızdır. Ama adalet er geç yerini bulacaktır.

Bir gün Narcissos dağlarda dolaşırken ağaç ve yeşillikler içinde, kaybolmuş bir pınara rastlar; eğilip su içmek istediğinde suda gördüğü hayali beğenip ona aşık olur.

Narcissos bu sefer gerçekten sevmiştir, ellerini bu kusursuz! güzelliğe doğru uzatır ama dokunamaz. Tıpkı Ekho gibi, sevmiştir ama sevdiğini elde edemez. Zaten kıvılcım elden uzak olduğunda ateşe dönüşmüyor mu?

Sevdiğini elde edememenin ağırlığı altında sararıp solar ve ölür. Daha sonra periler Narcissos ’un cesedinin yerinde bir çiçek bulurlar: Nergis. O günden bu yana nergis kendini beğenmişliğin sembolüdür.
Orman tanrıçaları; Narcissos ‘un kendi yansımasını gördüğü su pınarını gözyaşı kavanozuna dönüşmüş olarak bulurlar.

Tanrıçalar pınara neden ağladıklarını sorarlar.

-Narcissos için ağlıyorum, diye yanıtlamış göl.

-Ne var bunda şaşılacak, demiş bunun üzerine orman tanrıçaları. Bizler ormanlarda boşu boşuna onun peşinde dolaşır dururduk, ama onun güzelliğini yalnızca sen görebildin yakından.

-Narcissos yakışıklı bir genç miydi? diye sormuş göl.

-Bunu senden daha iyi kim bilebilir ki? Diye karşılık vermiş iyice şaşıran tanrıçalar. Hergün senin kıyılarına gelip sularına bakıyordu. Göl bir süre sessiz kalmış. Sonra şöyle konuşmuş:

-Narcissos için ağlıyorum, ama onun yakışıklı olduğunu hiç fark etmedim ben. Narcissos için ağlıyorum, çünkü sularıma eğildiği zaman, gözlerinin derinliklerinde kendi güzelliğimin yansımasını görebiliyordum.”

Kategori:
Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.