Metin Feyzioğlu, Arsuz’da

Published on:  /   Yorum yapılmamış

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Arsuz Şubesinin Gözcüler hizmet binasında dün düzenlediği “Mevzubahis Vatan ise…” Konulu panele katılan Türk Ceza Hukuku Profesörü ve aynı zamanda Türkiye Barolar Birliğinin 8. Başkanı olan Prof. Metin Feyzioğlu ve Türk Hukuk Profesörü Süheyl Batum, 16 Nisan günü oylanacak olan referandum hakkında katılımcıları bilgilendirdi. Prof. Metin Feyzioğlu; “123 ve 124’de dağılmış olan hükümlerin başkanı Türkiye’de tek imzayla eyalet kurma yetkisi. İşte buna Hayır!” diye seslendi.

Arsuz ilçesinde gerçekleştirilen bu etkinliğe Arsuz Belediye Başkanı Nazım Culha ve eşi Selda Culha, ADD Akdeniz Bölge Sorumlusu Levent Cemal Güngör, ADD Arsuz Şube yöneticileri de katıldı. Çok büyük ilgi gören bu etkinliğin açılış konuşmasını yapan ADD Akdeniz Bölge Sorumlusu Güngör, “Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde bayrağımızın gölgesinde yürüyoruz. Anayasamızın değişmez maddelerinden taviz vermeden cumhuriyet ateşiyle var olmak için buradayız” dedi.

 

Daha sonra söz alan Hukuk Prof. Metin Feyzioğlu, “Kuvvayi Milli ruhu bir kez daha burada doğmuştur. Bu ruh Türkiye’nin tapusunu kimseye vermeyecektir. Bu tapunun bedeli milli mücadele ödenmiştir. Bu tapu Türk milletinde kalacaktır. Şimdi diyeceksiniz ki ne oluyor; önümüze konulan 2017 anayasa değişikliği emperyalistlerin küresel güçlerin en son hamlesidir. Çünkü 2007-2008 de kumpas davalarla içinde milli unsurları ayıklanıp zindana atılıp tasviye edilen Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, hariciyemiz, üniversiteler,

Milli istihbaratımız, milli polisimiz, bunu takip eden 2010 kökü dışarıda birilerinin yazdığı Türkiye’yi ele geçirme 2010 anayasası, ardından bir bina gibi üst üste katları çıkarak gelen 2013-2015 arası sözde barış süreci, Habur skandalı, ne istediniz de vermedik cümlesi, bu davanın savcısı benim cümlesi, bugün terörist diye yurt dışında kim bilir hani delikte saklanan zırhlı araçların altına çekilmesi, bölücü terörist reisine mektup yazdırılarak BOP’u yeni Osmancılık adıyla Türkiye’ye pazarlama taktiği, ardından gelen Suriye’yi Esad’ı Eset yaparak bölme teşebbüsü, yüzbinlerce Suriyeli insanın evsiz kalmasına, milyonlarca insanın Ortadoğu’dan göç etmesine yol açan ve Türkiye’nin de buna bilinçsizce katkısı, bir binanın katları gibi yükselmiştir. Bugün son aşamaya gelinmiştir. Bu son aşamada Türk milleti kuvva-i milliye ruhuyla davaya sahip çıkmaya karar vermiştir.

 

Türkiye’nin Ortadoğu da akıllı dış politikası, Suriye’nin toprak bütünlüğüne sonuna kadar sahip çıkmak olmalıyken, yurtta barış dünyada barış en ilkeli dış politika olmalıyken, ne akılla Suriye gibi bir dosttan vazgeçmiştir. Suriye’nin yanlışları varsa ki yanlışları var. Ama çözümü Suriye’yi parçalamak değil, işgal edilebilir şekilde darmadağınık etmek değil, dostça elinden tutup doğruları, demokrasiyi göstermek lazımdı. Maalesef bunun yerine bize uzatılan yeni Osmanlı havucunu ısırmayı tercih etti Türkiye’yi yöneten ve tarih bilincinden yoksun olanlar.

