Hıdır-İlyas Efsanesi

Yayım tarihi:  /   Yorum yapılmamış

Hızır İle İlyas Efsanesi Hatay ve yöresinde anlatılan bir efsane var ki aynı zamanda üç ayrı efsaneyi birden içeriyor. Asi Irmağı, Buluşma Kayası ve İlyas Efsanesi… Efsane şöyledir: 

Binlerce yıl önce Samandağ’ın Hıdır Bey köyünde “Hayat Suyu” vardır. Bu suyu bir ejderha bekler. Bu ejderhaya her yıl bir kız kurban edilirse, ejderha tarafından halka bir yudum su verilir. Gel zaman git zaman kurban edilme sırası kralın kızına gelir. Kızın elleri bağlanır ve kız ejderhanın önüne atılır. Ejderha tam onu yutacakken bir çoban yetişiverir elindeki mızrağı ejderhanın kalbine saplar. Acıdan kıvranan ejderha, çobana bir kez daha kendisini vurup öldürmesi için yalvarır fakat çoban bu isteği geri çevirir. Ejderha da yerleri korkunç pençeleriyle yararak kaçar. Gide gide Lübnan’daki sert kayalara çarpar ve çarptığı yerden bir su fışkırır. Ortaya çıkan su o kadar çok ki, o su hemen bir ırmak olur ve ırmak ejderhanın açtığı yoldan Antakya’ya ulaşır. Günümüzde Asi Irmağı’nın bu ırmak olduğu söylenir. Kral kızını kurtaran çoban, aslında Hızır’dır.

Halk, ona Hıdır Bey adını yakıştırır. Kral ise kızını çobanla evlendirir. Yere sapladığı mızrağı da kocaman bir çınar olur. Günün birinde Musa Peygamber, Tanrı’ya “Evrenin en akıllı adamı kimdir?” diye sorar. Allah da: “Hıdır Bey’dir” der. Musa, Allah’a onu nasıl bulacağını sorar. Allah da: “Değneğini yere sapladığında büyür ağaç olur, torbandaki ölü balıklar canlanır, gökyüzü açıkken birden yağmur yağarsa, bulunduğun yer iki denizi kavuşturuyorsa işte orası Hıdır’ın ülkesidir” der.

Bunun üzerine Musa torbasını tuzlu balıkla doldurup değneğini alır ve yola düşer. Dağ taş dolaşır ama aradığı ülkeyi bir türlü bulamaz. Sonunda Samandağ açıklarında bir kayaya varır ve yorgunluktan uyuyakalır. Uyanınca yere sapladığı değneğin ulu bir ağaç olup kendisine gölge verdiğini görür. Torbasındaki balıklar da canlanmış bir bir denize fırlamaktadır. Gökte bulut yoktur ama sırılsıklam ıslanmıştır. Aradığı ülkeyi bulmanın sevinciyle çevresine göz gezdirirken yanına bir balıkçı yaklaşır: “Hoş geldin ya Musa’” der. Musa: “Hoş bulduk. Ben Hıdır Bey’i arıyorum, onu nasıl bulurum?” diye sorar. Adam, işine karışmamak, soru sormamak koşuluyla onu Hıdır Bey’e götürmeye söz verir. Birlikte yola koyulurlar. Biraz gidince adam kıyıdaki kayıkları delmeye başlar. Musa, meraklanıp nedenini sorar ama adam yanıtlamaz. Bu kez küçük bir çocuğu öldürür. Musa karşı çıkar ve nedenini öğrenmek ister ama adam yine yanıt vermez. Asi ırmağını takip ederek yollarına devam ederler. Konakladıkları her yerde bir ziyaret ilerlerken bir köye varırlar. Balıkçı, kollarını sıvayıp yıkılmakta olan bir duvarı onarmaya koyulur. Musa gene dayanamaz ve bunun da nedenini sorar. En sonunda balıkçı öfkelenir: “Artık benim de sabrım kalmadı, anlaşmayı sen bozdun” der ve yaptıklarının nedenlerini anlatır: “Kayıkları deldim, düşman gelip almasın diye. Çocuğu öldürdüm, büyüyünce çok kötü bir insan olacaktı. Duvarı onardım çünkü sahipleri yoksul ve yetim kişiler. Duvar altında bir gömü vardı, büyüdüklerinde bulsunlar diye”. Ve Balıkçı devam eder: “Bunları anlattım ama bundan sonra beni göremeyeceksin. Aradığın adam bendim” der ve ortalıktan kaybolur. Musa ile Hıdır’ın buluştukları yer, günümüzde de bir ziyaret yeridir (Hatay-Samandağ). Buraya “Buluşma Kayası” denmektedir. Dokuz Kardeş Çayı’nın kolları arasında Musa ile Hıdır’ın konakladıkları yerler günümüzde de kutsal sayılmaktadır. Kaynak: KALAYCIOĞLU,M. (2011) Hatay Halk Bilimi. Hatay.Antakya Belediyesi Kültür Yayını

Kategori:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.