2007-2008 de Türkiye’nin Osmanlıdan beri getirdiği bütün tecrübesini bütün birikimini bilen bütün milli unsurlar ya korkutuldu yada zindana atıldı. Tek özellikleri maalesef belediyecilik olan Türkiye’yi yönetme kapasitesi birikimi olmayanların elinde BOP’un mimarlarının  kuklası haline getirildi Türkiye. Sonunda Türkiye’nin son derece yanlış dış politikası yüzünden Suriye’nin kuzeyinde kurulan katliam üzerine katliam yapan PYD, Rusya ve ABD tarafından tanınır devletimsi oldu. Kafa kesen işid tüm dünyaya bela oldu. Ortadoğu’nun ateşi Türkiye’yi yakıp kavurmaya başladı” dedi.

 

İktidarın her seferinde aldatıldığına vurgu yapan Feyzioğlu, “Kıbrıs davası, Ermenistan’ın Türkiye’den toprak talebi ve BOP’un güneyimizden geçecek olan Kürt koridoru ortak projedir. Bu büyük resimde Hatay İskenderun en önemli parçalarından birini oluşturuyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün dehası yüzyıl öncesini aşan öngörülerini bir kez daha hatırlamak lazımdır. 40 yıllık Türk yurdu Hatay düşman elinde bırakılamaz derken, hem Hatay’a olan sevdasını hem de yurt savunmasının Hatay’da başladığını dile getiriyordu. Sizden ricam bu kutlu davaya, bu milli davaya biraz daha katkı sunmak istiyorsanız, sosyal medyaya girip Metin Feyzioğlu’nun sayfasına girip bu muhteşem toplantıyı birkaç milyon kişiye daha ulaşsın diye paylaşın.Tüm Türkiye bu birlikteliği görsün.

 

Sıra Hatay’da!

Hatay’da Amanos dağlarında bölücü terör örgütünün ısrarla terör odaklarını bırakması, bu bölücülerin Hatay’ı ve İskenderun’u Türkiye’den alıp o meşrum kürt koridorunun denize açılan kapısı hayali ile ilintilidir. Burada bölücü terörist örgütünün destekçisi yoktur. Peki niçin burada sürekli terörist grupları barındırılmakta. Bunun sebebi projesi içerisinde Hatay’ın Türkiye’den koparılması vardır. 40 asırlık Türkiye yurdu bir daha asla koparılamayacaktır.

Kıbrısta birileri Kıbrıs’ı pazarlamayı denedi. TBB olarak çok önlemi toplantılar yaptık. Mustafa Kemal Atatürk’ün Hatay’ı Türkiye’ye bağlama hayali ideali Kıbrıs’ın Karpas burnunun İskenderun’a giriyor olmasıyla ilgilidir. Eğer Kıbrıs Türkiye’den gidecek olursa, Kıbrıs’ın Karpas burnu Türkiye’den alınacak olursa İskenderun’da Türkiye’den gidecektir. Çünkü İskenderun körfezinden doğu Akdeniz’e 1 tane gemi çıkarma imkanı olmayacaktır. Büyük proje budur.

 

Rumların Karpas burnunda 3-4 kilise bulunması gerekçesiyle ‘Buralar Rumlara verilmez ise anlaşma yoktur’ ısrarının arkasında BOP’un; Karpas, İskenderun ve kürt koridoru bağlantısı vardır. İskenderun Körfezi, kurulmak istenen terörist devletimsilerin Akdenize açılacağı kapı olarak planlanmaktadır. Karpas burnu da Yunana verilmek üzere bu koridorun güvenliği sağlamak projesinin asli parçasıdır. TBB olarak biz bu projeyi iki büyük toplantı ile afişe ettik.

 

Yeni Anayasa Bunun Özü!

Anaysa değişliğinin bu anlattıklarımla ne ilgisi var diyeceksiniz? Bu anlattıklarımın tam özü ve çekirdeğidir. Bu anayasa değişikliği Hatay’ın Türkiye’ye bağlanması öz ve öz Türk yurdu olan Hatay’ın Türkiye’nin ili olmasının karşı çıkanların projesidir. Bu cümlelerimin hiçbir şekilde bunların ne anlama geldiğini bilmeyen sayın cumhurbaşkanı ve sayın başbakana yönelik değildir. Çünkü onlar altında imzaları olan projenin altındaki saatli bombaları bilmemektedirler. O bombaların ne olduğunu onlara anlatacak olanlar, karşılarında takla atmayacak oldukları için, milli insanlar oldukları için onları bir kez bile çağırıp dinlemeyi tercih etmemişlerdir.

Prof. Süheyl Batum’u Türkiye’nin milli ve konusunun en uzmanı anayasa hukukçusunu bir anayasa hazırlarken çağırıp dinlememek neyin işaretidir? Bu coğrafyada devletlerin neden kuruldu ve nasıl yıkıldığını anlatan dünyanın en iyi Tarihçisi Halaçoğlunu çağırıp dinlememek neyin işaretidir? Alanı ceza hukuku olan terör örgütlerinin nasıl kurtuluş örgütüne yükseldiğini bilen ve tüm ömrünü bölücü terör örgütü sıfatından kurtuluş savaşçısına yükselmesin diye Türkiye Cumhuriyetine bilgi vermekle geçinen birini nacizane beni çağırıp nedir bu? Bunun aslını sormamanın mantığı nedir? Doğruyu öğrenmekten korkmak, nedendir söyleyin?

 

Ermenistan’a verilmek istenen tavizden, kürt koridoru projesinden, Kıbrıs’ın Rumlaştırılmasından, sonra sıra Hatay’ın karıştırılması Hatay’ın tekrar öz vatanından koparılması hayali vardır. İşte bu hayale Hayır diyoruz!

 

Cumurbaşkanına eyalet kurma yetkisi

Anaya ile ilgisini şimdi tamda burada söylüyorum; anayasanın 123. ve 124. Maddelerinde sayın cumhurbaşkanımıza etrafındaki danışmanlarının ve bu anayasayı yazan küresel kuklacıların vermeyi ihmal ettiği küçücük bir bilgi var. 123 ve 124’de dağılmış olan hükümlerin başkanı Türkiye’de tek imzayla eyalet kurma yetkisi. İşte buna Hayır!

Başkan isterse bu anayasayla çıkıp aşağıda yazılı şehirlerin kolluk güçlerinin eğitim faaliyetlerinin ve maden faaliyetlerinin birlikte organize edilmesi için kamu tüzel kişiliği kurdum diyebilir. Bunun eyalet olduğunu söylemekten korkanlara biz diyoruz ki hiçbir beklenti içinde olmadan hiçbir şey talep beklemeden sadece Türkiye’nin birliğini ve beraberliğini talep ederek, biz diyoruz ki eyalet kurulmasını isteyen bu anayasaya hayır diyin.

Biz, sizin evlatlarınızın kahramanı olmak umuduyla yola çıktık. Talebimizde siz de bizim evlatlarımızın kahramanı olunuz. Bugün anayasa referandumunda hayır çıkacağını gören iktidar, en üstünden aşağısındaki bakana kadar giderek sertleşmekte üslubunu devlet insanı üslubundan uzaklaşmaktadır. Ama dur! Bizim buradan onlara vereceğimiz mesaj şudur. Bu oylamada evet değil hayır çıkacaktır. Hayır çıkacağı için üzüntünüzü anlıyorum ama göreceksiniz torunlarınız hayır çıktığı için şükredecekler.

 

Biz bu anayasa paketi altında imzası olanların torunları içinde mücadele ediyoruz. 17 Nisandan hayır çıktığında yine birbirimize bakacağız. Birbirimizi kucaklayacağız. Ülkemizi kamplara ayırmak kutuplaştırmak isteyenlere inat birlik ve beraberliktir. Bir olalım iri olalım diri olalım” diyerek konuşmasını ayakta alkışlanarak tamamladı. Arsuz Belediye Başkanı Culha, “Arsuz Hayır diyor, tüm Türkiye hayır diyecek. 100 yıl önce kurtuluş savaşı ile kazandığımız Türkiye cumhuriyeti rejimini başta ulu önder Atatürk ve çok sayıda şehitlerimiz sayesinde yetki saraydan alınıp halka verildi. Şimdi 100 yıl sonra halktan alınıp saraya verilmek isteniyor. Evet arkadaşlar hayır diyoruz. Öyle bir şey olmaz. Bu ülkenin yönetimin tek adam verilmesine hayır diyoruz” dedi.

 

Son olarak söz alan Prof. Süheyl  Batum; “Şuan Arsuz’da herhangi bir parti değil Türk milleti toplanmıştır. 18 Mart, Çanakkale’nin yıl dönümüydü. Çanakkale zaferini neden vermek zorunda kaldık ve Çanakkale geçilmezi dünyanın bağrına neden yazdık. Çünkü o dönemin kukla oynatıcıları koskoca Osmanlı İmparatorluğunu parçalamak istiyorlardı. Ve parçalamak için bir şeyi uygun görmüşler kurumları bırakıp, bir kişiyi kandırmak ikna etmek kolaydı. O yüzden Enver Paşa’yı Almanlar 1. Dünya savaşına soktular. Koca imparatorluk bir kişinin soktuğu savaşta parçalandı ve hepimiz bu parçada toplanıp burayı vatan belledik. Türk Milleti oluştu ama Osmalı İmparatorluğu gitti. İşte 2017 anayasası bunun yeniden oluşması için bize bugünkü kürsel kukla oynatıcılarının yeniden empoze ettiği anayasadır. Biz böyle bir anayasaya zamanında dedelerimizin annelerimizin babaannelerimiz kurtuluş savaşı vererek tek adamdan çıkartarak koca bir meclisle millet kurdu.Türkiye Cumhuriyetini birileri tekrar kukla oynatıcıları istiyor diye, tek adamın eline verir miyiz? Bir kişinin eline teslim eder miyiz?” diye sordu. Katılımcılardan “Hayır” sesi yükseldi.

 

Bu anayasa doğru anlatılsa, cumhurbaşkanı da hayır derdi.

Etmeyeceğiz tabi ki diyerek sözlerine devam edem Batum; “Bu anayasanın özü sözü budur. Sayın cumhurbaşkanına ve başbakana biri bunu böyle anlatsa emin olun, sayın cumhurbaşkanı buraya gelir hayır diyelim arkadaşlar, düşün peşime derdi. Sayın cumhurbaşkanımız çok iyi bir ama biraz kandırılıyor. Danışmanları onu ikna ediyor. İyi tamam o zaman harikadır diyor. Kandırıldığını şuradan anladık. Geçen gün bu anayasayı anlatırken ilk defa hayırcılara çukurcu pkkcı demedi. ‘Bu anayasa ile 100 bin kişiye cumhurbaşkanını yeniden seçme imkanını veriyoruz’ dedi. Böyle bir şey yok. Birileri gene kandırmış. Oysaki bilse bu Çanakkale’de yapamadıklarını bu anayaysa ile yapmak istiyorlar.

Ama bilmiyorlar ki karşılarında sadece Arsuz değil Türk Milleti hayır diyor. Kürsel kukla oyuncularının oyununu geçmişte olduğu gibi bugünde bozacak. Bir şey daha söylemek istiyorum; sakin hiçbir partiyi, hiçbir kimseyi, hiçbir düşünceyi veya görüşü dışlamayın bilin ki onlar işin farkında değildir. Herkesin sizin gibi işin farkında olmasını bekleyemezsiniz. Biz Mustafa Kemalin askerleriyiz. Bizler şunları anlatacağız bu anayasa, bir anayasa değildir. Bütün yetkileri bir tek kişinin eline verme anayasasıdır. Bir kişi hem cumhurbaşkanı olacak, hem parti başkanı olacak, hem başbakan, hem bakan, hem yargının başkanı, hem başkomutan, hem genelkurmay başkanı oh ne güzel. ‘Ben bunları kendim için isteyecek kadar karaktersiz değilim’ diyor. O sizler için istiyor bunu. Ama Türk Milleti küresel kukla oynatıcılarına ne der? Hayır! Biz Türk milleti küresel kukla oynatıcılarının oyununu bozarız.  Ben hayır çıkacağını biliyorum. Türk milleti ayakta! Kuvva-i milli ruhu budur” şeklinde konuştu.

 

Sandıklara sahip çıkılması isteyen bir vatandaşa da Prof. Batum şöyle yanıt verdi; “Sandıkları bizler koruyacağız. Sandıkları Atatürkçüler koruyacak. Sandıkları sizlerde yalnız bırakmayın. Oyunuzu kullandıktan sonra seçim sorumlusuna işinizi yapın! Orada durun. Sakın gitmeyin. Orijinal imzalı kağıdı aldın mı? O imzalı kağıdı verdin mi başkanına? deyin. Bunu yaparsanız o zaman hiç kimse hiçbir şey yapamaz. Hile bile yapamaz. Sandıkları bırakırsanız kedide girer, kuşta girer, hain de girer, hırsızda” dedi. Panelistler, “Türkiye sizinle gurur duyuyor”, “Mustafa Kemalin Askerleriyiz” sloganları ile ayakta alkışlanarak uğurlandılar.”

Kategori:
Etiketler:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.